Analiz

2021-2022 Kışında Beklenen Üç Kriz

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

2019’un sonlarında ortaya çıkan Kovid-19 salgınının bir sonucu olarak dünya çok katmanlı bir krizin içinden geçiyor. Virüs nedeniyle ülkelerin kapılarını dış dünyaya kapatması ve alınan tedbirler küresel ekonomi üzerinde birden fazla olumsuz etkiye yol açtı. Nitekim, üretim sürecinin durdurulması ve ticari tedarik zincirinin kesintiye uğraması; başta petrol ve gaz olmak üzere hammadde fiyatlarında önemli bir düşüşe neden oldu. Bu yazıda 2021-2022 kış döneminde küresel ekonomide beklenen ve emareleri ortaya çıkmaya başlayan; büyük ölçüde iklim değişiklikleri ve doğal kaynaklarla bağlantılı krizleri ele alacağız. 

Beklenen ilk kriz: Kışın çok soğuk geçmesi

İklim değişikliği insanların yaşamlarını, ekonomiyi ve ülkelerin koşullarını büyük ölçüde etkiliyor. Örneğin, sıcaklıklardaki düşüş, en önemlileri petrol, gaz ve kömür olan ısıtma kaynaklarına  yüksek talep nedeniyle günlük yaşam maliyetlerinin artmasına yol açıyor. Bu kaynakların fiyatındaki artış; diğer tüm mal ve hizmetlerin fiyatlarına yansıyor.

Birçok hava durumu izleme merkezi; 2021-2022 kışının çok soğuk geçeceğini; normalden daha düşük sıcaklıklar kaydedileceğini öngörüyor. Bu tahminleri yürüten kurumlar arasında ABD Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi ve NASA da yer alıyor. 

Uzman meteoroloji ajanslarına göre, sıcaklıkları tahmin etmede güvenilebilecek birçok faktör var. Bunlardan belki de en önemlisi “gezgin kutup girdabı” olgusudur. Kutup girdabı, Kuzey Kutbunu çevreleyen bir rüzgar halkasıdır. Bu kuşak bölgedeki soğuk havayı sıkıca hapseder ve eğer zayıflarsa soğuk rüzgarlar Kuzey Kutbu sınırlarını terk ederek doğrudan sıcaklıkta düşüşe neden olur. Kutup girdabının bozulmasından en çok etkilenen kıtalar Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’dır. NASA, Kuzey Kutbu’na yaptığı bir keşif gezisinden sonra, dünyanın çeşitli bölgelerinde, özellikle kuzey yarımkürede soğuk hava tahmininde bulundu. NASA misyonu, bu kış kutup girdabında büyük bir bozulmanın neredeyse kaçınılmaz olduğunu doğruladı.

Beklenen ikinci kriz: Enerji kaynakları (Gaz – petrol) fiyatlarındaki artış

Petrol ve gaz fiyatları, koronavirüs salgınının başlangıcında ve ortasında önemli bir düşüş yaşadı. Bu düşüş, Suudi Arabistan ve Rusya liderliğindeki petrol üreticisi olan OPEC+ grubunu her ay petrol bakanları düzeyinde toplantı yapmaya sevk etti. Bu toplantıların amacı; küresel talep ve ekonomik kapanma ile orantılı olarak üretim ve arzı azaltmak ve bir varil petrol fiyatının düşmesini engellemekti. 

OPEC+ ittifakının aldığı önlemlerin ardından petrol fiyatları yükseldi. Bir varil petrolün fiyatı, dünyanın çoğu ülkesinin seyahat yasağını kaldırması ve OPEC ittifakının üretimi azaltma politikası ve üretim miktarındaki kademeli artış ile beraber 60-65 dolar arasında sabitlendi, ardından 2021’in dördüncü çeyreğinde 80 dolar seviyesine kadar ulaştı.

Koronavirüs salgınının başlangıcında, doğal gaz fiyatları 1 milyon BTU başına 34 dolar kaydetti. Gaz fiyatları şu anda neredeyse yüzde 500 daha yüksek. Gaz fiyatlarındaki artışın başlıca nedenleri şunlardır:

  • Kışın soğuk geçeceğine ilişkin tahminlere göre doğal gaz fiyatlarının artmaya devam etmesi bekleniyor. Bu da ısınma amaçlı fabrikalarda, şirketlerde ve elektrik üretim süreçlerinde doğal gaz kullanan tüketicileri etkileyecektir.
  • Avrupa ülkelerinde, Rus arzının azalması ve Cezayir’den Fas topraklarına geçen boru hatlarından birinin kesintiye uğraması nedeniyle depolama seviyesinin düşmesi.
  • Küresel ekonomilerin pandemi sonrası gaz talebinde artışa tanık olması.
  • Birçok ülkenin petrol ve kömürden daha az karbondioksit salınımı yapması nedeniyle çevre dostu bir yakıt olarak sınıflandırılan gaza bağımlılığı.
  • Elektrik talebindeki artış.

Beklenen üçüncü kriz: Deniz taşımacılığının maliyetlerinin artması

Nakliye fiyatları birçok engel nedeniyle yüksek seyretmektedir. Gemilerin maruz kalabileceği korsanlık tehditleri, bazı ülkeleri su yolunu veya boğazını kapatmaya zorlayabilecek siyasi ve güvenlik gerilimleri ile pandemide patlak veren konteyner krizi deniz taşımacılığının maliyetlerini yükseltti. Pandeminin ardından Çin ve ABD başta olmak üzere küresel tedarik zincirlerinin hareketinin azalması ve limanları etkileyen grevler de nakliye maliyetlerini yükseltti. Örneğin, nakliye için belirlenen Çin’den gelen konteynerlerin en büyük kısmı, pandemi nedeniyle kapanmalar sırasında ABD’de kaldı. Dolayısıyla küresel talep arttığında, bu tankerlerin Çin’de bulunmaması, bu konteynerlere olan talebi artırdı. Buna bağlı olarak da dünyadaki navlun oranları arttı.

Kışın soğuk geçeceğine ilişkin beklentiler, artan enerji fiyatları ve nakliye maliyetleri hakkında yukarıda zikredilen noktalar, her türlü malın fiyatlarında ve dolayısıyla dünyanın birçok ülkesinde yaşam maliyetinde bir artış anlamına gelmektedir. OPEC+ grubu ülkelerinin başını çektiği enerji kaynakları üreten ülkelerin (Suudi Arabistan, Rusya ve Katar) önümüzdeki dönemde çok büyük finansal gelirler elde edecekleri açıktır. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesi, küresel piyasalarda yoğun talep gören doğal gaz stoklarındaki açığı kapatmak için santral işletmek üzere kömür üretimini yeniden düşünmeye başlayabilir.

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: