Raporİsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye

İsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye | 02 – 10 Nisan 2022

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

İsrail Basını ve Araştırma Merkezlerinde Körfez ve Türkiye Hakkında Çıkan Yayınlar

“İnce Bir Çizgide Yürümek: Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna Arasında Arabuluculuğu ve Batı ile İlişkileri” başlığıyla INSS’de yayımlanan yazıda şu hususlar dile getiriliyor:[1]

  • Türkiye’nin arabuluculuk çabalarına değiniliyor:
    • 10 Mart: Antalya’da Rusya, Ukrayna ve Türkiye Dışişleri Bakanlarının katılımıyla üçlü zirve gerçekleştirildi.
    • 16-17 Mart: Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu Rusya ve Ukrayna’ya ziyaretler gerçekleştirdi.
    • 29 Mart: Rusya ve Ukrayna heyetleri Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla İstanbul’da bir araya geldi.
  • Rusya-Ukrayna Savaşının Türkiye’ye etkileri üzerinde duruluyor:
    • Rusya, Türkiye’nin en önemli enerji tedarikçilerinden birisi.
    • Rus Rosatom şirketi Türkiye’nin ilk nükleer santralini inşa ediyor.
    • Rusya ve Ukrayna, Türkiye’nin en önemli buğday ve ayçiçeği yağı tedarikçileri konumunda yer alıyor.
    • Rusya ve Ukrayna, Türkiye turizminde de çok büyük paya sahipler.
    • Suriye’deki Rus varlığı Türkiye’yi ciddi derecede etkiliyor. Türkiye özellikle Rusya’nın Esed güçlerine İdlip’te bulunan Türk askerine saldırı izni vermesinden çekiniyor.
  • Rusya-Ukrayna Savaşının Türkiye-NATO ilişkileri açısından önemli bir test olduğu belirtiliyor:
    • 2016 yılından bu yana NATO’daki müttefiklerine rağmen Türkiye, Rusya ile yakınlaşmayı sürdürdü. Kırım’ın Rusya tarafından ilhakı gibi çeşitli krizlere rağmen Rusya-Türkiye ilişkileri gelişmeye devam etti ve nihayet Türkiye Rusya’dan S-400 satın almasının akabinde F-35 programından çıkarıldı.
    • Rusya-Ukrayna Savaşında da Türkiye ikili tutumunu sürdürüyor. Bir yandan Montrö Sözleşmesi gereğince Karadeniz’i Rus gemilerine kapatırken diğer yandan Rusya’ya karşı yaptırımlara katılmamış, hava sahasını Rus uçaklarına kapatmamıştır.
  • Eskiden tepki çeken Türkiye-Rusya yakınlaşmasının, savaşın başlamasıyla birlikte stratejik açıdan önemli bir kanal haline geldiği belirtiliyor. Buna binaen Türkiye’nin NATO’daki imajının ciddi ölçüde değer kazandığı, son NATO Zirvesinde liderlerin Erdoğan’a karşı dostane bir tavır takındığı ifade ediliyor.
  • NATO’nun aksine AB’nin Türkiye’ye yönelik tutumunda bir değişiklik olmadığı, Türkiye’nin müzakereleri yeniden başlatma çağrılarının karşılık bulmadığı vurgulanıyor.
  • Rusya-Ukrayna Savaşında Bayraktar TB-2’nin başarılı bir performans gösterdiği ifade edilirken bu durumun TB-2’lere olan rağbeti artırabileceği ekleniyor.
    • Diğer yandan ise Ukrayna’nın TB-2’lerin üretim süreçlerinde rol aldığı ifade edilerek savaşın TB-2’lerin üretim süreçlerini etkileyebileceğine temas ediliyor.
  • Son kısımda İsrail ile Türkiye arasında arabuluculuk konusunda bir rekabet olmadığı vurgulanırken, Türkiye’nin NATO üyesi olması, Karadeniz’e direkt sınırı olması gibi sebeplerle  arabuluculuk noktasında daha avantajlı olduğu ifade ediliyor.

“Rusya’nın Ukrayna İşgali: Ekonomik Çöküş ve Enerji Piyasasına Yansımaları” başlığıyla Moshe Dayan Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezinde yayımlanan yazıda şu noktalara temas ediliyor:[2]

  • Ukrayna’yı işgali sonrası Rusya’ya karşı alınan en önemli yaptırım kararlarından birisinin AB’nin Rus gazı ithalatını bir yıl içerisinde üçte iki oranında azaltma ve 2030 yılında Rus gazı ve petrolüne olan bağımlılığını tamamen bitirme hedefi olduğu dile getiriliyor.
    • Rus gazı için alternatifler: Rusya dışındaki tedarikçilerden doğal gaz ve LNG alımının artırılması, yenilenebilir enerji üretiminin teşviki, fosil yakıt kullanımına getirilecek kısıtlamalar vs.
  • AB, doğal gaz tüketiminin %90’ı, petrol tüketiminin %97’si ithalat üzerinden sağlanıyor.
    • AB’nin toplam gaz ithalatında Rusya’nın payı  yüzde 45 iken, diğer tedarikçiler arasında Norveç (%23), Cezayir (%12), ABD (%6) ve Katar (%5) gelmektedir.
    • Rusya aynı zamanda AB’nin toplam ham petrol ithalatının %27’sini sağlayarak bu alanda da en büyük tedarikçi konumunda yer alıyor.
  • Rusya-Ukrayna savaşının en önemli etkilerinden birisinin de tahıl ticaretindeki akışın bozulması olduğu belirtiliyor. Özellikle Türkiye’nin tahıl ürünleri ithalatında bu ülkelere oldukça bağımlı olduğuna dikkat çekilerek Türkiye’deki gıda fiyat enflasyonundaki artışın sebeplerinden birisinin bu olduğu belirtiliyor.
    • Küresel buğday ihracatının %10’unu Ukrayna, %16’sını Rusya oluşturuyor.
    • Küresel mısır ihracatının %14’ünü Ukrayna, %2’sini Rusya oluşturuyor.
    • Küresel arpa ihracatının %17’sini Ukrayna, %13’ünü Rusya oluşturuyor.
  • Savaşın petrol piyasalarına etkisi değerlendirilirken 2022 yılında Suudi Arabistan’ın petrol gelirlerinin 207 milyar dolardan 210-380 milyar dolar seviyelerine, BAE’nin petrol gelirlerinin ise 50 milyar dolardan 80-100 milyar dolar seviyelerine çıkabileceği tahmin ediliyor.
  • Savaşın tüm bu etkileri göz önüne alındığında ortaya şu sonucun çıkacağı belirtiliyor: Petrol üreticisi ülkeler zenginleşirken Mısır gibi yoksul, gıda ithalatçısı ülkeler daha da fakirleşecek.

“Kiev ve Moskova Ortadoğu İçin Yeni Bir Ekonomik Harita Oluşturuyor” başlıklı yazıda şu hususlara temas ediliyor:[3]

  • İsrail ile BAE arasında imzalanan iş birliği ve anlaşmalar neticesinde BAE’den İsrail’e gelecek turist sayısında ciddi bir artış olması beklendiği belirtiliyor.
  • Rusya-Ukrayna Savaşının farklı ülkelerin turizm sektörüne olası etkileri inceleniyor:
    • Yaptırımlar sebebiyle Rus oligarkların özel yat ve jetlerini Dubai limanlarına park ettiği ve bu oligarkların emlak sektörüne ciddi yatırımlar yaptığı vurgulanıyor.
    • Türkiye’ye gelen turistlerin büyük oranda Rusya ve Ukrayna’dan olduğu belirtilerek turizm gelirlerinin 34 milyar dolardan 15 milyar dolara düşmesi beklendiği ifade ediliyor.
    • Benzer bir durumun Mısır için de geçerli olduğu söyleniyor ancak Mısır açısından asıl krizin buğday ve gıda sektöründe olacağı belirtiliyor.
  • Katar, Suudi Arabistan ve BAE’nin Mısır’a 15 milyar dolarlık bir yatırım paketi açıkladığı ifade edilen yazıda özellikle Mısır-Katar arasındaki geçmiş krizler göz önüne alındığında Katar’ın yardımının ilginç olduğu belirtiliyor.
  • Benzer şekilde Türkiye ile BAE ve Suudi Arabistan arasındaki yakınlaşma da ekonomik gerekçelerle açıklanıyor.
  • Bütün bu finansal hareketliliğin arkasında iki temel nedenin yattığına işaret ediliyor:
    • İran’ın yeniden piyasalara dönme ihtimali
    • Rusya-Ukrayna savaşının etkileri
  • Savaşın etkileri nedeniyle Batı ülkelerinin Körfez ülkelerine yakınlaşmaya başladığı ve bu durumun Körfez ülkelerinin elini güçlendirdiği belirtiliyor.
  • Suudi Arabistan, Katar ve BAE’nin, Mısır, Ürdün ve diğer ülkelere sunduğu ekonomik yardımların Ortadoğu’daki güç dengesi üzerinde önemli etkileri olacağı ifade ediliyor.

“Yemen Fırsat Penceresi” başlıklı yazıda şu değerlendirmelere yer veriliyor:[4]

  • Yemen Cumhurbaşkanı Hadi’nin istifa ederek yetkilerini Başkanlık Konseyine devretmesinin ABD, Suudi Arabistan ve İran tarafından olumlu bir biçimde karşılandığı belirtiliyor.
  • Yemen’in kuzeyini ve orta kesimlerini Husilerin kontrol ettiği belirtilerek güneyde yaşanan bu değişimin tek başına savaşın sonunun gelmesi için yeterli olmadığı ifade ediliyor. 
  • Ancak bu değişimin kısa süre önce Husiler ile Suudi Arabistan arasında imzalanan ve küçük pürüzlere rağmen devam eden ateşkes ile birlikte ele alındığında umut verici bir gelişme olduğu ifade ediliyor.
  • Suudi Arabistan’ın Hadi’nin iki oğlunu kaçırarak yetki devrini imzalaması noktasında Hadi üzerinde baskı kurduğu iddia ediliyor.
  • Suudi Arabistan ve BAE’nin Cumhurbaşkanı Hadi’den görevi devralan Başkanlık Konseyine 2-3 milyar dolarlık yardım sözü verdiği, konseyle anlaşmaya varması halinde Husilere on milyarlarca dolarlık ek vaatlerin olduğu iddia ediliyor.
  • Husilerin İran’la ilişkilerinin ideolojik olmadığı silah ve finansman ihtiyacından kaynaklandığı belirtilirken Husilerin son saldırılarının İran etkisiyle değil Husilerin kendi inisiyatifleri ile gerçekleşmiş olmasının muhtemel olduğu ifade ediliyor.
  • Yemen’de savaşın sona erdirilmesinin Suudi Arabistan ve BAE’nin yararına olduğu zira Suudi Arabistan’ın yedi yıldır sahada bir başarı elde edemediği belirtiliyor.

Referanslar

  1. https://www.inss.org.il/he/publication/turkey-russia-ukraine/
  2. https://dayan.org/content/russia-invades-ukraine-economic-fall-out-and-consequences-energy-markets
  3. https://www.themarker.com/wallstreet/.premium-1.10723873
  4. https://www.haaretz.co.il/news/zvibarel/.premium-1.10732551

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: