Analiz

BİDEN’IN ORTADOĞU POLİTİKASI: İLK İKİ YÜZ GÜNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

ABD’de Ocak 2021’de göreve başlayan Joe Biden yönetiminin ilk yüz günlük süre zarfında genel olarak dış politikası ve özel olarak Ortadoğu politikası şekillendi. ABD Başkanı Biden ilk olarak Avrupa’daki ittifak ağına ve küresel kurumlara vurgu yaparak “Amerika geri döndü” mottosunu dile getirdi. Biden yönetiminin iç politika gündeminde Kovid-19 salgınını azaltmak, aşı tedarikini sağlamak ve ekonomiyi canlandırmak yer alırken, dış politika gündeminde Rusya ve Çin’in dahil olduğu Asya-Pasifik bölgesi önemli bir yer teşkil etmektedir. ABD dış politikasında Barack Obama döneminde başlayan ve Donald Trump döneminde devam eden Asya’ya dönüş (Pivot to Asia) stratejisi Biden yönetimi dış politikasında da merkezi yere sahiptir. Bu bağlamda, Ortadoğu ABD’nin Asya’ya dönüş stratejisinde önemlidir. Zira, ABD’nin Asya-Pasifik bölgesine yönelişi bir ölçüde Ortadoğu’nun göreli istikrarına bağlıdır. Obama ve Trump döneminde başlayan ve Biden yönetimi ile devam edecek Rusya ve Çin’in dengelenmesi politikası Ortadoğu’yu Biden yönetiminin dış politika gündemine daha çok getirecektir. Bununla birlikte, Biden yönetimi Obama ve Trump dönemi Ortadoğu’sundan farklı bir Ortadoğu ile karşı karşıya kalmıştır. Bu bağlamda, Biden yönetimi Rusya ve Çin’in Ortadoğu ülkeleri ile ilişkilerini geliştirmesi sonucunda rekabetin arttığı ve ABD’nin daha az çıkarına olan bölgesel bir oyun sahası ile karşı karşıya kalmıştır. Nitekim, Obama döneminde başlayan ve Trump döneminde devam eden Ortadoğu’da Rusya’ya karşı yetersiz dengeleme (underbalancing) Rusya’ya büyük bir nüfuz alanı açtı. Keza, Çin Kuşak ve Yol Girişimi ile Ortadoğu’daki nüfuzunu artırmıştır. Son olarak, Çin İran ile 400 milyar dolar değerinde 25 yıllık bir anlaşma imzaladı. Dolayısıyla, ABD’nin Asya’ya dönüş stratejisinde önemli yeri olan Rusya ve Çin’in Ortadoğu’daki nüfuz alanlarını genişletmesi, Biden yönetiminin Asya-Pasifik bölgesine yönelik politikasının Ortadoğu’dan başladığını göstermektedir. 

Biden yönetimi göreve başladığından beri ilk yüz günlük süre zarfında Ortadoğu politikası üç mesele (Körfez ile ilişkiler, İran dosyası ve İsrail) üzerinden şekillenmiştir. Körfez dosyasında, Biden yönetiminin Ortadoğu’yu Avrupa ülkeleri ile “ortak çıkar alanı” olarak ifade ederek Avrupa ile tarihi ortaklığını restore etmesidir. Körfez ile ilişkiler hususunda Biden liderliğinde transatlantik ittifak Körfez İşbirliği Konseyi’ni (KİK) istikrarlı bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Katar ablukası kaldırılarak güçlendirilmesi istenen KİK’in İran’a karşı bir denge unsuru olarak kullanılması beklenmektedir. Bunun yanında, Ortadoğu’da Trumpsızlaştırma politikası izleyeceğini ilan eden Biden, ABD dış politikasında insan hakları değerlerinin ön plana çıkarılacağını da ifade etti. Bu minvalde, Biden seçim sürecinde “bitmek bilmeyen savaşlara” son verme vaadi doğrultusunda savaşlara ilişkin diplomasiyi ön plana çıkardı. Bu minvalde, Biden yönetimi Yemen’de askeri saldırılara desteğini keserek Birleşmiş Milletler (BM) gözetiminde savaşa diplomatik bir çözüm bulmak amacıyla özel bir temsilci atadı. Suriye İç Savaşında da Biden yönetimi Suriye’nin Kuzeydoğusundaki ABD askeri birliklerini kaldıraç olarak kullanarak BM öncülüğünde yürütülen diplomatik sürece yeniden angaje olmayı hedeflemektedir. Ayrıca, Biden 2001 yılından beri Afganistan’da bulunan ABD askeri birliklerini geri çekti. Biden, 20 yıl boyunca 300 bin askeri birliği haiz Afgan Ulusal Ordusuna takriben 90 milyar dolar harcayan ve 2400 askerini kaybeden ABD’nin Afganistan’dan çekilişini önceki yönetim döneminde varılan “çekilme anlaşması” ile izah etti. Biden seçim vaadini gerçekleştirmesine rağmen Batılı müttefikleri ABD’nin çekilişi esnasında yaşanan hengamenin genel olarak Batı siyaseti imajına zarar verdiğini fark ettiler. Dolayısıyla, Biden yönetimi döneminde ABD’nin Afganistan hezimeti stratejik körlük ile sonlandı. Son olarak, Ortadoğu’da Trumpsızlaştırma politikası ve dış politikada insan haklarını ön plana çıkarma bağlamında Biden yönetimi Suudi Arabistan ile ilişkilerine yeniden şekil vererek ABD ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerde saatleri Trump öncesi döneme aldı. Biden yönetiminin Suudi Arabistan ile ilişkilerinde Yemen krizi ile siyasi ve toplumsal muhalefet gruplarının hapse atılması gündeme geldi. Biden Yemen Savaşını “insani ve stratejik bir felaket” olarak niteleyerek Suudi Arabistan’a Yemen’de saldırı amaçlı kullanılması muhtemel silah satışlarına yasak getirdi. Hatta, Birleşik Krallık hükümetinden benzer bir adım atmasını da bekledi. Ancak, Boris Johnson hükümeti yasak getirmedi. Buna rağmen, Biden yönetimi terörizm ile mücadele ve İran’ı dengeleme hususunda Suudi Arabistan ile işbirliğini devam ettirmektedir. Biden yönetimi saldırı amaçlı kullanılması muhtemel silahların satışına yasak getirse de İran bağlantılı milis yapılardan gelebilecek insansız hava aracı ve füze saldırılarına karşı savunma amaçlı silahları tedarik etmeye devam etmektedir. Bu anlamda Biden yönetimi Suudi Arabistan’ın Rusya ve Çin ile savunma işbirlikleri kurulmasını engellemeyi hedeflemektedir. 

Biden yönetiminin Ortadoğu politikasında maliyeti azaltmak amacıyla Avrupa ülkeleri ile olan transatlantik ittifakı ihya ettiği ikinci husus ise İran dosyasıdır. Bu dosya aynı zamanda Biden’ın Ortadoğu’da Trumpsızlaştırma politikası izleyeceği iddiası doğrultusunda İran ile nükleer anlaşmaya dönüşü içermektedir. Biden yönetimi Trump döneminde ABD’nin KOEP’den (Kapsamlı Ortak Eylem Planı) tek taraflı çekilmesinin İran’ı Çin ile ekonomik ve stratejik iş birliği oluşturmaya ittiğini fark etmiştir. İran dosyasında Almanya, Fransa ve İngiltere’den müteşekkil E3 grubu ABD ile İran arasında nükleer müzakerelerin yürütülmesi için yoğun diplomasi yürütmüştür. Biden yönetiminin İran ile nükleer müzakerelere girme amaçları arasında İran ve bölgedeki İran destekli milis gruplarla çatışmaktan kaçınmak ve İran’ın daha çok uranyum zenginleştirerek nükleer silah elde etmesine seyirci kalmama isteği bulunmaktadır. Biden İran ile nükleer anlaşma görüşmelerine dolaylı olarak başlasa da ABD’nin İran ile nükleer anlaşmaya dönmesi beklenenden yavaş seyretmektedir. İran’ın balistik füzeler, vekil güçlerine destek ve KOEP yükümlülüklerine uyup uymayacağı konuları ve Biden’ın İran’ın yükümlülüklerini yerine getirmesine karşılık yaptırımların bir kısmını kaldırmasının iç politik maliyet taşıması ABD ile İran arasındaki görüşmeleri sürüncemede bırakabilir. İran ilk önce ABD’nin yaptırımlarını kaldırmasını isterken, Biden yönetimi İran’ın uranyum zenginleştirme düzeylerini 2015 antlaşmasında kabul edildiği düzeye indirilmesini talep etmektedir. Nükleer görüşmeler halihazırda devam ederken İran ile normalleşme süreci sancılı geçebilir. Irak’ta ABD üslerine yönelik saldırılar gerçekleşirken İran’da Natanz uranyum zenginleştirme tesisinde sabotaj olduğu kabul edilen bir patlama meydana gelmişti. Son olarak, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi’nin ABD ve AB’nin nükleer anlaşma konusunda taahhütlerine uymadığını ifade etmesi nükleer görüşmelerin akıbetini belirsiz kılmaktadır.

Biden yönetiminin Ortadoğu politikasında İsrail-Filistin’in yerine gelince, Biden döneminde ABD ile İsrail arasındaki ilişkinin Trump dönemindeki kadar yakın olmayacağı beklenmiştir. Ortadoğu’da Trumpsızlaştırma politikası izleyeceğini ilan eden Biden’ın İsrail-Filistin meselesine yaklaşımı Trump öncesi ABD politikasına dönüşü temsil etmektedir: iki devletli çözüme retorik destek vermek, Filistinlilere insani yardımda bulunmak ve İsrail’e koşulsuz askeri ve diplomatik desteği devam ettirmek. Biden yönetiminin İsrail-Filistin politikası Mayıs 2021’de İsrail-Hamas çatışmasında sınanmıştır. Biden yönetimi İsrail-Filistin çatışmasında ABD’nin geleneksel iki devletli çözümünü dile getirmiş ve Filistin’e yapılan yardımları yeniden başlatmasına rağmen İsrail-Hamas çatışmasında İsrail’in kendini savunma hakkı olduğunu ifade etmiştir. Demokrat Parti içinden gelen baskılar neticesinde ABD içindeki politik maliyetleri hesaba katarak İsrail’e ateşkes için baskı yapmıştır. Biden yönetiminin İsrail-Filistin politikasında üçüncü unsur olan İsrail’e koşulsuz askeri destek vermesi İsrail’e 735 milyon dolarlık hassas güdümlü füze satışına onay vermesi örnek gösterilebilir. 

Biden yönetimi, İran gibi düşman devletlerle ilişkilerini normalleştirmek isterken Türkiye gibi bazı bölge ülkelerinin mevcut dış politika yönelimlerini terk etmeleri için çaba göstermektedir. Biden döneminde ABD ile Türkiye ile ilişkilerinde kötü bir başlangıç olmuştur. Trump döneminde devralınan S-400 meselesi yanında Biden yönetiminin Suriye politikası Obama ve Trump dönemi politikasının devamı niteliğindedir. Biden yönetimi PYD’ye verilen desteği devam ettirmektedir. Ayrıca, Türkiye’yi insan hakları ihlalleri nedeniyle eleştiren Biden, 1915 olaylarına ilişkin “soykırım” açıklamasında bulunması ABD ile Türkiye arasındaki ilişkilerde bir diğer krize sebep olmuştur. Biden’ın açıklaması Ermenistan’da Başbakan Nikol Paşinyan’a karşı rekabet eden revizyonistlere destek olarak görüldü.

Sonuç olarak, Biden yönetimi Trump yönetiminin bıraktığı Ortadoğu politikasına yeniden bir ayar verme peşindedir. Biden yönetiminin Ortadoğu politikasının Trump dönemi milliyetçiliği ve Obama dönemi küreselcilik idealizmi’nden farklı olarak sınırlı bir pragmatik angaje politikası olduğu görülmektedir. Ancak, bu politikayı uygulamak iki sebeple zordur. Birincisi, ABD’nin Ortadoğu politikasını düşük profilli tutmak ve bazı bölgesel krizlere müdahale etmek Ortadoğu’da güç boşluğu doğurmaktadır. Bu güç boşluğu İran, Türkiye ve Rusya gibi bölgesel ve küresel aktörler tarafından doldurulmaktadır. Biden yönetiminin Ortadoğu politikasının ikinci zorluğu ise ABD’nin bölge devletlerine baskı ve sopa politikası uygulamasıdır. Bu politika bölge devletlerinin alternatif iş birlikleri arayışına girmelerine ve diğer küresel güçler ile yakınlaşmalarına sebep olmaktadır. Son dönemde Ortadoğu’da Çin ve Rusya bölge devletleri ile ilişkilerini geliştirirken ABD hem müttefik hem de düşman devletler ile gergin ilişkilere sahip olmuştur. Dolayısıyla, Biden yönetiminde ABD’nin Ortadoğu politikasının kayda değer bir değişim göstermesi beklenmemektedir. 

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: