Raporİsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye

İsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye | 05 – 12 Haziran 2022

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

İsrail Basını ve Araştırma Merkezlerinde Körfez ve Türkiye Hakkında Çıkan Yayınlar

“Erdoğan, Biden ve Miçotakis: Gelişen Ankara-Atina-Washington Üçgeni” başlığıyla INSS’te yayımlanan analizde şu hususlara temas ediliyor:[1]

  • 2021 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında istikşafi görüşmeler başlamıştı. Ancak Türkiye’nin Yunan hava sahasını ihlal etmesi, Yunanistan’ın Türkiye’yi NATO tatbikatı katılımcı listesinden çıkarması gibi olayların ardından ilişkiler eski gergin seviyeye geri döndü. İki ülke arasında süregelen çatışmalar:
    • Doğu Akdeniz’in enerji potansiyeli nedeniyle artan çekiciliği, iki ülke arasındaki deniz sınırları sorununu yeniden canlandırdı.
    • Yunanistan’ın Ege adalarını askerileştirme girişimleri konusunda anlaşmazlıklar var.
    • Kıbrıs sorunu yeniden canlandı.
  • Erdoğan’ın “Miçotakis benim için bitmiştir” sözleri iki ülke ilişkileri açısından yeni bir dip noktaya işaret ediyor. Erdoğan’ın bu açıklamaları Yunanistan Başbakanı Miçoktakis’in ABD Kongresindeki konuşmasından hemen sonra geldi.
    • Yunanistan uzun süredir NATO üyesi olmasına rağmen bölgede ABD varlığına uzun süre şüpheyle yaklaştı.
    • Soğuk Savaş döneminde dahi Rusya ile Yunanistan arasında önemli kültürel, dini ve ekonomik bağlar vardı. Rusya’nın Ukrayna’ya gerçekleştirdiği bir bombardımanda 12 Yunan sivilin hayatını kaybetmesiyle iki ülke arasındaki ilişkiler önemli bir düşüş yaşadı.
    • Miçotakis’in bu ziyareti Yunanistan’ın onlarca yıllık tutumunu bırakarak ABD ile ilişkilerini geliştirmesine ve NATO’ya karşı daha olumlu bir tavır takınmasına işaret ettiği için önemlidir.
  • Yunanistan ile ABD arasında son dönemlerde görülen bu uyumun aksine Türkiye-ABD ilişkilerinde çeşitli konularda ihtilaflar devam ediyor.
    • İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılımı konusundaki anlaşmazlık
    • ABD’den F-16 ve F-16 modernizasyon kitleri alma konusunda Türkiye’nin karşılaştığı zorluklar
    • S-400 sorunu ve Türkiye’nin F-35 programından çıkarılması
  • Yunanistan-ABD ve Türkiye-ABD ilişkileri birbirinden bağımsız iki konu olarak düşünülmemelidir.
    • Miçotakis’in ABD’ye yönelik son hamleleri Türkiye’nin bölge politikasıyla doğrudan bağlantılı.
    • Yunanistan-ABD yakınlaşması, son dönemde bölge ülkeleriyle yakınlaşmaya başlayan Türkiye’yi dengeleme girişimi olarak ele alınabilir.
    • Bir diğer açıdan Yunanistan, ABD-Türkiye ilişkilerindeki gerilimin yarattığı boşluktan istifade ederek bölgede ABD’nin daha önce Türkiye tarafından karşılanan bazı ihtiyaçlarını karşılamak için alternatif olmak istiyor.
    • Türkiye’yi asıl kızdıran mesele Yunanistan’ın ABD yönetimi nezdinde Türkiye’nin yerini almaya yönelik bu aktif çabası.
  • Türkiye bölge ülkeleriyle son dönemde bir yakınlaşma furyasına girerken Yunanistan ile ilişkileri neden geriliyor?
    • Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin nevi şahsına münhasır özellikleri ve geçmişi var.
      • Her iki ülkenin NATO üyesi olması
      • ABD’den avantaj elde etmek için rekabet
      • Gergin ortak tarih
      • Çözümden uzak önemli meseleler
    • Körfez ülkelerinin aksine Yunanistan’ın Türkiye’ye doğrudan yabancı yatırım sağlama olasılığı yok.
    • Türk seçmenleri üzerinde Yunanistan düşmanlığı kadar birleştirici etkiye sahip çok az konu vardır. 2023 seçimleri yaklaşırken bu durum şüphesiz Erdoğan’ın kararlarını etkileyecektir. Erdoğan’ın sadece Yunanistan değil, Suriye ve Kuzey Irak çıkışları da seçime yönelik hamleler olarak görülebilir. Bu tür hamlelerle Erdoğan müttefiki MHP’yi önümüzdeki seçimlerde de mecliste tutmaya çalışıyor.
  • Türkiye ile Yunanistan arasındaki bu gerginlik Türkiye-İsrail ilişkilerinin gelişmede olduğu bir döneme denk geldi.
    • İsrailli politikacılar Türkiye ile alakalı gelişmeler konusunda Yunanistan ve GKRY’ye karşı şeffaf davranmalıdır.
    • Yunanistan ve Türkiye arasındaki gerilimin bir hesaplaşmaya dönüşmesi İsrail’in Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını olumsuz etkileyecektir. İsrail bölgedeki müttefiklerinin durumunu istikrara kavuşturma çabalarına doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sunmalıdır.

“Körfez Ülkeleri ve Filistin: Değişimin Eşiğinde mi?” başlığıyla INSS’te yayımlanan yazıda şunlara temas ediliyor:[2]

  • Son gelişmeler Filistin Yönetimi’nin bazı Körfez ülkelerine yönelik tutumunda değişiklik olduğunu gösteriyor:
    • Filistin, İbrahim Anlaşmalarından sonra geri çağırdığı Manama ve Abu Dabi büyükelçilerini yeniden gönderdi.
    • Mahmud Abbas’ın oğlu Yasir Abbas, Manama’da Kral Hamad bin İsa el Halife ile görüştü.
    • Mahmud Abbas, Halife bin Zayed’in vefatı üzerine BAE’ye taziye ziyareti gerçekleştirdi. Abbas uzun yıllardır BAE’yi ziyaret etmemişti.
  • Filistin’in BAE ile ilişkilerini onarma çabasının altında şu sebepler yatıyor:
    • Filistin Yönetimi stratejik açıdan zayıfladı, halk desteğini kaybetti ve Hamas güç kazandı.
    • Başta Cenin olmak üzere Batı Şeria’nın dış bölgelerinde etkin yönetim gücünü kaybetti.
    • Uluslararası desteğin azalması sebebiyle bütçe sorunları yaşanmaya başladı.
    • Arap dünyasında Filistin davasına yönelik ilgi azaldı.
    • ABD’nin Filistin meselesi bağlamında İsrail’e baskı uygulamasına yönelik beklentiler azaldı.
  • Filistinlilerin bu çabasına rağmen BAE tarafından henüz bir karşı adım gelmedi. BAE-Filistin ilişkilerinin kötüleşmesinde şu etkenler rol oynadı:
    • İbrahim Anlaşmaları BAE tarafından Batı Şeria’daki işgalleri durduracak bir anlaşma olarak lanse edilse de Filistin tarafından bu anlaşma ihanet olarak nitelendi. 
    • Filistin, BAE’nin Doğu Akdeniz Gaz Forumuna dahil olmaması için çabaladı. Filistin, BAE’den gelen yardım tekliflerini geri çeviriyor. BAE de UNRWA’ya yaptığı yardımları önemli ölçüde kesti.
    • BAE uzun yıllar boyunca Mahmud Abbas’a karşı azılı düşmanı Muhammed Dahlan’ı destekledi.
    • Dahlan, El-Fetih’ten kovulduktan sonra BAE’de oldukça iyi karşılandı ve Muhammed bin Zayed’in danışmanı oldu.
  • BAE ile Filistin arasındaki bu soğuk savaş sadece Filistin tarafını olumsuz etkilemedi. BAE tarafı da bu durumdan olumsuz etkilendi. BAE’nin Filistin Yönetimi üzerindeki nüfuzunun azalmasıyla Katar’ın nüfuzu önemli ölçüde arttı:
    • İsrail, Katar yardımları aracılığıyla Gazze’deki insani durumun iyileştirilerek Gazze’de güvenliğin sağlanmasına ilgi duyuyor. Öte yandan Katar’ın Hamas ve Müslüman Kardeşleri destekliyor oluşu ile Al-Jazeera kanalının İsrail karşıtı yayın politikası gerilime neden oluyor.
    • İsrail açısından Mısır, Suudi Arabistan ve BAE ile düzgün ilişkilere sahip olmak Katar’ı dengelemek açısından önemlidir. Zira bu ülkeler Katar’ın Gazze ve Hamas üzerinden bölgesel statüsünü güçlendirme hırsına karşı çıkıyorlar.
  • BAE, Filistin sahasına daha fazla angaje olmak için çok kısıtlı motivasyonlara sahip. Ancak yine de sınırlı çerçevede bazı değişiklikler olabilir.
    • BAE, Filistin’i bölgesel girişimlere dahil etme girişimlerinde yer alırsa bu durum BAE’nin konumunu güçlendirebilir.
  • Filistin ile BAE ve Bahreyn arasındaki olası bir yakınlaşmanın bazı önemli sonuçları olacaktır.
    • Siyasi süreç, yeni oluşan bölgesel düzene entegre hale getirilebilir. Böylece İbrahim Anlaşmalarına dayalı hem İsrail’in hem de Filistin’in çıkarlarına hizmet edecek yeni ekonomi, altyapı ve enerji girişimleri başlatılabilir.
    • Katar’a bir alternatif oluşturularak Katar’ın hem Gazze’deki hem de Batı Şeria’daki etkisi kısıtlanabilir.
    • Suudi Arabistan normalleşme sürecine katılmaya teşvik edilebilir.
  • İsrail, Hamas gibi radikal grupların aleyhine Filistin sahnesindeki nispeten ılımlı grupların güçlenmesini destekleyeceği anlayışıyla Körfez ülkeleriyle Filistin arasındaki bu “normalleşmeyi” teşvik etmelidir.

“İsrail-Körfez Savunma Paktı İsrail’in En Büyük Sorununu Çözmez” başlığıyla Haaretz’de yayımlanan analizde şu konulara değiniliyor:[3]

  • Ortadoğu jeopolitiğinde son dönemde Körfez ve İsrail arasında bir savunma ittifakı kurulacağı iddiası sıklıkla gündeme getiriliyor. Daha önce de İran’a karşı bir Sünni-İsrail ekseni kurulduğu iddiası gündeme gelmişti ancak böyle bir eksen gerçekte hiçbir zaman var olmadı.
    • Varsayımsal olarak bu ittifakın İsrail, BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn, Umman, Katar ve belki Ürdün’den oluşması öngörülüyor.
    • İttifakın istihbarat paylaşımı, uçaksavar ve anti-drone yeteneklerinin geliştirilmesi, gelişmiş radar konuşlandırılması ve siber savaş teknolojileri alanındaki işbirliklerini kapsayacağı varsayılıyor.
  • Joe Biden’ın Suudi Arabistan gezisinin görünürdeki nedeni petrol fiyatlarıyla alakalı. Ancak bu gezinin İsrail-Suudi Arabistan ilişkilerine de katkı sağlaması muhtemel.
    • Suudi Arabistan’ın da katılmasıyla İran’a karşı İsrail-Körfez ekseni tamamlanmış olacaktır. 
  • ABD’nin böylesi bir ittifakın kurulmasından üç çıkarı var:
    • ABD bölgeden çekilme sürecinde bölgedeki müttefiklerini terk etmekle suçlandı. Böyle bir ittifakın kurulmasıyla ABD bir suçlamaya maruz kalmadan bölgeden çekilme sürecini devam ettirebilir, kaynaklarını ve diplomatik ilgisini Asya’ya aktarabilir.
    • ABD açısından İran’ın oluşturduğu ana tehdit nükleer değil. Asıl tehdit İran’ın Lübnan, Suriye, Irak, Yemen ve Gazze’yi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri; İran yanlısı milisleri silahlandırması ve Sünni Arap dünyasıyla arasındaki düşmanlık vs. Olası İsrail-Körfez ittifakı muhtemelen İran’ı caydırmakta başarısız olacaktır ancak zararı sınırlandırabilir. Tek bir aktörün (İsrail de olabilir Suudi Arabistan da) İran’a karşı aksiyon alması ABD’nin istemediği bir senaryo. Bir ittifak halinde hareket edilmesi bu senaryoyu engelleyen bir güç çarpanı olacaktır.
    • ABD’nin himayesindeki bir ittifak, Çin’in bölgedeki ekonomik nüfuzunu engellemekte daha iyi bir iş çıkaracaktır.
  • Böylesi bir ittifak heyecan verici gözükse de hala bir hayal mesabesindedir.
    • Körfez ülkeleri İran ile makul ilişkiler sürdürmek zorunda. 
    • Körfez ülkelerinin iç karışıklıklara ve rejimi tehdit eden gelişmelere karşı yeterli bağışıklığı yok.
    • Dolayısıyla İsrail’in, İran’a karşı saldırgan bir tavır takınması halinde yalnız başına kalması oldukça muhtemel.
    • Ayrıca ABD, açıkça Anti-İran bir misyon üstlenen bir ittifakı desteklemek konusunda çekimser davranabilir. 
  • Bütün bunları göz önünde bulundurarak bir ittifaktan ziyade “geçici iş birliği” ihtimali değerlendirilmelidir.

Referanslar

  1. https://www.inss.org.il/publication/turkey-greece-usa/
  2. https://www.inss.org.il/he/publication/pa-gulf/
  3. https://www.haaretz.com/israel-news/2022-06-10/ty-article/.premium/an-israel-gulf-defense-pact-wont-solve-israels-greatest-challenge/00000181-4dd8-d082-ad87-eddd47270000?utm_source=mailchimp&utm_medium=Content&utm_campaign=weekend&utm_content=f9d5f57b93 

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: