Analiz

Suriye Anayasa Komisyonu: Oluşum ve İşleyiş Sorunları

1. Giriş

23 Eylül 2019’da Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres Suriye’de yeni anayasa için Anayasa Komisyonu’nun kurulacağını açıkladı. Rejim, muhalefet ve sivil toplum temsilcilerini kapsayacak olan komisyonun Suriye’de siyasi çözüme yönelik bir adım olacağı umut ediliyordu. 

2011’de gösteriler başladığında, rejime karşı çıkan eylemcilerin talepleri arasında anayasa değişikliği veya yeni anayasa oluşturmak yer almıyordu. Fakat Suriye’deki seçkin muhalifler daha önce birkaç kez anayasa değişikliği talebinde bulunmuştu. 1973 anayasası da 2012 anayasası da bu talepler kapsamındaydı. Özellikle Baas Partisi’ni devletin ve toplumun önderi olarak belirten 8’inci maddenin ve cumhurbaşkanlığı adaylık şartları ve işleyişini belirleyen, bu görevle Baas Partisi’nin ulusal liderlik konumunu birleştiren 84’üncü maddenin değişmesi için çağrı yapılmıştı.

Fakat Suriye anayasasını ülkede belirli bir grubun veya iktidarın tekelini ortadan kaldıracak, en azından kısıtlayacak şekilde değiştirme çağrıları tüm çabalara rağmen karşılık bulamadı.

2. Suriye’de anayasa tarihi 

Suriye’de anayasa oluşumu 19’uncu yüzyıl sonu Osmanlı döneminde başladı. Entelektüel camia geçen yüzyılın ilk yarısı boyunca çok sayıda anayasanın temelini oluşturmalarını sağlayacak bir anayasa kültürü edindi. Tarihçilere göre Suriye’ye dair ilk anayasa belgesi Osmanlı Devleti’nin 1876 civarında Suriye Vilayeti için (günümüz Suriye devleti) onayladığı belgeydi.[1] Suriye’nin Osmanlı’dan ayrılmasının ardından 1920’de Kral Faysal’ın onayladığı sadece 15 maddeden oluşan bir anayasa tasarlandı. Ardından,

  • Manda dönemi anayasası (1928’de yazıldı, 1930’da ilan edildi), 
  • Darbeler dönemi anayasaları:
    • 1950 Anayasası, 
    • 1952 Şişaklı Anayasası, 
    • 1958 Suriye ve Mısır’ı birleştiren Birleşik Arap Cumhuriyeti geçici Anayasası, 
    • 1961 ayrılık sonrası Suriye Arap Cumhuriyeti geçici Anayasası,
  • Baas anayasaları (1964, 1966, 1969, 1971, 1973), ve 
  • Beşşar Esed’in onayladığı 2012 Anayasası 

takip etti.[2] Bu anayasalar aşağıdaki maddelerde farklılıklar göstermiştir.

  • Suriye’nin bağımsızlığı ve egemenliğine ilişkin madde ve fırkalar.
  • Devletin dinine ilişkin madde bulunması veya bulunmaması.
  • Devlet başkanının dinine ilişkin madde bulunması veya bulunmaması. 
  • Devlet başkanlığı adaylığının şartları, işleyişi ve uzatma şartları.
  • Devlet başkanının yetkileri.
  • Suriye’de siyasi rejimin yapısı. 

Bu anayasalar arasında genellikle aşağıdakiler üzerinde durulur: 

  • 1950 Anayasası. Dönemin şartlarında mümkün olan en yüksek standartlar sağlanmaya çalışıldı.
  • 1973 Anayasası. Hafız Esed tarafından onaylanan, Suriye’nin daimî anayasası olarak nitelendirilen ve Baas’ın egemenliğini pekiştiren anayasa.
  • 2012 Anayasası. Suriye’de rejime karşı isyanın başlamasının ardından Beşşar Esed döneminde onaylanan anayasa. Bu anayasayla Suriyelilerin taleplerinin karşılanması ümit edilmişti ancak ülkede yeni bir siyasi süreç için gerekli düzenlemelerden yoksundu. Bilakis rejimin ve Baas’ın iktidar üzerindeki egemenliğini kökleştiren maddeleri muhafaza etti. Bu gelişme Suriyelilerin ve ulusal toplumun gözünde Suriye devletine ait bir belge değil, rejime ait bir belgeydi ve bu itibarla ele alınmalıydı.

3. Çözüme ulaşma bağlamında Suriye Anayasası

Anayasa fikri 2012’de Kofi Annan’ın (2011’de olaylar patlak verdikten sonra Suriye’ye atanan ilk özel elçi) 6 aşamalı planıyla başladı, Cenevre Bildirisi ve 2012 BM Güvenlik Konseyi 2118 numaralı kararı ile devam etti. Ancak Suriye için anayasa bahsi veya yeni bir anayasa fikri öncelik kazanan bir durum olmadı. Savaşın ve şiddetin durdurulması, bir yönetim kurulu veya organı kurmak gibi daha öncelikli adımlar kapsamında cüzi bir aşama olarak görüldü. 

Daha sonra, 2015 yılında Viyana’da gerçekleştirilen Uluslararası Suriye Destek Grubu’nun toplantılarında ülkedeki siyasi çözüme giriş mahiyetinde yeni bir anayasanın yazılmasından bahsedildi. İlk (Ekim 2015) ve ikinci (14 Kasım 2015) Viyana bildirilerinde, Suriye’de terörle mücadele ve siyasi çözüm sürecinin birbirinden ayrılması gerektiği vurgulandı. Böylece rejim bir şekilde terörden sorumlu olarak değerlendirilmek yerine terörle mücadelenin taraflarından biri konumuna geldi. İki bildiride de Suriye’de siyasi çözümün temel adımlarından birisinin yeni bir anayasa yazılması olduğu vurgulandı. Bunun yanı sıra güvenilir ve mezhep ayrımcılığı gütmeyen bir yönetimin kurulması ve seçimlere gidilmesi vurgulandı. Takip eden süreçte bu konuşmalar, Anayasa Komisyonu oluşumuna ve Suriye’nin tamamında siyasi çözüme ilk adım olarak yeni bir anayasanın hayata geçirilmesine dair söylemler şeklinde evrildi. 

Anayasa Komisyonu fikri, 30 Ocak 2018’de Rusya’nın çağrısıyla Soçi’de yapılan Suriye Ulusal Diyalog Konferansı’nda resmiyet kazandı. Konferansta büyük kısmı rejim temsilcilerinden oluşan yüzlerce katılımcı bulunuyordu. Riyad Konferansı’nda kurulan ve Suriye muhalefetinin en yeni yapılanmasını temsil eden Yüksek Müzakere Komisyonu katılmayı reddetti. Muhaliflerden katılanların sayısı az olup çoğu ana muhalefet bloklarının temsilcisi değildi.

Konferansın sonunda katılımcıların “anayasal reform gerçekleştirmesi adına Anayasa Komisyonu” kurulması hususunda anlaştığını içeren bir bildiri yayımlandı. Bildiride ayrıca, BM Temsilcisi Staffan de Mistura’nın daha önce duyurduğu Suriyeli taraflar için 12 temel ilkenin anayasa kapsamına alınacağı de belirtildi. Anayasa komisyonu oluşum süreci, 2018’in başından komisyonun kurulacağının ilan edildiği Eylül 2019’a kadar 2 yıla yakın bir süre boyunca sürüncemede kaldı. 

Buradaki paradoks, Soçi zirvesine veya Moskova’nın deyimiyle Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne katılan tarafların, Anayasa Komisyonu’nu oluşturanlarla aynı olmaması. Hatta birçoğu ilan edilen komisyonun üyesi değil. Oysa süreci uluslararası taraflar ve rejimle birlikte, Soçi Konferansı’na katılmayı reddedip sonradan sonuçlarını kabul eden Yüksek Müzakere Organı yönetti. Komisyon üyelerinin hepsini de bu organ aday gösterdi.

4. Anayasa Komisyonu’nun yapısı ve çalışma mekanizması 

BM Genel Sekreteri’nin 26 Eylül 2019’da Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği Anayasa Komisyonu usul kuralları konulu mektupta Komisyonun prosedürleri ve çalışma mekanizması açıklanmıştı. Ancak Anayasa Komisyonu’nun yapısı ve üye sayısı BM değil, Astana görüşmelerinde net bir şekilde karara bağlandı. Bu görüşmede garantör ülkeler (Türkiye, Rusya, İran) ve uluslararası elçi Staffan de Mistura, komisyonun 150 üyeden oluşması konusunda anlaştı. Anlaşmaya göre üyelerin üçte birini Yüksek Müzakere Organı, üçte birini rejim seçecek, kalan üçte birlik dilimi de uluslararası arabulucu (önce De Mistura’ydı, sonra Pedersen) tarafsız Suriyelilerden ve uzman ve sivil toplum temsilcilerinden seçeceği adaylardan oluşturacaktı.

Garantör ülkelerin (Rusya, Türkiye, İran) açıklamalarına ve Genel Sekreter’in Güvenlik Konseyi’ne Anayasa Komisyonu ve işleyişine dair yazdığı mektuba istinaden komisyonun çalışma mekanizması aşağıdaki gibi özetlenebilir. 

  • Komisyon 2 kuruldan oluşacak. 150 üyelik onay kurulu büyük yapıyı, bu sayının içinden seçilecek 45 kişilik yazım kurulu ise küçük yapıyı temsil edecek.
  • Her iki kurul da kararlarını %75’lik oy çokluğu ile alacak (150 üzerinden 113 veya 45 üzerinden 34 oy).
  • Komiteyi biri muhalif heyetten diğeri de rejim heyetinden iki eş başkan yönetecek.
  • Komite mevcut anayasayı (2012 Anayasası) değiştirebilir veya yeni bir anayasa yazabilir.
  • Komisyon, toplantılarını BM ile koordine içinde Cenevre’de düzenleyecek. BM Özel Temsilci eş başkanlara yardımcı olmak, bakış açılarını birbirine yaklaştırmak ve üyeler arasında uyumu sağlamak suretiyle Anayasa Komisyonu’nun işleyişini kolaylaştıracak.
  • Usul kurallarına dahil olan bir bende göre Anayasa Komisyonu üyeleri, bunların yakınları, siyasi mensubiyetleri, bağlı oldukları sivil toplum örgütleri veya içinde bulundukları oluşumlar bu üyelik nedeniyle (ne şahıslarına ne mal varlıklarına yönelik) herhangi bir tehdide maruz kalmamalı.
  • Komisyonun onaylayacağı anayasa halkın onayına sunulacak.

5. Sorunlar ve zorluklar 

Anayasa Komisyonu’nun oluşturulması için harcanan çabaya, zamana ve üyeler üzerinde anlaşılmaya varılmasına rağmen komisyon kurulduktan birkaç gün sonra bazı üyeler istifa etti. Suriyeli muhaliflerin en önde gelen temsilcilerinden Müslüman Kardeşler komisyondan çekildiğini ve katılmayı reddettiğini açıkladı. Muhaliflerin yönettiği bazı bölgelerde Anayasa Komisyonu’na karşı eylemler düzenlendi. Çok sayıda Suriyeli muhalif ve aktivist de gidişata karşı olduklarını dile getirdi.

Bazı komisyon üyelerinin istifa nedenleri meşruiyet veya otorite tartışmaları etrafında gerçekleşirken, bazılarının ki komisyonun çıkış noktasına, işleyişine, bağlanabileceği sonuçlara dair kanılara, kimi üyelerin güvenilirliğine dair duyulan şüphelere veya rejimin komisyondaki egemen pozisyonuna bağlı olarak değişiklik göstermekte. Anayasa’nın işleyişine dair sıkıntılar ve eleştiriler aşağıdaki gibi özetlenebilir. 

5.1 Otorite sorunu

Anayasa Komisyonu Soçi’de Rusya öncülüğünde gerçekleştirilen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’nde onaylanmıştı. Komisyonun hangi otoriteye bağlı olduğu ve hangi kanuni dayanaklar üzerine kurulduğu komisyona karşı çıkanların ısrarla gündeme getirdiği bir konu. 2254 sayılı BM kararı ve Cenevre Bildirisi gibi uluslararası karar metinleri farklı bir sırayla gelişen belirli işlemler içerir, ki bu Anayasa Komisyonu’nun BM değil, Soçi ve Rusya veya Astana ve Soçi müzakerelerine katılan garantör ülkelerin otoritesine bağlı olduğu anlamına gelir. BM vesika ve beyanları, Suriye’de çözümün öncelikli bir adımı olarak Anayasa Komisyonu’nu belirtmemiştir. Daha ileri adımlar için bir giriş noktası ve bir bütün olarak Suriye’de siyasi çözüm sürecine dahil etmek bile BM için söz konusu olmadı. Rejim bir kez Dışişleri Bakanı, bir kez de Beşşar Esed aracılığıyla bu durumu dile getirdi. 

Bununla birlikte, Anayasa Komisyonu’na dair yetki olgusuyla ilgili iki temel sorun var: Birincisi, siyasi çözüm süreci ve Anayasa Komisyonu’nun bu süreçteki yeri, ikincisi Beşşar Esed’in, bu komisyon tarafından yazılacak anayasayı onaylama mekanizması gibi, komisyonun işleyişine dair bazı temel olgularda alacağı roldür.

5.2 Yoldan sapma 

Kofi Annan tarafından 2012 yılında ilan edilen ve BM’nin kabul ettiği 6 temel nokta, Suriye’deki durumu çözmek için önerilen ilk uluslararası adımdı. Ardından bir dizi karar alındı ve önemli açıklamalar yapıldı. Bunların başında Cenevre Bildirisi, Viyana bildirileri ve 2254 numaralı karar geliyordu. Suriye’deki siyasi çözüme ilişkin tüm BM bildirimleri ve BM Güvenlik Konseyi kararları açık bir sıralama içeriyordu: Önce devlet işlerini yönetecek, yürütme yetkilerine sahip bir organ veya idari yönetimin oluşturulması, ardından güvenli bir çevre oluşturup yeni bir anayasa hazırlamak veya mevcut anayasayı değiştirmek, sonra seçimlere gidilmesi. 

Ancak şu an anayasa yazma adımı diğer tüm adımların önüne geçirilmiş durumda. Bu da diğer adımların anayasa yazımına indirgeneceğini düşündürmekte. Özellikle güvenli ortam oluşturma adımı böyle geçiştirilirse rejime ait emniyet ve askerî organların nüfuzu devam edecektir. Bu da rejimin ve başkanının muhalifleri bastırma ve onlardan intikam alabilme gücünü elinde tutması anlamına gelir. 

5.3 Süreye ait sorunlar

Komisyonunun işleyiş ve uygulamaları tanımlanmış ve kamuya açık hale getirilmiş olmasına rağmen anayasa yazımının tamamlanması için belirli bir zaman dilimi belirlenmedi. Bu da süreyi açık tutup uzatma ve aksatmalara kapı açacak bir durum. 

5.4 Temsil sorunu 

Özel Elçi Pedersen ve selefi De Mistura komisyonda kadın üyelerin bulunmasına özen gösterdiler. Böylelikle %30’luk bir oran kadınları temsil ediyor. Ancak mezhepsel, etnik ve coğrafi düzlemde Suriye’nin bazı kilit kesimleri komisyonda temsil edilmiyor.

Suriye’deki en eski siyasi teşkilatlardan birisi olan Müslüman Kardeşler temsil edilmemekte. Kürtler adına konuşan bazı gruplar da komisyonda Kürtlerin temsil edilmemesi veya temsil hacminin düşük olmasına dair itirazlarını belirtti. Aynı durum Türkmenler, Dürziler ve diğer unsurlar için de geçerli. Komisyonda din adamlarının bulunmaması da dikkat çeken hususlardan biri. Öte yandan, komisyon üyelerinin çoğunun Halep ve Şam gibi Suriye’nin büyük şehirlerini temsil etmesi nedeniyle coğrafi dağılım açısından da bazı itirazlar söz konusu.

5.5 Askerî operasyonlar sürüyor 

Siyasi süreç başlayıp Anayasa Komisyonu oluşturulunca Suriye’de Rusya ve Esed rejimi tarafından muhaliflerin yönettiği bölgelere gerçekleştirilen askerî operasyonların durması bekleniyordu. Ancak, komisyon çalışmaları askerî operasyonları durduran değil, onunla eş zamanlı gerçekleşen bir olgu oldu. Rejim, Rus ve İranlı müttefikleri bu saldırıları yukarıda açıklandığı gibi 2015 Viyana bildirisinde vücut bulan terörle mücadele olgusunun bir parçası olarak savundular.

5.6 Tutuklama ve kaçırılma vakaları devam ediyor

Uluslararası kurumlar rejime, kötü şartlarda alıkoyduğu 128 bin tutukluyu serbest bırakma çağrısı yapıyor. Ayrıca uluslararası organ ve komisyonların bu mahkumlara dair ziyaret ve iletişimde bulunma imkanının sağlanmasını talep ediyor. Bu talep BM ve BMGK oturum, karar ve beyanlarında; Suriyeli muhaliflerin açıklamalarında daimî bir şekilde yer alan, Suriye’de devrimin temel taleplerinden biriydi. Bu nedenle, bu insanlar serbest bırakılmadan veya akıbetlerinin ne olacağı belli olmadan önce, rejimle veya rejimi temsil eden bir grupla masaya oturulmaması bekleniyordu. Ancak Anayasa Komisyonu, mahkumların serbest bırakılması veya durumlarında gelişme sağlanmasını içeren siyasi süreçle bağlanmadan oluşturuldu ve çalışmalara başlandı.

5.7 Rejim anayasa yazma sürecine ortak

Devrimin ilk günlerinde Beşşar Esed ve rejimine karşı sloganlar rejimin gitmesini değil düzelmesini talep ediyordu. Fakat bu sadece birkaç gün sürdü. Beşşar Esed eylemleri güç kullanarak durdurmaya çalıştı. Rejime git çağrısı da bu eylemlerin ana talepleri arasında en öne geçerek Esed’e ve rejime karşı çıkmanın sembolü haline geldi. Hatta bu tutumu benimsemekte çekince gösteren bazı muhalif gruplar ya da kendilerini muhalif olarak nitelendirenler (en azından devrimin ilk yıllarında) silahlı veya siyasi muhalif gruplar arasında kendilerine yer bulamadılar.

Bu durum gerçekleştirilen ilk toplantı ve teşkilatlarda kolayca gözlemlenebilir. Bu oluşumlarda rejimin ve Suriyelilerin kanını akıtan her cihetin işlevine son verilmesi bir ilke olarak esas alındı. Bu cümleler Ulusal Meclis’in, Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’nun, muhaliflerle bağlantılı oluşumların ve muhalif güçlerin kuruluş literatüründe yer aldı. 

Buna karşılık, bugün Suriye’nin geleceğine ilişkin atılan anayasa ve komisyon adımlarına bakıldığında rejimin işlevine son verilmesi beklentisinin gerçeğe dönüşmesi yönünde ilerlenmediği görülüyor. Bilakis, işleyiş sürecine bakılırsa rejim kısmi bir meşruiyet kazanmış ve siyasi işleyişe dahil edilecek gibi. Sadece rejim ve rejime bağlı emniyet birimlerinin değil, Esed’in bizzat iktidarda kalması muhtemel. 

5.7 Kamu onayı 

Anayasa Komisyonu’nun işleyiş kurallarına ve yapılandırma metinlerine göre komisyonun yazıp onayladığı anayasayı kamu onayına sunmak gerekiyor. Umumi muvafakat olarak açıklanan bu şartı Müzakere Organı başkanı Nasr Hariri doğrulamıştı. 

Burada sorun, Suriye’de güvenli bir ortam yokken bir referandumun nasıl düzenleneceği! Akla şöyle bir soru geliyor: Vatandaşların eylem ve seçimlerinin güç kullanılarak kontrol altında tutulduğu, rejim tarafından yönetilen bölgelerde referandum nasıl gerçekleşebilir?

Öte yandan muhaliflerin yönettiği bölgeler her gün bombardımanlara, askerî operasyonlara, yüzleşme ve çatışmalara maruz kalırken buralarda referandumdan söz etmek mümkün mü? Kaldı ki bazı muhalif bölgeler bu tür eylemlere izin vermeyen birlikler tarafından yönetiliyor. Örneğin Heyet-i Tahrir-i Şam’ın yönettiği bölgelerde rejimle veya irtibat kurduğu hiçbir cihetle münasebet içinde bulunmak istemeyen bir strateji benimseniyor.

5.8  Suriye Parlamento ve Cumhurbaşkanlığı Seçimleri (2021)

Suriye’de 2020 sonunda parlamento seçimleri, 2021’de ise cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak. Bu seçimler 2012 Anayasası kapsamında 2012’den beri yapılmakta. Muhalefet genelde seçimleri boykot eder, itibar etmez, formalite olarak görür. 

Komisyonun ilan edilip çalışmalarına başlanmış olması güvenli bir ortama, seçimlere ve Suriye’de siyasi çözümün temel olgularına zemin hazırlamalı. Bu süreç rejimin (2012 Anayasası gereğince) yeni bir seçime gitmesini içeren diğer süreci iptal etmeli. Rejim bu seçimlere giderse en az 2028 yılına kadar iktidarı garantilemiş olacak.

6. Sonuç

Bir buçuk yıldan fazla süren, sürüncemede kalan görüşme ve turların sonunda nihayet atılabilen Anayasa Komisyonu oluşturma adımı tamamlandığında uluslararası toplumun, hatta Suriyelilerin bunu sevinçle karşılamış olması şaşırtıcı değil. Fakat uluslararası toplum için çok önemli olan bu adım (onca çabadan ve Suriye’deki çeşitli taraflar arasında yıllarca süren çatışmalardan ve denge değişimlerinden sonra) tüm beklentilerden farklı bir bağlamda ortaya çıktı. Bu duruma göre Suriye halkına karşı kimyasal silah kullanmakla suçlu bulunan Beşşar Esed’in iktidarda kalması, rejimin güvenlik ve askeri teçhizatı ile devlet ve toplum üzerindeki kontrolünü sürdürmesi ihtimal dahilinde. 

Bu adım, Suriye meselesinin muhatap olduğu tüm sorunlardan ayrı olarak “teknik” bir mesele şeklinde önerildiği anda büyüsünü kaybetti. Amacıyla hiçbir şekilde uyuşmayan diğer oluşum ve süreçleri dondurmayı gerektirmeyen paralel bir güzergâh haline geldi. 

Suriye son 100 yılda gerçekleşen tüm siyasi değişimlere paralel, bir düzineden fazla anayasaya tanık oldu. Bunların bazıları 1950 Anayasası gibi özel durumlarda ortaya çıkmış, bazıları ise (1973 ve 2012’de Baas rejiminin ve Esed ailesinin iktidarını sağlamlaştıran anayasalar gibi) belirli çıkarlara hizmet etmek üzere hazırlanmıştı. 2011 yılında rejime karşı direniş başlayıp uluslararası toplum Suriye meselesine müdahil olduğunda odak noktası anayasa değildi. Yeni bir anayasanın Suriye’de siyasi çözüme açılan yol olabileceğine dair düşüncelere işaret eden bir şey de yoktu.

Suriye’de olaylar hız alıp durum karmaşık bir hale gelince Suriye meselesinin sonuç ve yansımaları çerçevesinde uluslararası ve bölgesel çalışma grupları ve ittifaklar oluşturuldu. Bu oluşumlar Suriye’ye bir tür çözüm getirmeye odaklandı. Anayasa Komisyonu fikri buradan başlayıp muhaliflerin ve rejimin gündeminde gün geçtikçe daha belirgin bir hale gelerek ulusal çabaların odağı oldu. Projeye verilen uluslararası desteğe rağmen oluşum süreci karmaşa ve uzatmalarla defaten tıkandı. 

Komisyon oluşturulup çalışmalara başlanmasına rağmen birçok engel ve sorun bulunmakta. İşleyişin planlanması, siyasi sürecin doğurabileceği sonuçlar, askerî operasyonların devam etmesi ve toplantılara paralel olarak meydana gelen çatışmalar, işleyiş sürecinin rejimin yürüttüğü diğer süreçlerle (parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimleri) çakışması ve komisyonun çalışmalarına gölge düşürüp ilk toplantı yapılmadan bazı üyelerinin istifasına yol açan diğer zorluklar söz konusu.

Kuşkusuz bu zorlukların veya sorunların bir kısmı kaydedilecek ilerlemelerle aşılacaktır ve elbette bu zorlukların ve sorunların bazıları henüz cevaplanmamış sorulardan ibaret. Fakat komisyonun işlevselliği önünde komplike engeller olduğu da aşikar. Suriye için kapsamlı bir çözümün gereklilikleri henüz mevcut değil. Suriye meselesine dair mevcut kriz durumundan sıyrılma çabası olarak da görebileceğimiz çözümü bölüştürme durumu, suçluların yargılanıp mağdurlar için adalet sağlanması ve yeni Suriye’nin halkı ve değerlerini temsil edecek bir hükümete sahip olması gibi, sürdürülebilir bir çözümün temel unsurlarından ödün vermeye kapı aralıyor.

Kaynakça

رغم الخلافات بين المعارضة والنظام.. اللجنة الدستورية تواصل جلساتها بجنيف

اللجنة الدستورية السورية: المعوقات وفرص النجاح

اللجنة الدستورية السورية: ظروف تأسيسها، آليات عملها، وآفاق نجاحها

عضو اللجنة الدستورية السورية: نخطط لإنجاز المسودة خلال شهرين (مقابلة)


[1]   Muhammed el-Ernâût, “Suriye el-Osmâniyye ve esrâruhâ”. Alaraby, 12 Nisan 2015, https://goo.gl/nKQWms.

[2] “El-Desâtîr el-muteâkibe fî Suriye: Tahlil ve Mukarene”, Idrak, 1 Ağustos 2017, www.idraksy.net/constitutions-in-syria.

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: