Rapor

İsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye | 26 Mart – 02 Nisan 2022

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

İsrail Basını ve Araştırma Merkezlerinde Körfez ve Türkiye Hakkında Çıkan Yayınlar

“İsrail Zirvesi: ABD ve Ortadoğu’daki Müttefikleri İran Konusunda Birleşmekten Uzak” başlıklı yazıda şu hususlar dile getiriliyor:[1]

  • Esed’in BAE ziyareti, Şarm El Şeyh’te gerçekleşen üçlü görüşme (Bennett-Sisi-Muhammed bin El Zayed) ve Negev Zirvesi gibi bölge ülkeleri arasındaki yüksek profilli temasların arkasında yatan gelişmeler olarak şunlara yer veriliyor:
    • Rusya’nın Ukrayna’yı işgali
    • İran ile devam eden nükleer anlaşmaya dönüş görüşmeleri
    • ABD’nin Ortadoğu’ya azalan ilgisi (ABD’nin Rusya ve Çin’e odaklanması)
  • ABD ve bölgedeki müttefikleri arasındaki ilişki hususunda şunlar dile getiriliyor:
    • Biden yönetimi BAE, Suudi Arabistan ve İsrail’in İran hususundaki çekincelerini görmezden geliyor.
    • Yüksek petrol fiyatları nedeniyle Batı ve ABD’nin Körfez petrolüne olan ilgisi artıyor.
    • İbrahim Anlaşmaları zemininde bir araya gelen İsrail ve Körfez ülkeleri ABD dış politikasına şüpheyle yaklaşıyor. Bu şüphecilik yukarıda zikredilen yakınlaşma ve görüşmelere zemin teşkil ediyor.
  • Negev’de İsrail, BAE, Mısır, Fas, Bahreyn ve ABD Dışişleri Bakanlarının katılımıyla gerçekleşen Negev Zirvesiyle alakalı şu değerlendirmelere yer veriliyor:
    • Zirve, ABD’nin bölge ülkelerinin duyduğu endişeleri yatıştırma girişimi olarak görülebilir.
    • Söylem bazında İran’a karşı ortak cephe amacı vurgulansa da pratikte ülkeler böyle bir birleşmeden oldukça uzaklar. İsrail’in İran’a karşı tavrı ile diğer ülkelerin tavırları arasında ciddi farklılıklar var.
    • Suudi Arabistan ve Ürdün zirveye katılmadı.
    • Zirve, sürekli Netanyahu hükümeti ile kıyaslanan Bennett-Lapid hükümeti için “Netanyahu kadar başarılı” olabileceklerini kanıtlamak için bir fırsat sunuyor.

“Blinken’in Ortadoğu Ziyaretinin Arkasında Yatan Sebep” başlıklı yazıda şu noktalara temas ediliyor:[2]

  • Yazıda Blinken’ın ziyaretleriyle alakalı şu bilgilere yer veriliyor:
    • Blinken’ın ziyaretleri: İsrail, Filistin, Fas ve Cezayir
    • Blinken İsrail’de Negev Zirvesinde BAE, Bahreyn, Mısır, Fas ve İsrail Dışişleri Bakanlarıyla bir araya geldi.
    • Blinken ve Biden yönetiminin temel hedefi: Ortadoğu’daki müttefiklerinin ABD’nin İran’la nükleer anlaşma hususundaki konumunu tam olarak anlamasını sağlamak
    • Ortadoğu ülkelerinin temel endişesi: İran’la nükleer anlaşmaya dönme konusundaki endişeler, özellikle Devrim Muhafızları Ordusu’nun yabancı terör örgütleri listesinden çıkarılması ihtimalinden duyulan endişe
  • ABD’nin kısa vadede bu ülkelerin İran’a karşı savunma ihtiyaçlarını karşılamak için adımlar atmaya istekli olduğu belirtiliyor.
  • Biden yönetiminin, Trump döneminin dış politika eserlerinden olan İbrahim Anlaşmaları çerçevesini devam ettirmek isteğinde olduğu ifade ediliyor.
  • Bölge ülkeleri arasındaki bu olumlu atmosfere rağmen Filistin meselesinin de göz ardı edilmemesi gerektiği, gelişen normalleşmede Filistinlilere nasıl alan açılacağının kritik bir soru olduğu vurgulanıyor. 
  • Ramazan ayındaki olası gerginliklere değinilerek bu durumun normalleşme açısından bir tehdit oluşturduğu ifade ediliyor.

“İsrail İçin Negev Zirvesi Tamamen İran’la İlgiliydi. Diğer Katılımcılar İçin Durum Böyle Değil” başlıklı yazıda şu konular dile getiriliyor:[3]

  • İsrail medyasında Negev Zirvesinin, “İran’a karşı zirve” başlığıyla sunulmaya çalışıldığı belirtiliyor. 
  • Zirve sonrası düzenlenen basın toplantısında Arap ülkelerin temsilcilerinin İran konusuna neredeyse hiç temas etmediğinin altı çiziliyor.
  • Her ülkenin farklı önceliklerle masaya oturduğu ifade ediliyor. Ülkelerin öncelikleriyle alakalı şu tahminlere yer veriliyor:
    • İsrail: İran ve vekillerinin teşkil ettiği tehditler
    • BAE: Yeşil enerji yatırımları 
    • Bahreyn: Deniz güvenliği
    • Fas: Eğitim ve tarım
    • Mısır: Hepsi 
    • ABD: Bölgedeki müttefikleri teskin etmek
  • BAE’den zirveye katılan üst düzey bir diplomatın her ülkenin zirveye kendi gündemiyle geldiğini onayladığı belirtilirken şu açıklamasına yer veriliyor: “Sorum şu ki bu yeni düzen bir yandan her ülkenin bireysel çıkarlarına hizmet ederken diğer yandan bölgesel sorunları nasıl ele alacak? Henüz cevabım yok ama bu toplantı iyi bir başlangıç.”
  • Zirveye katılan Arap ülkelerinin İran’a karşı tamamen pasif davranmak istemedikleri ancak yine de İsrail kadar saldırgan bir tavırla da ilgilenmediklerinin açık olduğu belirtiliyor.

“Katar İmajını Değiştirmeye Çalışıyor: “Dünya Kupasından Sonra Bize Başka Bakacaklar” başlıklı yazıda şu hususlara temas ediliyor:[4]

  • Katar’ın ev sahibi seçilmesiyle birlikte şu hususlarda eleştirilere maruz kaldığı ifade ediliyor:
    • Yabancı işçilerin koşulları ve stadyum inşaatlarında hayatını kaybeden işçiler
    • İnsan hakları
    • Eşcinsellere yönelik yaklaşım
  • Bu konularla alakalı Katar 2022 Dünya Kupası CEO’su Nasser Al-Khater’ın görüşlerine yer veriliyor. Öne çıkan başlıklar şu şekilde:
    • İşçiler hakkında sadece kötü haberler medyaya taşınırken olumlu hiçbir haber medyada yer bulamıyor. 
    • (Eşcinsellik hususundaki endişelerle alakalı soruya cevaben) Katar dünyanın en güvenli ülkelerinden birisi. Bizim de bazı normlarımız var. Tıpkı bizim yurtdışına gittiğimizde yaptığımız gibi buraya gelen insanların da o normlara saygı duymasını bekliyoruz. 
    • İnsanlar ülkemize gelmeye başladıktan sonra bizim hakkımızdaki kanaatleri değişecektir.

“Petrole Karşı Gaz” başlığıyla The Marker’da yer bulan yazıda şu hususlar dile getiriliyor:[5]

  • Suudi Arabistan ile Katar arasında tarih boyunca çok fazla ortak zemin olmadığına dikkat çekiliyor.
  • Katar’ın doğal gaz gücü ile Suudi Arabistan’ın petrol gücü karşılaştırılarak Aramco ile kıyaslandığında Qatar Energy şirketinin oldukça küçük olduğu vurgulanıyor.
  • Petrol piyasasındaki artışlar ile Aramco’nun karını ikiye katladığı, yeşil enerjiye geçiş politikalarının oluşturduğu üretim boşluğundan istifade ederek diğer şirketlerin aksine Aramco’nun yatırımlarını ve üretim kapasitesini artırdığı ifade ediliyor.
  • Enerji krizi nedeniyle Batı ülkelerinin liderlerinin Cemal Kaşıkçı olayını bir kenara bırakarak Muhammed bin Selman ile görüşmeye çalıştığı ancak Suudi Arabistan’ın yüzünü Batı’dan çok Doğu’ya dönmüş durumda olduğu dile getiriliyor:
    • Suudi Arabistan Rusya’nın da içinde bulunduğu OPEC+’ın politikalarına bağlı kalmaya devam ediyor. 
    • Suudi Arabistan geçtiğimiz haftalarda Çin’de bir rafineriye ciddi yatırımlar yaptı. Ayrıca Çin ile yuan üzerinden petrol ticareti yapma konusunda çeşitli girişimlerde bulunduğu iddia ediliyor.
    • Hindistan’dan bir şirket ile Aramco arasında ticari bağlar gelişiyor.
  • Suudi Arabistan’ın bu yöneliminin temel nedenleri olarak şunlara yer veriliyor:
    • Petrol ihracatının dörtte birinden fazlası Çin’e gerçekleşiyor.
    • ABD’nin Suudi Arabistan’ın güvenlik endişeleriyle ilgilenmediğini düşünüyor.
  • Katar’ın diğer ülkelerle ilişkisinin Suudi Arabistan’dan farklı olduğu belirtiliyor:
    • Katar’ın en büyük müşterileri de Asya’dan. Ancak Katar, Qatar Energy’nin çıkarlarını jeopolitik çıkarlara öncelemiyor ve ABD ile yakın ilişkiler kurmaktan kaçınmıyor.
    • Katar, diğer Körfez ülkeleri tarafından ablukaya alındığında dahi BAE’ye gaz arzını kesmeyerek güvenilir bir tedarikçi izlenimi bıraktı.
  • Yeşil enerjiye geçiş kampanyalarına rağmen her iki şirket de yatırımlarını artırmaya devam ediyor. Ancak 10 yıl sonra enerji sektöründe farklı senaryolar karşımıza çıkabilir. Katar’ın hem Doğu hem Batı ile iyi geçinme çabaları gelecek adına daha temkinli bir yol olarak görülebilir.

“Ukrayna’daki Savaş İsrail’in Akdeniz Havzasındaki Enerji Sorununu Halletmesi İçin Bir Fırsat” başlıklı yazıda şu noktalara temas ediliyor:[6]

  • Netanyahu hükümetinin Yunanistan ve GKRY ile İsrail arasındaki ilişkileri geliştirerek Bennett hükümetine iyi bir miras bıraktığı ifade ediliyor. Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin gergin olduğu dönemde İsrail açısından Doğu Akdeniz’de en iyi alternatif rotanın Yunanistan olduğu ve bu şartlar altında doğal olarak Atina ile Tel Aviv arasında iyi bir işbirliğinin geliştiği belirtiliyor.
  • İsrail hükümetinin yönetim kademesindeki isimlerin birbirinden farklı dış politika perspektifiyle hareket ettikleri ifade ediliyor:
    • Bennett: Pragmatik yaklaşımı benimsiyor. Rusya ile Ukrayna arasında taraf tutmaktan kaçınıyor.
    • Lapid: Daha eleştirel ve vicdanlı bir yaklaşım benimseyerek Rusya’yı kınıyor.
    • Herzog: Daha olgun bir tavırla iki yaklaşımı birleştiriyor.
  • Herzog’un Türkiye ziyareti öncesi Yunanistan ve GKRY turu ve Türkiye ile yakınlaşmanın Yunanistan ve GKRY pahasına olmayacağı minvalindeki açıklamaları onun bu olgun siyasi tavrının bir parçası olarak takdir ediliyor.
  • Türkiye ile İsrail arasında bir boru hattı inşaatının uzun bir süreç gerektirdiğine dikkat çekilirken İsrail’in dış politikada Bennett-Lapid-Herzog üçgeniyle atılımlarına çok yönlü olarak devam etmesi gerektiği ifade ediliyor.

Referanslar

  1. https://www.haaretz.com/israel-news/.premium.HIGHLIGHT-the-gathering-of-the-middle-east-s-diplomatic-elite-in-israel-has-no-clear-goal-1.10700327?utm_source=mailchimp&utm_medium=content&utm_campaign=daily-brief&utm_content=dcdbce82a1
  1. https://www.haaretz.com/israel-news/.premium.HIGHLIGHT-this-is-what-s-behind-blinken-s-middle-east-visit-1.10701169?utm_source=mailchimp&utm_medium=content&utm_campaign=haaretz-news&utm_content=bc5bf385dd
  1. https://www.timesofisrael.com/for-israel-the-negev-summit-was-all-about-iran-for-other-participants-not-so-much/
  1. https://sports.walla.co.il/item/3497811
  1. https://www.themarker.com/wallstreet/.premium-1.10702878
  1. https://www.globes.co.il/news/article.aspx?did=1001407298

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: