Analiz

İSRAİL’İN DEĞİŞİM HÜKÜMETİ VE GELECEĞİNE YÖNELİK SENARYOLAR

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

Dördüncü kez seçime giden İsrail’de hükümet uzun uğraşlar sonucunda kuruldu. Mecliste en çok sandalyeyi alan Likud Partisi lideri Binyamin Netanyahu, hükümeti kurmakla görevlendirilen ilk lider olmasına rağmen başarısız oldu ve hükümet kurma görevi, Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid’e verildi. Lapid kendisine tanınan sürenin son saatlerinde koalisyon ortakları ile anlaşmayı imzalamayı başardı. Böylece, İsrail’in otuz altıncı hükümeti için koalisyon ortakları belli oldu.

Koalisyon anlaşmasının imzalanması Netanyahu’nun mücadeleden vazgeçmesi için yeterli olmadı. Netanyahu ile aynı partiden olan Meclis Başkanı güven oylamasının tarihini netleştirmekte hayli yavaş davrandı. Aradaki bu zaman diliminde Netanyahu da koalisyonun dağılması için elinden gelen her türlü çabayı gösterdi. Koalisyon anlaşmasından güven oylamasına dek geçen süreçte gelişen Filistin-İsrail gerginliği de sürecin gidişatı hakkında soru işaretleri oluşturdu. Netanyahu yeni koalisyonun dağılması uğrunda Başbakanlık koltuğundan vazgeçmeyi dahi göze aldı ve koalisyon ortağı ve aynı zamanda Savunma Bakanı olan Mavi Beyaz Partisi lideri Benny Gantz’e değişim koalisyonundan ayrılması karşılığında Başbakanlık koltuğunu teklif etti. Ancak, Netanyahu’nun tüm çabaları sonuçsuz kaldı ve Değişim Hükümeti 59 ret oyuna karşılık 60 kabul oyu ile güvenoyu aldı. Tüm bunlar, hayatının 15 yılını (1996 ve 1999 yılları arasında 3 yıl ve 2009 yılından itibaren 12 yıl) Başbakan olarak geçirmiş olan Netanyahu’nun iktidardan vazgeçmesine yetmedi. Meclisteki konuşmasında bu yeni hükümeti devirmek için çalışacağını ve bunun beklenenden çok daha kısa sürede gerçekleşeceğini söyledi. 

 Değişim  Hükümeti’nin karşı karşıya olduğu en büyük zorluk, bu hükümetin oldukça kırılgan bir yapıda oluşudur. Zira, oluşumun 8 farklı partiden meydana gelmesi ciddi ideolojik farklılıkları beraberinde getirmektedir. Bu nedenle partilerin beklentileri ve hedefleri birbirinden ayrışıyor. Hatta çoğu zaman ters düşüyor. Bu hükümet tarihte bir ilke de şahitlik ediyor. Zira, ilk kez Arap kökenli bir parti hükümet ortağı oldu. Ra’am Partisi’ni diğer Arap partilerinden ayıran özellik ise pragmatik bir bakış açısına sahip olmasıdır. Parti lideri Mansur Abbas, meclisteki konuşmasını Arapça olarak yaptı ve bu davranışı da savunduğu ideolojinin bir hatırlatması niteliğindeydi. Değişim Hükümeti’nde herhangi bir bakanlık almayan Abbas, mecliste Arapların menfaatini gözetmeyi hedefliyor. Değişim Hükümeti’ni bir araya getiren nokta ise hükümet ortaklarının Netanyahu karşıtı bir blokta toplanmasıdır. Ortak bir ideolojisi olmayan, çok farklı ve hatta birbirine zıt tabanlardan gelen bu partilerin kurduğu koalisyonunun ömrü ise herkes tarafından merak edilen bir konu haline geldi. Ortak hedefleri Netanyahu iktidarına son vermek olan bu partilerin, “hedef ortadan kalktıktan sonra” bir arada kalabilmek için bugünkü gibi bir çaba gösterme ihtimalleri ise oldukça düşük. Fakat bu noktada Netanyahu’nun mecliste yaptığı konuşma, aslında koalisyonun yardımına yetişebilecek niteliktedir. Öyle ki, Netanyahu meclis konuşmasında geri döneceğini belirterek hükümet bileşenlerine ciddi bir uyarıda bulunmuş oldu. 

Bununla birlikte, Netanyahu tehdidinin varlığını sürdürmesi, hükümetin birliğinin kesinkes devam edeceği anlamına gelmiyor. Değişim Hükümeti’nin kurulması noktasında her partinin beklentilerini aşağı çekmesi ve bazı noktalarda feragat etmesi gerekmişti. Aynı yolu yönetimde iken devam ettirip ettirmeyeceklerini önümüzdeki günler gösterecek. Hükümet kurma pazarlıkları esnasında Lapid, 8 parti arasındaki en çok sandalyeye sahip partinin lideri olmasına rağmen Başbakanlık koltuğundan ilk aşamada feragat etmişti. Lapid yerini Yamina Partisi lideri Naftali Bennett’a bırakarak iki yıl için Dışişleri Bakanlığı koltuğunda kalmayı kabul etti. Lapid’in bu davranışı hükümeti kurma yolundaki kararlılığını gözler önüne serdi ve koalisyonun kurulmasına dair ümitleri güçlendirdi. 

Değişim Hükümeti’nin ideolojik farklılıkları koalisyonun geleceğine dair şüpheler de uyandırıyor. Zira, koalisyonda yasa dışı yerleşimleri destekleyen partiler olduğu gibi buna kesinlikle karşı olanlar da yer alıyor. Eşcinsellere belli haklar verilmesini isteyen bir partinin yanında İslamcı bir parti de koalisyonun üyesi. Şabat günlerinde toplu taşıma araçlarının çalışmasını, işyerlerinin açılmasını destekleyen partilerin bulunduğu hükümeti İsrail’in ilk kipalı Başbakanı yönetiyor. Kendini Netanyahu’dan daha sağcı olarak nitelendiren ve Batı Şeria’nın ilhakını destekleyen Bennett, İsrailli bir kanala verdiği röportajda, Gazze’deki bir savaşın koalisyonun çökmesine sebep olabileceğini, çünkü Ra’am Partisi’nin buna destek vermeyeceğini ifade etti. Anlaşılan şu ki,  koalisyonun uzun ömürlü olması için partilerin aşırılıklarını törpülemeleri, isteklerinin bir kısmından vazgeçmeleri ve ortak bir zeminde buluşup karar alma zorunlulukları var. Bunun uygulamada nasıl bir karşılık bulacağı ve ne kadar uygulanabilir olacağı ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

Dış politikada nasıl bir tutum sergileyeceği de merakla beklenen yeni hükümet, İran konusunda Netanyahu hükümeti ile aynı görüşleri paylaşıyor. Bir diğer ifadeyle, İran, İsrail güvenliğinin en büyük tehdidi olarak algılanmaya devam ediyor. Meclisteki konuşmasında buna değinen Netanyahu, yeni hükümetin İran tehdidi karşısında zayıf kalacağını belirtti. Ayrıca, Bennet’ı inandırıcı olmamakla itham etti. Netanyahu’nun düşüncesine göre Bennet, İran meselesinde kendisi kadar güçlü bir duruş sergileyemeyecek ve bu da İsrail için tehlikeli bir koalisyonun başa geldiğinin bir göstergesi. Değişim Hükümeti Dışişleri Bakanı Lapid, Amerikan mevkidaşı Antony Blinken ile yaptığı görüşmede, İran ile ilgili olarak, bu meselenin basın konferansında değil birebir konuşulması gerektiğini ifade etti. Öte yandan, ABD Başkanı Joe Biden, İsrailli mevkidaşına İran’ın nükleer silaha sahip olamayacağına dair vaatte bulundu. 

Bölgeye dair bir diğer konu da yeni hükümetin, İbrahim Anlaşmaları’nın seyrine etkisi oldu. Ra’am Partisi lideri Abbas’ın herhangi bir bakanlık sahibi olmasa dahi mecliste bulunması, Arap ülkeleri açısından İsrail ile ilişkilere meşruiyet kazandırmak için bir fırsat olarak telakki ediliyor. Öte yandan, yeni hükümetin de İbrahim Anlaşmaları’na karşı olumlu bir yaklaşım içerisinde olduğu açıkça gözlemlenebilir. Lapid’in göreve gelişinin hemen akabinde gerçekleştirdiği Birleşik Arap Emirlikleri ziyareti, ülkeye İsrailli bir bakan tarafından yapılan ilk resmi ziyaret olması hasebiyle tarihi bir ziyaret olarak görülüyor. Bunun yanında, Değişim Hükümeti’nin Bölgesel İşbirliği Bakanı İssawi Frej’in de Arap kökenli İsrail vatandaşı olması bölgedeki diğer devletlerle ilişkilere verilen önemin de bir göstergesi olarak değerlendirilebilir. Hamas ve İsrail arasında sıcak gelişmelerin yaşandığı günlerde kurulan yeni hükümetin olaylara karşı tavrı da merak edilenler arasında. Değişim Hükümeti’nden Filistinlilere yönelik politikalarda büyük bir değişim beklenmiyor. İsrailli bir kanala konuşan Bennett, Gazze’deki olası bir savaşın koalisyonun çöküşüne sebebiyet vereceğini söylemiş olsa da, hükümet değişiminin hemen ardından, daha önce tansiyonun çıkmasına neden olan aşırı sağcı grupların yürüyüş yapmasına izin verdi. Yürüyüş, gerilimin tırmanmasına neden oldu ve İsrail’in Değişim Hükümeti ile Hamas arasında ilk çatışma meydana geldi. Değişim Hükümeti Gazze ile ilişkilerde değişimi beraberinde getirmedi ve önümüzdeki günlerde de ciddi bir değişim öngörülmüyor.  Koalisyon arasında ciddi ayrılıklara sebebiyet verecek meselelerin koalisyonun devamlılığını sağlamak adına ertelenmesi söz konusu olabilir.

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: