Rapor

Türkiye Haftalık Raporu | 16-25 Şubat 2022

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız
Bu hafta yaşanan en önemli gelişmeler
16 Şubat: Avrupa, Türkiye’ye Ege Adaları’nda Yunanistan’ı ‘tahrik etmemeye’ çağrısı yaptı.
16 Şubat: İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un Ankara ziyareti öncesi üst düzey Türk heyeti İsrail’e gitti.
17 Şubat: Erdoğan: Türkiye, Libya halkının seçimini destekleyecektir. 
18 Şubat: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası şubat ayı faiz oranını %14’te tuttu.
19 Şubat: Türkiye, yeni gelen Suriyeli mültecilere geçici koruma kartı vermeyeceğini açıkladı.
21 Şubat: Türkiye Yunanistan ile müzakerelere devam ederken, Atina anlaşmazlıkları çözmek için koşulların uygun olmadığını düşünüyor.
22 Şubat: İstanbul ve Ankara belediye başkanları, 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı yarışmayacak. 
22 Şubat: Türkiye Kavala’nın tutukluluk süresini uzattı.
23 Şubat: Türkiye Cumhurbaşkanı, Senegal’in başkenti Dakar’da Alman mevkidaşı Frank-Walter Steinmeier ile bir araya geldi.
23 Şubat: Türkiye: Rusya’nın Donetsk ve Luhansk’ın bağımsızlığını tanıması, Ukrayna’nın egemenliğini ihlal ediyor.
23 Şubat: Erdoğan: Bir atılım gerçekleştirmek için Putin ile telefon diplomasimize devam edeceğiz.
23 Şubat: Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Senegal gezisinin başarılı olduğunu belirtti.
24 Şubat: Ukrayna Türkiye’den İstanbul ve Çanakkale boğazlarını Rusya’ya kapatmasını istedi. 
24 Şubat: Erdoğan ve Macron bir telefon görüşmesi gerçekleştirerek Ukrayna krizini ele aldı.
24 Şubat: Türk ve ABD Savunma Bakanları 24 Şubat’ta bir telefon görüşmesi sırasında Ukrayna’daki gelişmeleri ele aldı.
25 Şubat: Türkiye, Ukrayna krizi nedeniyle turizm sektöründe ciddi bir kayıp konusunda uyarıda bulundu.
25 Şubat: TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Milli Gün dolayısıyla Kuveyt Ulusal Meclisi Başkanı Merzuk Ali el-Ganim’e tebrik mektubu gönderdi.
25 Şubat: Kuzey Irak ve Suriye’de 12 PKK’lı terörist etkisiz hale getirildi.

Yeni görevlendirme ve atamalar 

  • Bu hafta önemli bir görevlendirme yapılmadı. 

İç siyaset gündemi (Parti içi hareketlilik):

Özet: İç siyasette yaşanan en önemli gelişme, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisine mensup olan İstanbul ve Ankara belediye başkanlarının 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan’a karşı adaylık yarışına girmeyeceklerini açıklaması oldu. Bu karar, Kılıçdaroğlu’nun adaylık yarışına bizzat kendisinin katılacağı anlamına geliyor. Müttefiki olan iYİ Parti lideri Meral Akşener, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkmış, kendi tabiriyle “Erdoğan’a karşı kazanma şansının daha fazla olduğunu” düşündüğü İmamoğlu’nun adaylığını desteklemişti. 

Anketlere göre, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’na kıyasla önde olduğu biliniyor. Ancak Kılıçdaroğlu anket sonuçlarını hafife alıyor. Kılıçdaroğlu, ittifaka 4 yeni partinin katılmasıyla beraber, Meral Akşener’e karşı konumunu güçlendirebileceğini düşünüyor. Nitekim, İmamoğlu’nun İstanbul’daki yoğun kar yağışında süreci başarılı yönetememesi, puan kaybetmesine yol açtı. 

Kılıçdaroğlu, 5 genel başkanın aynı zamanda ana muhalefet lideri olan kendisine cumhurbaşkanlığını önermesi halinde bunu kabul edip etmeyeceği sorusuna, “Elbette. Cumhurbaşkanlığı onurlu bir görev. Beş genel başkanın benim ismimi telaffuz etmesi her şeyden önce benim için onur. Ayrıca beş genel başkanın bana güven duyması anlamına geliyor” dedi. Ancak muhalefet partileri, ortak aday üzerinde anlaşmadan önce siyasi ve ekonomik konularda anlaşmaları gerektiğini vurgulamıştı.

6 ittifak partisi, Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, İYİ Parti lideri Meral Akşener, Gelecek Partisi Başkanı Ahmet Davutoğlu, Demokrasi ve Atılım Partisi Başkanı Ali Babacan ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’dan oluşuyor.

Kılıçdaroğlu’nun aday olması Erdoğan için bir fırsat. Zira Kılıçdaroğlu’nun popülaritesi yüzde 30 düzeyinde. Bu nedenle muhaliflerin belli bir kısmı dahi Erdoğan’a yönelecektir. Kılıçdaroğlu, seçimi kazanması halinde, Esed rejimiyle ilişkileri yeniden tesis etme, Suriyeli mültecileri geri gönderme ve Rusya ile S-400 anlaşmasını iptal etme sözü verdi. Bunun yanı sıra, muhalefetin üzerinde çalıştığı temel mesele, mevcut cumhurbaşkanlığı sistemi yerine ülkeyi parlamenter rejime döndürmek. Ancak bu mesele muhalefeti bir çelişkiye sürükleyerek, cumhurbaşkanlığı sistemi çerçevesinde rekabet etmeye mecbur bırakabilir. Bu da seçim kampanyasını çelişkilere açık hale getirecek ve, parlamenter sisteme dönüştürebileceğinin garantisi yoktur. Ayrıca ittifaktaki partiler arasında uyum sağlamayı daha zor hale getirecektir.

Dış siyaset gündemi (Dış politika): 

Uluslararası arenada Türkiye açısından yaşanan en önemli gelişme, Ukrayna kriziydi. Türkiye, Karadeniz’e kıyısı olan bir ülke olarak, krizin ilk başından bu yana büyük bir rol oynuyor. Krizin başından bu yana bir takım önlemler alınması gerektiğinin altını çizerek, arabuluculuk teklifinde bulunmuştur. Ancak Rusya’nın tutumu nedeniyle şu ana kadar etkin bir rol oynayamadı. Fakat Türkler, durumun daha da kötüye gitmesini engellemek için bir şekilde arabuluculuk rolü üstleneceklerine dair umudunu koruyor. Nitekim Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da bunu vurgulayarak, çatışmanın taraflarıyla iyi ilişkiler içinde olduğunun altını çizdi. Çavuşoğlu, Türkiye’den beklentilerin büyük olduğunu ifade ederek, iki tarafla da ilişki kurabilen nadir ülkelerden biri olduğunu kaydetti. 

Türkiye’nin Ukrayna’nın bütünlüğünü destekleme konusundaki duruşu oldukça net. Bu bağlamda Türkiye, Rusya, Ukrayna, ABD ve Fransa gibi tüm taraflarla yoğun bir telefon diplomasisi gerçekleştirdi. 

Türkiye, Ukrayna meselesindeki gelişmelere yönelik Batı’nın tutumunu eleştirdi. Çavuşoğlu, Batı’nın yanlış bir tutum içerisinde olduğunu ifade ederek, ortam oluştuğunda kendileriyle bu meseleyi ele alacaklarını duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise NATO’nun Ukrayna konusunda belirleyici bir rol izlemediğini belirtti. 

Ukrayna ise, Türkiye’nin boğazlarını Rus gemilerine kapatarak yaptırım uygulamasını istedi. Ancak Türkiye, böyle bir adımın faydalı bir sonuç doğurmayacağının bilincinde. Dolayısıyla, Türkiye görüşmelerini ve tavrını kendi ulusal güvenliğine zarar vermeyecek şekilde sürdürmektedir. Öte yandan, Ukrayna’daki savaş nedeniyle Türk turizm sektörünün olumsuz etkileneceği düşünülüyor. Gıda krizi söylentilerine ilişkin açıklama yapan yetkili makamlar, Türkiye’nin bu alanda kendi kendine yeterli olduğunu kaydederek, buğday ve tahılla ilgili bir kriz yaşanmayacağının altını çizdi. 

Siyasi açıdan, Türkiye krizin devam etmesini istemiyor. Özellikle Batılı ülkelerin Rusya’ya yönelik yaptırımlara katılmasıyla beraber yeni bir soğuk savaşın patlak vermesi, Türkiye üzerinde de baskıya yol açacaktır. Sonuç olarak, başta Almanya ve diğer AB ülkeleriyle yaptırımların uygulanabilirliği konusunda anlaşmazlık yaşayan Türkiye, şu ana kadar rahat ülkelerden biri olarak kabul ediliyor. 

Türkiye, demografik ve ekonomik sorunları nedeniyle Rusya’nın uluslararası arenada yükselişinin uzun sürmeyeceğine inanıyor. Şu anda Çin ve ABD gibi Rusya’nın yükselişinin de Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası arenada daha bağımsız bir rol oynamasına yardımcı olabilir. 

Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kongo ve Senegal’i kapsayan bir Afrika turuna çıktı. İki ülkede de Türkiye’nin büyük önem verdiği ekonomi ve savunma sanayii alanlarında yeni anlaşmalar imzalandı. Türkiye,  ekonomisini destekleme çabaları bağlamında Afrika kıtasını önemsiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna krizindeki gelişmeleri takip etmek için, Gine-Bissau ziyaretini yarıda bırakarak ülkeye döndü.

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: