Batı Araştırma Merkezlerinin Öne Çıkan YayınlarıRapor

Batı Araştırma Merkezlerinin Öne Çıkan Yayınları  | 15 – 30 Haziran 2022

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

Batı Neden Şimdi Erdoğan ile Barışmalı?

Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü acımasız topyekün savaş, Türkiye’nin jeostratejik satranç tahtasındaki konumunu önemli ölçüde artırarak Batı’yı bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a her zamankinden daha fazla muhtaç hale getirdi.

Türkiye’nin yıldızının parlamasının en önemli faktörlerinden biri de Ukrayna’ya önemli bir insansız hava aracı tedarikçisi olması. Şayet Türkiye silah sevkiyatını genişletirse, Ukrayna için son zafer şansı olabilir. 

Diplomatik cephede ise Türkiye, Ukrayna konusunda Moskova ile iş birliği yapmaya istekli olduğunu göstermiştir. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 8 Haziran’da Ankara’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile yaptığı görüşmede Ukrayna’nın tahıl ihracatı için koridor planlarını ele aldı. Ukrayna limanlarında Rusya tarafından uygulanan ablukayı kırmak için tahılın yüzde 25 daha indirimli alınması kararlaştırılmıştı. Türk tarafı olmadan, bunu başarmak imkansızdı.

Ekonomik açıdan, Ankara, Batı’nın Rusya’ya yönelik bankacılık yaptırım sistemindeki en büyük boşluklardan birini doldurabilirse Türkiye’nin Batı ittifakına dahil edilmesi büyük bir başarı olur. Yaptırım uygulanan Rus mallarının Karadeniz’e giriş çıkışını kısıtlayabilecek tek ülke Türkiye’dir. Rusya’nın mali ödemelerini kabul eden, yaptırımların etkisini azaltan ve Rusya ekonomisini destekleyen en büyük ülkelerden biri olarak Türkiye’nin rolü belirleyici olacaktır. Ancak en önemlisi de Türkiye, Avrupa enerji kaynaklarının yeniden düzenlenmesinde önemli bir oyuncu olacaktır. Türkiye, Trans-Adriyatik, Azerbaycan doğal gaz boru hattı gibi bir dizi önemli boru hattı üzerinden enerjiye erişimi kontrolde önemli bir konumdadır.

Buna ek olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan aktif olarak Türkiye’nin gaz kaynaklarını geliştirmeye ve hatta İsrail ve Kıbrıs açık deniz gaz sahalarını Avrupa boru hattı ağına bağlamaya çalışıyor.

Son olarak, Batı’nın Erdoğan ile aynı safta olması, Ukrayna’daki savaş sonrasında Kremlin üzerinde daha fazla jeostratejik koz sağlayacaktır. Erdoğan ile yeniden ortaklık kurmak Batı için Moskova’nın küresel etkisini sınırlamak amacıyla daha fazla baskı noktası elde etmesine yol açacaktır.

Kaynak: Foreign Policy

https://foreignpolicy.com/2022/06/22/turkey-erdogan-ukraine-russia-war-west-us-geopolitics-black-sea-europe-energy/

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Veliaht Prensi’ni Ağırladı: Kaşıkçı Cinayeti Konusundaki Anlaşmazlık Bitti.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Suudi Arabistan’ın 2018’de İstanbul’da gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı  öldürmesinden bu yana ilk kez Türkiye’ye geldi. Özellikle  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan hükümetini en üst düzey sorumlu tutmasıyla iki ülke arasında onarılması mümkün olmayan bir çatlak oluştu.  

Türk hükümeti Suudi Arabistan liderliğine karşı kampanya başlattı. Bu kampanya, Prens Selman’ın dışlanmasına, tecrit edilmesine ve büyük ölçüde sınırlanarak yalnızca Krallık ile dost olan, otoriter ülkelere seyahat etmesine yol açtı.

Türkiye’nin tutumunu değiştirmesi, siyasi muhalif kesimin eleştirmesine neden olurken, insan hakları aktivistleri için alay konusu haline geldi. Aktivistler, bu hareketin ulusal çıkarlar için diğer endişeleri gölgede bırakan keskin bir örneği temsil ettiğini belirtti. Prens Selman’ın Türkiye, Ürdün ve Mısır ziyareti, imajını düzeltmeye çalıştığı bölgesel bir turun parçasıydı.

Türk basını, Erdoğan ve Prens Selman’ın ticaret, turizm, sağlık ve güvenlik alanlarında iş birliğini ele alacaklarını yazdı. Reuters’ın aktardığına göre ismi açıklanmayan bir Türk yetkili, iki ülkenin medyada karşılıklı olumsuz haberlere son vermek üzere anlaştığını duyurdu.

Türk anket şirketi MetroPoll tarafından yayınlanan veriler, Türk halkı içerisinde iki ülke arasındaki yakınlaşmaya olumlu bakanların yüzde 30’dan az olduğunu, halkın yüzde 50’sinin ise Suudi Arabistan ile ilişkilerin yeniden kurulmasına tamamen karşı olduğunu gösterdi. 

Kaynak: Washington Post

https://www.washingtonpost.com/world/2022/06/22/turkey-saudi-mbs-khashoggi/

Türkiye Vetosunu Geri Çekti: Finlandiya ve İsveç NATO Yolunda

NATO müttefiki Türkiye, üç ülkenin birbirinin güvenliğini korumayı kabul etmesinin ardından Finlandiya ve İsveç’in Batı ittifakına katılma girişimi üzerindeki vetosunu kaldırdı ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı NATO’nun birliğini test eden ve haftalarca süren trajedi sona erdi.

30 liderin Rusya’ya karşı kararlı bir duruş göstermeyi amaçlayan toplantısında utanç verici bir çıkmazın önüne geçmek için Madrid’deki NATO zirvesinin başlamasından 4 saat önce anlaşmaya varıldı.

Vetonun kaldırılması, NATO koruması arayan ve uzun süredir tarafsızlığını koruyan iki İskandinav ülkesi Finlandiya ve İsveç’in askeri ittifaka katılmak için başvurularına devam edebilecekleri anlamına geliyor. Bu durum, Avrupa güvenliğinde on yıllardır en büyük değişimi pekiştirebilir.

Anlaşmanın şartlarını açıklarken NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, İsveç’in Türkiye’nin iade talepleri konusundaki çalışmalarını hızlandırması ve Ankara’nın tehdit olarak gördüğü unsurlar için İsveç ve Finlandiya yasalarının değiştirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca İsveç ve Finlandiya, Türkiye’ye silah satışına yönelik kısıtlamalarını kaldırdı.

Türkiye Cumhurbaşkanlığı tarafından salı günü yapılan açıklamada, dörtlü anlaşmanın “PKK ve bağlantılı gruplarla mücadelede Türkiye ile tam iş birliği” anlamına geldiği belirtildi. Açıklamada, İsveç ve Finlandiya’nın “teröre karşı her türlü mücadelede Türkiye ile dayanışmalarını her biçimi ve tezahürüyle gösterdiği” ifade edildi.

NATO müttefikleri Rusya’ya karşı tepkilerini güçlendirmek için İskandinavya katılımını sağlamaya çalıştı. Özellikle de Finlandiya ve İsveç üyeliğinin ittifaka askeri üstünlük sağlayacağı Baltık Denizi’nde çıkmazı çözmek; yoğun diplomasi için bir zafer niteliğindeydi.

Kaynak: Al Jazeera

https://www.aljazeera.com/news/2022/6/28/erdogan-to-have-bilateral-talks-with-world-leaders-at-nato-summit

ABD ve İran Doha’da Müzakereleri Sürdürmeye Hazırlanırken Hesaplaşma Anı

Viyana’daki nükleer müzakerelerin 3 ay askıya alınmasının ardından ABD ve İran, 28 Haziran’da Katar’ın başkenti Doha’da diplomatik müzakerelere yeniden başlamaya hazır görünüyor. 

Avrupalılar, Viyana’daki görüşmelerde olduğu gibi Doha’da da elçi rolünü sürdürmeye devam edecek. Gerçekten de müzakerelerin yeniden başlatılması, AB’nin Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in mekik diplomasisi sayesinde mümkün oldu.

İran medyasına göre Tahran, ABD Başkanı Joe Biden’ın temmuz ortasında İsrail ve Suudi Arabistan’a yapacağı ziyaretten kısa bir süre önce farklılıklara kapsamlı bir çözüm bulma konusunda büyük umutlar besliyor. Nitekim bu ziyarette İran meselesinin gündemin üst sıralarında yer alması bekleniyor.

İran kaynakları, Tahran’ın müzakereleri sürdürmek için bazı sert gerçeklerle karşı karşıya olduğuna işaret ediyor. İlk olarak, İran rejimi içindeki üst düzey yetkililer arasında Amerikalılarla nasıl müzakere edileceğine dair anlaşmazlıkların çözüldüğü söyleniyor. İkincisi, ABD Kasım 2022 Kongre seçimlerine yaklaşırken, Demokratlar muhtemelen sandalye kaybedecek ve sonrasında İran’ın nükleer programına daha az ilgi duyacak. Dolayısıyla Tahran, Beyaz Saray ile bir anlaşma yoluna girmeyi daha makul buluyor. Üçüncüsü, petrol fiyatlarının yükselmesi ve yedek kapasite eksikliği nedeniyle İran, petrolüne yönelik yaptırımların kaldırılması için baskı yapmak ve ülkenin yüz milyarlarca dolara ulaşabilen büyük petrol ihracat gelirlerinin potansiyelinden yararlanmak için doğru zamanı buluyor. Bu gelirlerinin senelik yüzlerce milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor.

İran’ın acilen ele alması gereken başka bir baskı noktası daha var. Bu da İran’ı, nükleer programdan diğer ülkelerden daha fazla korkan İsrailliler için bir hedef haline getiriyor.

İsrail, nükleer ve askeri programlarını sabote etmek için İran rejiminin derinlerine sızmışken, Tahran’da kötü bir suçlama savaşı başladı. Geçtiğimiz hafta, tüm hassas nükleer-askeri programların gözetiminden sorumlu olan İran Devrim Muhafızları’nın üst kademeleri arasında büyük bir tasfiye yaşandı.

Şu anda Reisi’nin Doha’da daha iyi bir anlaşmanın eşiğinde olduğuna dair bir işaret yok. Bununla birlikte, Tahran’ın kötü durumdaki ekonomisi, öfkeli nüfusu ve İsrail’in İran’a karşılık verme hususundaki kararlılığı hakkında bazı sert gerçeklerle yüzleşmesi için başka bir fırsatı daha var. Bu da Tahran’daki rejim içindeki bazı grupların karşı karşıya gelmesine yol açıyor.

Kaynak: Ortadoğu Enstitüsü (Middle East Institute)

https://www.mei.edu/publications/moment-reckoning-us-and-iran-prepare-resume-talks-doha

Orta Doğu ve Kuzey Afrika: Manama’daki Negev (Necef) Forumu Yönlendirme Komitesi  

Times of Israel’in 27 Haziran’da yayımladığı habere göre, Bahreyn, Mısır, İsrail, Fas, Birleşik Arap Emirlikleri ve ABD dışişleri bakanlıklarının temsilcileri, bölgesel güvenlik ve ekonomik iş birliğini ele almayı amaçlayan Negev (Necef) Forumu Yönlendirme Komitesi’nin ilk toplantısı için Bahreyn’in başkenti Manama’da bir araya geldi.

Yönlendirme Komitesi toplantısı, ABD Başkanı Joe Biden’ın temmuz ayında İsrail’e yapacağı ziyaret ve İran’dan gelen bölgesel tehdit nedeniyle Negev Zirvesi’ne ilk defa katılan ülkelerin bölgesel güvenlikle ilgili sözlü taahhütlerini resmileştiriyor.

Su, gıda güvenliği, enerji, sağlık, eğitim, hoşgörü ve turizme odaklanan önceki Negev Zirvesi toplantısında oluşturulan çalışma grupları, tüm üyeler arasında ticari iş birliğini derinleştirmenin yollarını ele alacak.

Ancak bölgenin İsrail ile normalleşmeye karşı devam eden direnişi, mevcut ve gelecekteki zirvelerde ulaşılan güvenlik ortaklıklarını zayıflatacaktır.

Kaynak: Stratfor

https://worldview.stratfor.com/situation-report/mena-negev-summit-steering-committee-meets-manama-bahrain

Dikkatler Ukrayna’ya Yoğunlaştı Ancak Suriyeli Mültecilerin Uzun Vadeli Çözümlere İhtiyacı Var.

Dünya, Rus işgali nedeniyle 14 milyondan fazla Ukraynalının evini terk etmesi ile son birkaç ayın en büyük nüfus hareketlerinden birine tanık oldu. BM rakamlarına göre, 7,3 milyon kişi Ukrayna’yı terk ederken yaklaşık 2,4 milyonu, güvenli olduğunu düşündüğü ülkesine geri döndü. 

Ukraynalıların çoğu komşu ülkelere, özellikle Polonya’ya sığınırken, diğer birçok Avrupa ülkesi de çok sayıda Ukraynalı mültecilere kapılarını açtı. Türkiye, ücretsiz turist vize sistemi ve Ukrayna’ya askeri ve insani desteğiyle topladığı sempati nedeniyle Ukraynalılar için tercih edilen destinasyonlardan birisi oldu.

Geçici koruma altındaki yaklaşık 3.7 milyon Suriyeli ve uluslararası koruma altındaki 400 bin mülteci ve öğrenciye ev sahipliği yapan Türkiye, dünyanın en fazla mültecisine ev sahipliği yapan ülkesi. Uluslararası koruma altındaki mültecilerin çoğu Afganlardan oluşuyor.  

Şubat 2022’den bu yana Türkiye’ye sığınan Ukrayna vatandaşlarının sayısına ilişkin resmi bir veri bulunmuyor ancak Birleşmiş Milletler rakamlarına göre Türkiye’de yaklaşık 145 bin Ukraynalı mülteci olduğu tahmin ediliyor.

Uluslararası toplumun dikkatinin Ukraynalı mültecilere yoğunlaşması, çok sayıda Suriyeliye ev sahipliği yapan ülkelerde, bağışçıların Suriyelilerin geleceğine ilişkin endişelerini artırdı.

Bu bağlamda, Mayıs 2022’de Brüksel’de düzenlenen; AB kurumlarını, AB üye ülkelerini ve uluslararası kuruluşları bir araya getiren “Suriye ve Bölgenin Geleceğini Destekleme” konulu altıncı kongrede verilen taahhütler memnuniyetle karşılandı. Kongrede, Suriye içindeki ve komşu ülkelere sığınan  Suriyeli mülteciler için 2022’de 6.4 milyar avro taahhüt edildi. 2021 yılında ise 5.3 milyar avroyu aşan yardımlar yapılmıştı.  

Buna ek olarak, Haziran 2021’de Avrupa Komisyonu, bölgedeki mültecileri desteklemek için toplam 5,7 milyar avroluk bir paket önerdi. Bunun 3 milyar avrosunun “Halihazırda yerleşmiş olan ve önümüzdeki yıllar için bir perspektife ihtiyaç duyan Suriyeli mültecilerin uzun vadeli sosyal ve ekonomik katılımını desteklemek” için, Türkiye’ye tahsis edilmesi bekleniyor. Bu miktarın geri kalanının ise Ürdün, Lübnan ve Suriye’ye gönderilmesi muhtemel.

Bu gelişmeler, Suriyelilerin 2025-2026 yılına kadar temel ihtiyaçlarının en azından bir kısmının karşılanması açısından olumlu karşılanmaktadır. Ancak Rusya’nın Ukrayna işgali uzun süreli bir kriz haline gelirse, bağışçıların yeniden Ukrayna’ya yoğunlaşması ve Suriyelilere ev sahipliği yapan ülkelerin üzerindeki yükün artması muhtemeldir.

Bağışçıların dikkatini başka yöne çekmenin yanı sıra, artan küresel gıda fiyatları ve savaşın neden olduğu mahsul krizi, buğdayın çoğunu Ukrayna’dan alan Afrika ve Orta Doğu ülkelerindeki durumu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ev sahibi ülkelerdeki kötüleşen ekonomik koşullardan en çok mülteciler zarar görmektedir.

Son olarak, Suriyelilerin sosyal ve ekonomik olarak entegre edilmesinde; uluslararası bağışçılar ve kuruluşlar, yerel aktörler, sivil toplum kuruluşları ve belediyelerin uzun vadeli çözümler yaratmak için güçlerini birleştirmeleri gerekiyor.

Suriyelilerin geçim kaynaklarına erişimi, tüm ev sahibi ülkelerde gelecekteki en öncelikli sorun olmaya devam etmektedir. Uluslararası bağışçıların, ev sahibi ülkelerde istihdam yaratılmasını destekleyen büyük projeleri desteklemesi gerekmektedir.

Üretim sektörlerine yapılacak yatırımlar, yalnızca mültecilerin ve ev sahibi toplumun üyelerinin iş bulmasını sağlamakla kalmayacak, aynı zamanda ülkelerin yeni pazarlara erişmesine ve mülteci istihdam eden şirketler için ihracat fırsatları yaratmasına da yardımcı olabilir.

Kaynak: Wilson Center

https://www.wilsoncenter.org/blog-post/long-term-solutions-needed-syrian-refugees-attention-shifts-ukraine

Lübnan’ın Mısır ve Suriye ile Gaz Anlaşması Eylem Planı 

21 Haziran 2022’de Lübnan, Suriye ve Mısır’dan yetkililer, Ürdün ve Suriye’den Lübnan’a uzanan bir boru hattı üzerinden Mısır’dan yılda 22,95 milyar fit küp doğal gaz ithal etmek için bir anlaşma imzaladı.

Ancak anlaşma tam olarak uygulansa bile sürdürülebilir elektrik sağlamayacak. Bu anlaşma tamamen uygulansa bile, çoğu Lübnanlı ev, hükümet tarafından sağlanan elektrik olmadan günde 18 saat dayanabilir. Buna ek olarak, anlaşma Lübnan’ın elektrik sektöründeki kısa vadeli bir reformdur, yolsuzluk ve dengesizlikleri ele almamaktadır. Dolayısıyla Lübnan’ın borcunu artıracaktır.

Anlaşma hala ABD’nin onayını gerektiriyor. ABD Büyükelçisi Dorothy Shea anlaşmayı yaklaşık bir yıl önce açıklasa da Mısır ve Ürdün, Suriye hükümetiyle iş yapmayı engelleyen Sezar Yasası’nın yaptırımlarına tabi olmadıklarına dair ABD’nin onayını bekliyor.

Anlaşma, Lübnan’daki ABD-İran rekabetinin bir ürünü. Büyükelçi Shea anlaşmayı Ağustos 2021’de, Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın İran’dan yakıt sevkiyatı sağladığını açıklamasından sadece birkaç saat sonra duyurdu.

Bu anlaşma aynı zamanda, ABD’nin öncülük ettiği ve Lübnan’dan daha büyük tavizler aradığı İsrail ile Lübnan arasındaki deniz sınırı müzakerelerinde ABD’ye Lübnan hükümeti üzerinde bir koz verebilir.

Anlaşma, Mart 2011’de Suriye’yi sarsan Arap Baharı protestolarından bu yana Suriye’nin bölgeyle ekonomik entegrasyonuna yönelik ilk büyük hareketi temsil ettiği için Esed rejimi için bir kazanç. Suriye doğrudan ödeme almayacak olsa da ülkenin enerji sorunlarını çözmesine yardımcı olacak gazın bir kısmını alacak. Şam ayrıca Lübnan’a gaz arzını keserek Beyrut üzerindeki etkisini güçlendirecek. Suriye’nin anlaşmaya dahil edilmesi aynı zamanda Beşşar Esed’i meşrulaştırıyor ve Suriye’nin uluslararası rehabilitasyonuna yönelik bir adımı temsil ediyor.

ABD Kongresi, anlaşmanın hikmeti konusunda ikiye bölünmüş durumda. Bu yılın başlarında, önde gelen Cumhuriyetçi milletvekilleri, Dışişleri Bakanı Anthony Blinken’e, anlaşmayla ilgili “ciddi endişelerini” ifade etmek için bir mektup yazarak, “gelecekte Sezar yaptırımlarını aşmak için bir plan” sağlayacağını savundu.

Kaynak: Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS)

https://www.csis.org/analysis/politics-lebanons-gas-deal-egypt-and-syria

Sadr hareketi neden Irak siyasi sürecinden çekildi?

Mukteda es-Sadr, toplu istifanın nedenlerini Salih Muhammed el-Iraki isimli Twitter hesabı üzerinden açıkladı. 12 Haziran’da yaptığı açıklamada Sadr, kararının Irak halkını çözülmemiş bir siyasi çatışmaya doğru korkunç bir düşüşten kurtarma arzusundan kaynaklandığını belirtti.

Sadr, Necef’te Sadr bloku üyeleriyle yaptığı görüşmede siyasi süreçten çekilme kararının “yolsuzluğa hiçbir şekilde ortak olmamak adına” alındığını belirtti. Sadr, “Bozguncular var oldukça gelecekteki seçimlere katılmayacağım. Bu, benimle Allah arasında, benimle sizin ve halkın arasında bir ahittir” ifadelerine yer verdi.  

Bu açıklamada belirtilen iddiaya rağmen, Sadr’ın siyasi süreçten aniden geri çekilme kararının arkasındaki gerçek sebep başka unsurlar da olabilir. 

Sadr yanlılarının siyasi süreçten çekilmeleri, siyasi varlıklarını öne çıkarma, politikacıların güçlü bir hükümet kurmadaki başarısızlığını vurgulama ve daha sonra onlardan siyasi cepheye geri dönmesini talep etme arzularından kaynaklanabilir.

Sadr’ın kararı, özellikle şu anda parlamentonun yasama tatilinde olduğu göz önüne alındığında, yedek temsilciler çağırmak veya herhangi bir meclis kararı çıkarmak mümkün olmadığı için, müttefikleriyle anlaşarak yürütülen siyasi bir manevra da olabilir. Parlamento tatili, temmuz başına kadar devam edecek.

Sadr’ın kararının arkasındaki ana nedeni açıklayan başka bir olasılık daha var ki o da Sadrcıların siyasi süreçten çekilmesinin, sürecin kaçınılmaz bir şekilde başarısızlığa uğrayacağının farkında olmaları. Böylece, Sadr hareketi bu lekeden korunmuş olacak, parlamentonun feshedilmesi ve yeni parlamento seçimleri için hazırlanmasına imkan tanıyacak.

Tüm bu olasılıklar göz önüne alındığında, Sadr’ın bir sonraki hamlesini öngörmek oldukça zor. Zira daha önceki adımlarında çelişkili bir tutum sergiledi. 

Bunun ışığında, siyasi açmaz durumu, devleti içinden çıkılması zor olabilecek kritik bir sürece sokarak,  politikacıların bunu içeride çözememesi halinde uluslararası toplumu krizin çözümü için doğrudan müdahale etmeye sevk edebilecek kapsamlı bir kurumsal çöküşe doğru götürüyor.

Kaynak:  Washington Yakın Doğu Araştırmaları Enstitüsü 

https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/why-did-sadrists-withdraw-iraqi-political-process

Kaynak:

  1. https://foreignpolicy.com/2022/06/22/turkey-erdogan-ukraine-russia-war-west-us-geopolitics-black-sea-europe-energy
  2. https://www.washingtonpost.com/world/2022/06/22/turkey-saudi-mbs-khashoggi/
  3. https://www.aljazeera.com/news/2022/6/28/erdogan-to-have-bilateral-talks-with-world-leaders-at-nato-summit
  4. https://www.mei.edu/publications/moment-reckoning-us-and-iran-prepare-resume-talks-doha
  5. https://worldview.stratfor.com/situation-report/mena-negev-summit-steering-committee-meets-manama-bahrain
  6. https://www.wilsoncenter.org/blog-post/long-term-solutions-needed-syrian-refugees-attention-shifts-ukraine
  7. https://www.csis.org/analysis/politics-lebanons-gas-deal-egypt-and-syria
  8. https://www.washingtoninstitute.org/policy-analysis/why-did-sadrists-withdraw-iraqi-political-process 

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: