Araştırma

Azerbaycan-Türkiye ilişkilerine ticaret ve enerji kaynaklarının etkisi

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

1. Giriş

1990’larda Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kafkasya’da (Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan) adıyla yeni devletler kuruldu.Türkiye, müttefikleri ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinin yanı sıra, Rusya’ya rağmen bu ülkeleri kendi tarafına çekmek için çalıştı. Türkiye aynı zamanda büyük petrol ve gaz rezervlerine sahip olan Azerbaycan’ın ve diğer ülkelerin içinde bulunduğu boşluktan yararlanmak istemekte, Avrupa Birliği ise Rusya’nın doğalgazına olan bağımlılığını azaltmak için bu rezervlere Türkiye üzerinden erişme arzusu taşımaktadır.

Petrol keşifleri açısından dünyadaki ilk ülkeler arasında yer alan Azerbaycan, büyük rezervleri ve sondaj, üretim ve ihracat işlemlerinde ileri teknolojiyi devreye sokmasıyla devletin ekonomik durumuna yansıyan mali kazanımlar elde etmeyi başardı. Bu durum, ekonomik kalkınmanın hızını artırdı, kişi başına düşen gelir düzeyi yükseldi, ithalat talebi arttı ve Azerbaycan uluslararası yatırımlar için bir hedef haline geldi. Bu nedenle birçok uluslararası ve bölgesel şirket ülkeye yatırım yaptı. Azerbaycan’ın komşusu olan Türkiye, iki ülke arasındaki ortak milliyetçilik, ortak tarih ve ortak dile dayanan siyasi ve ekonomik ilişkileriyle bu yatırımlardan ve ticaret alışverişinden pay almaya çalıştı. Türkiye’nin neredeyse tamamen enerji kaynaklarında ithalata bağımlı, kaynaklarında çeşitlilik sağlayarak Rusya ve İran’a bağımlılığını azaltmaya çalışan tüketici ülkelerden biri olduğu unutulmamalıdır.

2. Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde dalgalanmalar

Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin her zaman güçlü olduğu ve “İki devlet, bir millet” ifadesiyle tanımlandığı biliniyor. İki ülke arasında birkaç sebepten dolayı açık bir yakınlaşma var.  Birincisi: İki ülke de “Türk” kimliği taşımaktadır. Türk milliyetçiliği konusunda hemen hemen aynı eğilime sahipler. İkincisi: Türkiye, son 20 yılda Azerbaycan ile bağını büyük ölçüde güçlendiren milliyetçi bir söylem geliştirdi. Üçüncüsü: İki ülke, Özbekistan veya Kazakistan gibi Türkçe konuşan diğer ülkeler gibi uzak değil coğrafi olarak birbirine yakındır. Dördüncüsü: Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda birçok Azerbaycanlı aydın, yeni devletin kurulmasına yardımcı olmak için Rusya’dan Türkiye’ye göç etmiştir. Beşincisi: İki ülke ortak bölgesel düşman Ermenistan’a karşı belli bir yönelime ve duruşa sahiptir. Bu nedenler, iki ülke arasında stratejik ilişkilerin oluşturulmasına şu ya da bu şekilde katkıda bulunmuştur. Ancak bu, iki ülke arasındaki ilişkilerde boşlukları tamamen engellememiştir.

1992 yılında Ermenistan güçleri Karabağ bölgesine saldırı başlattığında Türkiye, Azerbeycan’a destek vermemiş ve ardından Ermenistan Karabağ bölgesini işgal etmiştir. Türklerin Azerbaycan’ın safında savaşa müdahale etmesi yönünde halk baskısı ve siyasi kesimin çağrılarına rağmen, dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Birleşmiş Milletler, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve NATO’nun çözüme ulaşmak için müdahale ettiğini gerekçe göstererek bu talebi reddetti. Ancak Demirel’in savaşa girmemesinin ana nedeni, o dönem Ermenistan’ı destekleyen Rusya ile arasında olası bir çatışmadan uzak durmak istemesiydi. Rusya’nın Ermenistan’a desteği, 4 Haziran 1993’te Ebulfez Elçibey başkanlığındaki Azerbaycan hükümetinin çökmesine neden oldu. Elçibey’in ardından İlham Aliyev göreve geldi.

Aliyev döneminde Azerbaycan’ın dış politikası Türkiye’ye ve Batı’ya yönelikti, ancak Aliyev Batı’nın Karabağ sorununun çözümü için gerekli desteği sağlamadığını anlayınca, özellikle Ağustos 2008’de Gürcistan’a yönelik Rus askeri müdahalesinden sonra Rusya ile yakın ilişkiler kurdu. 2009 yılının ortalarında, Rusya’nın desteğiyle Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi için çaba harcandı. Türkiye’nin Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirme eğiliminde olduğu bu dönemde, Azerbaycan’ın Türkiye’ye yönelik güven duygusu zarara uğradı ve bunun sonucunda Azerbaycan; Rusya, Çin, Japonya, Güney Kore ve İsrail ile ilişkilerini geliştirmeye yöneldi. Türkiye ile Ermenistan arasında başarısızlıkla sonuçlanan normalleşme sürecinde Azerbaycan, Türkiye’ye ihraç edilen doğalgazın fiyatını bin metreküp başına 300 dolara çıkardı. Daha önce 120 dolara sattığı doğalgazın, uluslararası piyasadaki fiyatı 335 dolardı. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Türkiye’nin ‘Şahdeniz’ projesinden aldığı doğalgaz fiyatının piyasa fiyatlarına göre uyarlanması gerektiğini vurguladı. Azerbaycan’da Türk firmalarına baskı yapıldı ve Türk mallarına boykot uygulandı.

Ağustos 2010’da 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Azerbaycan’ı ziyaret etti. İki yıl süren ikili gerilimin ardından ilişkileri canlandırmak üzere iki ülke arasında stratejik bir ortaklık ve iş birliği anlaşması imzalandı. Müzakereler sırasında Kafkasya’da daha fazla istikrar ve güvenlik için gerekenlerin yapılacağı ifade edilirken, Dağlık Karabağ sorununun Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü çerçevesinde çözülmesi ve Ermenistan’ın işgal altındaki topraklardan çekilmesi vurgusu yapıldı. Türkiye-Azerbaycan ilişkileri, 2012 yılından sonra iki ülke arasındaki ticaret ve yatırım alışverişinin genişlemesiyle eski haline geri döndü. Nitekim iki ülke yeni gaz ve petrol boru hatları, kara ulaşım hatları ve demiryolları ağıyla birbirine bağlandı. 2008-2010 yılları arasında yaşanan durgunluğun ardından iki ülke ilişkilerinde “İki devlet bir millet” kavramına geri dönüldü.

3. Türkiye-Azerbaycan arasındaki ekonomik ilişkiler

İki ülke arasındaki ilişkilerde ekonomik çıkarlar önemli bir rol oynamaktadır. Azerbaycan’ın 30 yıl önce kurulmasından bu yana, iki ülke ikili ticaret, ortak enerji projeleri ve doğrudan yatırımlarla ekonomik ortaklıklarını derinleştirerek çok yönlü stratejik iş birliği yapmıştır. Azerbaycan, Türkiye’yi Orta Asya’daki diğer Türk ülkeleriyle bağlayan bir köprü konumunda olmuştur. Öte yandan Türkiye, Azerbaycan’ın, uluslararası ekonomik topluluğa entegrasyonunu kolaylaştıran, batı ve uluslararası piyasalara erişmesini sağlayan bir ülke olarak rol oynamıştır. İki ülke 2007’de, ticaret, serbest ekonomi, bölge ve ulaşım da dahil olmak üzere çeşitli alanlarda Ekonomik Ortaklık ve Eylem Planı’nı imzalamıştır. Yine 2010 yılında iki ülke, Türkiye-Azerbaycan Stratejik İşbirliği Konseyi’nin kurulması için anlaşma imzalamış ve ekonomik ilişkilerin önündeki engelleri kaldırmak için adımlar atmıştır.

3:1. İki ülke arasındaki ticari alışveriş 

Azerbaycan ihracat hacminin yüzde 90’ını petrol ve gaz ihracatı oluşturuyor ki bu da uluslararası pazarda petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların devlet bütçesine ve gayri safi yurtiçi hasılasına yönelik etkisini açıklıyor. 2014 yılına kadar petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle ekonomik büyümesi yüksek olan Azerbaycan; 2014 sonundan itibaren yaşanan düşüşün ardından, gayri safi yurtiçi hasılada 2018’e dek kademeli bir düşüşe tanık olmuştur. 2013 yılında 74 milyar dolar olan GSYİH, 2018’de 47 milyar dolara gerilemiştir.

2019 yılında Azerbaycan ihracatının toplam değeri 19,5 milyar dolarken, ithalatının değeri 13 milyar dolar olarak kaydedilmiştir. Türkiye, Azerbaycan’ın en büyük ikinci ekonomik ortağıdır. Türkiye, Azerbaycan’ın toplam ithalat hacminin yüzde 15’ini gerçekleştirdiği Rusya’nın ardından ikinci sırada yer alırken, ithalat değeri 2019 yılında 1,6 milyar dolara ulaştı. İhracat açısından ise Türkiye, 2,55 milyar değeriyle İtalya’dan sonra Azerbaycan’ın ikinci ihracatçı ülkesi konumundadır.

2020 istatistiklerine göre Azerbaycan’ın nüfusu yaklaşık 10 milyona ulaştı. Başta makine ve teçhizat ürünleri, gıda maddeleri, maden ve kimyasallar olmak üzere ihtiyaçlarını temin etme açısından büyük bir ithalatçı ülke olarak kabul edilmektedir. Petrol ve gaz gibi enerji kaynaklarının keşfi kişi başına düşen gelirde artışa ve ithalat hacminde önemli bir yükselişe yol açarak, ülkeyi ihracat için verimli bir zemin haline getirdi. Türkiye, Azerbaycan ile ticaret alışverişini genişletmek için tarihi ilişkilerin ve karşılıklı ulusal bağımlılığın kökenini kullanıyor. 2019 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev 15 milyar dolarlık ticaret anlaşması imzaladı. Böylelikle Türkiye önümüzdeki yıllarda Azerbaycan’ın ilk ticaret ortağı haline gelecek. 

3:2. Yatırım akışı

Türkiye, Azerbaycan ekonomisine şu ana kadar yaklaşık 11 milyar dolar yatırım yaparken, Azerbaycan’ın Türkiye’deki yatırımlarının 2020 sonunda 20 milyar dolara ulaşması bekleniyor. En önemlisi petrol, gaz ve petrokimya sektöründe faaliyet gösteren kamu kuruluşu SOCAR başta olmak üzere Türkiye’de faaliyet gösteren Azerbaycan şirketlerinin sayısı 2 bin 467’ye ulaştı. Azerbaycan’da yatırım yapan Türk şirketlerinin sayısı ise 3 bin 400’e ulaşırken, bu firmaların çoğu inşaat ve dokuma alanında faaliyet gösteriyor.

4. Türkiye ve Azerbaycan arasındaki boru hatları ve ulaşım ağları 

Azerbaycan coğrafi olarak kapalı bir ülkedir, ihracat ve ithalat limanları yoktur. Bu nedenle ithalat ve ihracat faaliyetleri komşu ülkelerine uzanan boru hatlarına ve karayolu ağlarına dayalıdır. Sovyetler Birliği döneminde, Azerbaycan’da petrol ve doğalgazın çıkarılma ve üretim altyapısı ilkel ve gelenekseldi ve kaynaklar tam olarak kullanılmıyordu. Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya, Azerbaycan ile enerji ve savunma alanındaki iş birliğini korumaya gayret etti. Şu ana kadar, Gazprom, Lukoil ve Transneft gibi Rus enerji şirketleri petrol ve gaz üretim faaliyetlerinde yer aldı. Ruslar, devlete ait Azerbaycan enerji şirketi SOCAR’da da nüfuz sahibi.

4:1. Bakü – Tiflis – Ceyhan boru hattı

Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) boru hattı, ham petrolü Azerbaycan sahalarından Gürcistan üzerinden Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan limanına taşımaktadır. Türkmenistan’dan ham petrol transfer eden bu hat, bir miktar da Kazakistan’dan transfer etmektedir. Yeraltı boru hattının uzunluğu bin 768 kilometredir. Hattın üretim kapasitesi Mart 2009’dan bu yana günde 1 milyon varile ulaşmış ve daha sonra günlük 1.2 milyon varile kadar çıkarılmıştır. 

Azerbaycan, uluslararası su yolları ve uluslararası pazarlara bağı olmayan ve coğrafi olarak kapalı olan Hazar Denizi ile kendisini birbirine bağlayarak siyasi açıdan Batı’ya yaklaşmayı başardı. Boru hattının geçtiği ülkeler için ekonomik avantajları bulunurken, projenin siyasi hedefleri vardı: Birincisi; ABD, Rusya’nın Hazar bölgesi üzerindeki tekelini kırmak için projenin ana destekçisiydi. İkincisi;  Boru hattı güzergahı Azerbaycan’ın çekincesi nedeniyle Ermenistan’dan çıkarıldı bu da izolasyona neden oldu.

Azerbaycan da petrolünü, 1998 yılından bu yana faaliyet gösteren 520 millik bir boru hattı Bakü-Supsa hattı üzerinden ihraç etmektedir. Üretimi Gürcistan’ın Supsa limanındaki tankerlere terminal noktasında yüklenmekte ve İstanbul üzerinden uluslararası pazara ihraç edilmektedir. Sovyetler Birliği döneminde yapılmış eski bir hat olan Rusya’dan geçen Bakü – Novorossiysk hattı da bulunmaktadır.

4:2. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki doğalgaz boru hatları

Uluslararası pazarda stratejik açıdan önemli bir doğalgaz ihracatçısı olmayı hedefleyen Azerbaycan, tek başına 1,2 trilyon metreküpü bulan Şahdeniz sahasındaki rezervlerini ve 2,6 trilyon metreküpü aşan diğer kaynaklarını ihraç etmeyi amaçlamaktadır. Şahdeniz dışındaki diğer doğalgaz sahalarının potansiyeli göz önüne alındığında, 2020-2025 yılları arasında Azerbaycan’ın yıllık gaz üretiminin 50 milyar metreküpe ulaşması bekleniyor.

Boru hattı stratejisinin başarılı bir şekilde uygulanmasının ardından Azerbaycan, gaz ihracat politikası açısından stratejik hedefler belirlemeye başladı. Azerbaycan şu anda Hazar bölgesinde uluslararası pazarlara gaz ihraç eden tek ülkedir, bu nedenle Avrupa Birliği, Azerbaycan’ı TANAP boru hattında sağlayıcısı ve katılımcısı olarak görüyor. Azerbaycan’ın stratejik bir ürün olan gazı üreterek ihraç etmesi; ülkenin jeostrateji ve büyük finans merkezine oturmasına katkıda bulunacak; daha fazla ihracat yapacak, böylece finansal getirileri artarak, gelir ve yatırımlarında artış sağlanabilecektir.

4:3. TANAP boru hattı

Azerbaycan’daki Şahdeniz sahasından başlayan boru hattı, Gürcistan ve Türkiye topraklarından geçiyor. Avrupa’ya gaz taşıyan Yunanistan sınırında, Edirne’nin İpsala bölgesindeki TAP boru hattına bağlanacaktır. Bu boru hattının çalışmalarına fiilen başlanmış ve Türkiye’ye ilk gaz pompalaması 2020 yılında yapılmıştır.

Bu proje Azerbaycan’a çok büyük ekonomik kazanımlar sağlıyor. Boru hattının yüzde 68’ine sahip olduğu için, gazın Avrupa pazarlarına taşınmasından elde edilecek gelir Azerbaycan’a ait olacak. Azerbaycan ve Türkiye, PETKİM’de bir rafineri projesinin temelini daha attı. İki proje göz önüne alındığında, Azerbaycanlı SOCAR firmasının Türkiye’ye yaptığı yatırım hacmi 17 milyar dolara ulaşacak, bu da Türk sanayisine en büyük yatırım yapan ülke olduğu anlamına geliyor. Dolayısıyla SOCAR Türkiye’de faaliyet gösteren en büyük yatırım şirketi olacaktır.

TANAP boru hattının inşasına ilişkin yapılan anlaşmanın en önemli maddelerinden biri; Azerbaycanlı SOCAR şirketi ile Türk BOTAŞ şirketi arasında Azerbaycan ve Türkiye hükümetlerinin, proje yöneticilerine Adriyatik Denizi Boru Hattı (TAP) ile İngiltere, ABD ve AB’ye hat kiralama başvurusunda bulunabilme olasılığıdır. Bu maddenin anlamı şudur; söz konusu ülkeler gelecekte boru hattına yatırım yapabilir ve diğer yollar ve boru hatlarıyla birleştirerek enerji kaynaklarını ithal edebilirler. Ki bu da TANAP boru hattına küresel bir jeopolitik önem verecektir.

Ayrıca iki ülke arasında Şahdeniz’de üretilen Azerbaycan doğalgazının Gürcistan ve Türkiye’ye taşıyan 2007 yılından beri faaliyetteki 980 kilometre uzunluğunda Bakü-Tiflis-Erzurum doğalgaz boru hattı da bulunmaktadır.

Azerbaycan’ın yaptığı bir boru hattı daha bulunuyor; Bakü-Astara hattı. Ermenistan ile savaştan sonra, Azerbaycan İran ile gaz ihracatı için bir anlaşması imzaladı. İran, 2006 yılından bu yana Bakü Astara hattı üzerinden Azeri doğalgazını Nahçıvan’a taşıyor. İran bu gazı Salmas-Nahçıvan hattı üzerinden Nahçıvan’a taşırken, transit gelirinin yüzde 15’ini komisyon olarak alıyor.

Azerbaycan, Türkiye’nin ana doğalgaz tedarikçisi haline geldi ve bu da Rus gazına olan bağımlılığını azalttı. 2020 yılının Ocak-Mayıs ayları arasında Türkiye Azerbaycan’dan 4,5 milyon metreküp gaz  ithal etti. 2019’un aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 20,4 artış kaydetti. Rusya’dan yapılan ithalat 2020 yılının Mayıs ayında 2019’un aynı ayına göre yaklaşık yüzde 62 azaldı. Azerbaycan’ın resmi olarak Türkiye’nin en büyük doğalgaz tedarikçisi olması bekleniyor. Bu durum, Karadeniz genelinde inşa edilen ve 2020 yılı başında hizmete giren 7,8 milyar dolar maliyetli ve 930 kilometre uzunluğundaki, hedefi Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerine gaz ihraç etmek olan TürkAkım boru hattı projesini etkileyecek. Rus gaz akışındaki düşüş, Türk ulusal şirketi BOTA’nın Cezayir ve Nijerya’dan yaptığı gaz ithalatından da kaynaklanıyor.

Türkiye’nin Suriye ve Karadeniz’de Rusya’nın askeri etkisini artırmasına ve Libya’daki çatışmaya ilişkin anlaşmazlığa bağlı olarak Rus gazına olan bağımlılığını azaltmak için Azerbaycan’a bağımlılığını arttırması mümkündür. Bu bağlamda Türkiye’nin yeni kaynaklar için harekete geçmesi doğaldır. Bu nedenle Türkiye, Azerbaycan gazının engelsiz akışına önem veriyor. Bölgesel bir güç olarak Türkiye gaz tedarik zincirini siyasi ve askeri anlamda savunmaya hazır hale gelecek. Nitekim Türkiye’nin Karabağ’ın kuzeyindeki Tovuz bölgesinde yaşanan son çatışmalara ilişkin konumu bölgenin gaz, petrol ve demiryolu altyapısını barındırmasıyla ilintilidir. 

Türkiye, bu projelerle boru hatları ve uluslararası ticarette önemli bir ülke olarak jeopolitik konumunu güçlendirdiği gibi aynı zamanda daha düşük fiyata petrol ve doğalgaz satın alabildi. Bu, ithalata tamamen bağımlı olduğu için çok önemlidir. Devlet hazinesi topraklarından geçen boru hattının gelirlerinden yararlanmaktadır.

4:4. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı (BTK)

Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu (BTK), Harita No. (3) ‘de gösterildiği gibi Türkiye’de Kars, Gürcistan’da Tiflis ve Azerbaycan’da Bakü’yü birbirine bağlayan bölgesel bir demiryoludur ve 30 Ekim 2017’de hizmete açılmıştır. Başlangıçta 1 milyon yolcu, yıllık 6,5 milyon ton kargo kapasitesine sahip olan projenin 2034 yılına kadar yılda 3 milyon yolcu ve 17 milyon ton kargo kapasitesine çıkarılması bekleniyor.

Projenin temel amacı, üç ülke arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmek ve Avrupa ile Asya’yı birbirine bağlayarak doğrudan yabancı yatırım elde etmektir. Proje, petrol ve gaz gibi enerji kaynaklarının yanı sıra İstanbul Boğazı’ndaki Marmaray projesine bağlanarak yolcu ve eşya taşımacılığını kolaylaştırmayı hedeflemektedir. Demiryolunun coğrafyasına ve projeye imza atan ülkelerin birbirine bağlılığına göre, Ermenistan izole edilmiş ve hattın geçtiği ülkelerin birbirine entegre olması sağlanmıştır.

5.Sonuç

Veriler ve göstergeler ışığında, iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin temel unsurlarından birinin enerji ve ticaret alışverişi alanındaki iş birliği olduğu açıktır. Türkiye, Azerbaycan ile ilişkilerinde siyasi ve ekonomik kazanımlar elde etmiş ve bölgedeki konumunu bir enerji ulaştırma ve satış merkezine dönüştürmeyi hedeflemiştir. Dolayısıyla Türkiye’nin Azerbaycan ile ilişkilerini güçlendirmesi muhtemeldir. Bu bağlamda Azerbaycan gazı Türk stratejisinde hayati bir rol oynamaya devam edecektir. Türkiye, Azerbaycan ile ilişkileri ve stratejisi ile 3 doğal gaz boru hattı ve 1 petrol boru hattı inşa etmeyi başarmıştır. Ayrıca Türkiye güvenilir bir tedarikçi olarak Azerbaycan’a enerji kaynaklarında çeşitlilik sağlamış, enerji güvenliğini teminat altına almış ve şu üç tasavvur doğrultusunda Azerbaycan’a güvenmiştir; Birincisi: Türkiye topraklarından uluslararası pazara açılan jeostratejik boru hatlarının Azerbaycan kaynaklarının en çok ihraç edilenleri haline gelmiştir. İkincisi: İki taraf, özellikle enerji endüstrisi alanında karşılıklı yatırımlardan gelir elde edecektir. Üçüncüsü, Türkiye’nin üçüncü milenyumun başından beri güçlendirmeye çalıştığı ortak Türk milliyetçiliği ve iki ülke arasındaki toplumsal karşılıklı bağımlılık, “iki devlet bir millet” olarak ifade edilmektedir.

Azerbaycan, rezervlerini boru hatları ile uluslararası pazara ihraç etme ve kaynaklarının ihracatına hâkim olan Rus tekelini kırma kabiliyetiyle ekonomik kazanımlar elde ederek kalkınmayı başarmıştır. Uluslararası siyasi arenadaki rolünü ve konumunu güçlendiren Azerbaycan, Avrupa Birliği’ne petrol ve gaz tedarik zincirinin bir parçasını oluşturan ülkelerden biri haline gelmiştir. 

Hasan Alşagel

Hasan Alşagel

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: