Raporİsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye

İsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye | 19 – 26 Mart 2022

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

İsrail Basını ve Araştırma Merkezlerinde Körfez ve Türkiye Hakkında Çıkan Yayınlar

 “Ukrayna Savaşı: Arap Ülkeleri Kutuplar Arasında Manevra Yapıyor” başlığıyla INSS’te yayımlanan yazıda şu hususlara temas ediliyor[1]:

  • Ukrayna savaşının patlak vermesinden bu yana bölgede Amerikan müttefiki olarak görülen birçok Arap ülkesinin Rusya’yı eleştirmekten kaçındığı ve Rusya ile Batı arasındaki krizden olabildiğince uzak durduğu ifade ediliyor. 
  • Arap devletlerinin bu tutumu “stratejik riskten korunma” terimiyle ifade ediliyor. Buna göre kendilerini koruma noktasında ABD’ye tam olarak güvenemeyen Arap liderler iki kutup arasında dengeli bir politika takip ediyor. Kısacası, ABD’nin yerini dolduracak bir güç olmadığını kabul etmekle beraber onun bölgeye yaklaşımındaki problemler sebebiyle diğer güç eksenleriyle de bağlarını devam ettiriyorlar.
    • Körfez ülkeleri petrol fiyatlarının düzenlenmesi noktasında Rusya ile birlikte hareket ediyor. Bu hususta ABD’nin üretim kotasını artırma talebini reddederek Washington’a karşı konumlarını güçlendiriyorlar.
    • Rusya ile turizm ve silah ticareti gibi alanlarda yeni işbirlikleri geliştiriyorlar.
    • BAE, Rusya’nın müttefiki Esed ile yakınlaşıyor. Libya’nın da Wagner güçlerini finanse ettiği açıklanıyor.
  • Savaşın başlamasını fırsata çevirmek isteyen Körfez ülkelerinin ABD’ye çeşitli mesajlar verecek bazı politik hamlelerde bulunduğu belirtiliyor:
    • BAE, Çin üretimi L15 eğitim uçaklarını satın alabileceğini açıklayarak kendisine F-35 satışını durduran Biden hükümetine farklı alternatifleri olduğu konusunda bir mesaj veriyor.
    • Benzer şekilde Suudi Arabistan,  Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i ülkesine davet ederek ve Çin ile petrol ticaretini yuan üzerinden yapabileceğini açıklayarak benzer mesajlar veriyor.
  • ABD üzerinde bu şekilde baskı oluşturan ülkelerin beklentileri ise şu şekilde sıralanıyor: 
    • ABD ile istihbarat ve savunma yeteneklerinin geliştirilmesi konusunda daha fazla iş birliği içinde olmayı umuyorlar.
    • Suudi Arabistan ise Muhammed bin Selman’ın Biden yönetimi tarafından muhatap alınmasını ve geliştirmeyi planladıkları nükleer programda ABD’nin desteğini almayı bekliyor.
  • Ukrayna savaşının Arap devletlerine bir diğer etkisinin ise gıda güvenliği konusunda olduğu vurgulanıyor.
    • Arap devletleri arasında buğday ithalatında Rusya’ya ciddi derecede bağımlı olan birçok devlet bulunuyor.
    • Bu ülkelerde gıda fiyatları şimdiden yükseldi. Fiyatlardaki bu artış, ekonomik olarak zor şartlarda olan halkı daha fazla rahatsız ediyor.
    • Bu durum, ekonomik açıdan zayıf Arap devletleri üzerinde Körfez ülkelerinin ekonomik nüfuzunun artmasına sebep olabilir.
    • Artan bu ekonomik nüfuz zamanla siyasi karar alma süreçlerinde Körfez ülkelerinin etkili olmasını beraberinde getirebilir.

“Erdoğan’ın Menfaatleri: Dikkatli Olmak Gerekir” başlıklı yazıda şu noktalara temas ediliyor[2]:

  • Herzog ziyareti sonrası Türk yetkililer ile Hamas yetkilileri arasında görüşmelerin başladığı, Türkiye’nin İsrail ile yakınlaşmasının Hamas ile olan ilişkilerine zarar vermemesi için bir formül arayışında olduğu iddia ediliyor.
  • Herzog-Erdoğan buluşmasının, Erdoğan’ın İsrail’e yaklaşımında bir değişikliğe işaret etmediği, Erdoğan’ın çıkarları gereği böyle bir taktiksel karar aldığı vurgulanıyor. Erdoğan’ı bu yakınlaşmaya iten gerekçeler şu şekilde sıralanıyor:
    • Popülaritesinin düşmesi
    • TL’nin değer kaybı
    • ABD ile ilişkilerdeki sorunlar
    • Bölgesel izolasyon
    • Yaklaşan seçimler
  • Hamas yetkililerinin Erdoğan’ın taktiklerini bildikleri için onu eleştirmekten kaçındıkları ancak endişeli oldukları iddiasına yer veriliyor.
  • Erdoğan’ın Herzog ile birlikte düzenlediği basın toplantısında Filistin ve Kudüs konusundaki hassasiyetlerini vurgulamasına dikkat çekilen yazıda bunun Hamas kaynakları tarafından Erdoğan’ın direniş hareketlerine karşı sıcak tavrının devam edeceği şeklinde ele alındığı belirtiliyor.
  • Yazı boyunca Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik ithamlara sıklıkla yer verilerek İsrail-Türkiye yakınlaşması tek boyutlu ve dar bir perspektiften ele alınıyor.
  • Türkiye-İsrail yakınlaşması konusunda Türkiye-Mısır yakınlaşmasının önemli bir ders niteliğinde olduğu ifade ediliyor. Buna göre Erdoğan, Doğu Akdeniz’deki menfaatleri gereği Mısır’a yakınlaşmak adına birkaç adım attı ancak bunlar samimi adımlar değildi. Neticede Sisi, iki ülke arasındaki görüşmelerin durdurulması emrini verdi.

“Mısır’daki Üçlü Zirve: Üç Bölge Liderinin Toplantısının Ardından” başlığıyla INSS’te yayınlanan kısa değerlendirmede şu hususlar dile getiriliyor[3]:

  • Şarm El Şeyh’te Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, İsrail Başbakanı Bennett ve BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed arasında gerçekleşen üçlü görüşmenin, ortak endişeleri ve çıkarları paylaşan bölgesel bir eksenin oluşumunu sembolize ettiği ifade ediliyor.
  • İran ile yürütülen nükleer görüşmeler hususundaki ortak endişeler:
    • İsrail ve BAE, anlaşmayla alakalı çekincelerini alenen dile getiriyor.
    • Mısır ise Körfez’deki müttefiklerini hedef alan Husi saldırılarının Süveyş Kanalını ve Mısır’ın bu kanal üzerinden elde ettiği döviz gelirlerini etkilemesinden endişe duyuyor.
  • Ukrayna Savaşıyla alakalı ortak meseleler:
    • Üç ülke de ABD’nin müttefiki ancak her birinin Rusya ile güvenlik ya da ekonomik konularda ortak çıkarları var.
    • Mısır buğday ithalatının yarısını Rusya’dan gerçekleştiriyor ve Rus turizmine oldukça bağımlı durumda. Ayrıca Libya’da Rusya ile Mısır arasında çeşitli işbirlikleri bulunuyor.
  • Mısır’da ve bölgede istikrarın korunması noktasındaki ortak endişeler:
    • Savaşın başlamasından bu yana Mısır’da gıda ve enerji fiyatlarında yükseliş yaşandı. Bu durum sosyal huzursuzluğu ateşleyebilir.
    • Tel Aviv ile Şarm El Şeyh arasında direkt uçuşların başlaması turizm geliri kaybının telafi edilmesi girişimi olarak yorumlanabilir.
    • Abu Dabi ise Mısırlı şirketlere 2 milyar dolarlık bir yatırım paketi duyurdu.

“Bennett’in Yeni Barışı ve Eski Çirkin Bibi’nin Dönüşü” başlığıyla Haaretz’de yayınlanan yazıda şu hususlara temas ediliyor[4]:

  • Şarm El Şeyh’te Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, İsrail Başbakanı Bennett ve BAE Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed arasında gerçekleşen üçlü görüşmenin ele alındığı yazıda İsrailli yetkililerin görüşmeyi gizli tutma niyetinde olduğu ancak görüşmenin kısa sürede basına sızdığı iddia ediliyor.
  • Ziyaret sürecinde Bennett ile Muhammed bin Zayed arasında yaklaşık 5 saati bulan ikili görüşmelerin gerçekleştiği öne sürülüyor.
  • Bennett’in ABD yardımı olmaksızın ve Netanyahu’dan daha az tecrübeye sahip olmasına rağmen İbrahim Anlaşmalarını geliştirmeye devam etmesi nedeniyle takdiri hak ettiği ifade ediliyor.
  • Bennett’in temel dış politika hedeflerinden birisinin Mısır ve Ürdün’ü yeni barış furyasına dahil etmek olduğu, Mısır’ı geniş nüfusuyla önemli bir ekonomik pazar olarak gördüğü belirtiliyor.

Referanslar

  1. https://www.inss.org.il/publication/arab-states-and-the-war-in-ukraine/ 
  2. https://jcpa.org.il/article/%d7%94%d7%90%d7%99%d7%a0%d7%98%d7%a8%d7%a1-%d7%a9%d7%9c-%d7%90%d7%a8%d7%93%d7%95%d7%90%d7%9f-%d7%98%d7%95%d7%a8%d7%a7%d7%99%d7%94-%d7%95%d7%9c%d7%9b%d7%9f-%d7%a6%d7%a8%d7%99%d7%9a-%d7%9c%d7%94%d7%96/
  3. https://www.inss.org.il/social_media/the-tripartite-summit-in-egypt-behind-the-meeting-of-the-three-regional-leaders/
  4. https://www.haaretz.com/israel-news/.premium.HIGHLIGHT-bennett-s-new-peace-and-the-return-of-bad-old-bibi-netanyahu-1.10697498?utm_source=mailchimp&utm_medium=content&utm_campaign=weekend&utm_content=22297418b6 

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: