Raporİsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye

İsrail’in Gözünden Körfez ve Türkiye 12 – 19 Mart 2022

PDF OLARAK PAYLAŞ
PDF'i indirmek için tıklayınız

İsrail Basını ve Araştırma Merkezlerinde Körfez ve Türkiye Hakkında Çıkan Yayınlar

Moshe Dayan Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Merkezi kıdemli araştırmacısı ve Tel Aviv Üniversitesi Kürt Çalışmaları Programı Başkanı Ofra Bengio’nun “Türkiye İsrail’i Yeniden Faydalı Buluyor” başlıklı yazısında şu hususlara temas ediliyor[1]:

  • İsrail-Türkiye ilişkilerinin son yirmi yılının anlaşılmasının AK Parti hükümetinin anlaşılmasıyla mümkün olabileceği belirtilerek AK Parti iktidarı inceleme altına alınıyor:
    • Erdoğan, 2003 yılında iktidara geldiğinde şu temel hedefleri belirledi:
      • İslam ve demokrasinin birlikte var olabileceğini kanıtlayarak diğer Müslüman ülkelere örnek olmak
      • Türkiye’nin kronik ekonomik sorunlarını çözmek
      • Ordunun siyasetteki etkisini kırmak
      • Batı’ya karşı daha bağımsız bir politika izleyerek Türkiye’nin dış ilişkilerini çeşitlendirmek
  • İlk dönemde Erdoğan’ın İsrail ile ilişkilerinde samimi olduğu belirtilirken Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkilerin şu sebeplerden ötürü gerilediği ifade ediliyor:
    • Ehud Olmert’in Türkiye ziyaretinin hemen akabinde Gazze’de Hamas’a yönelik bir operasyon başlatması
    • 90’lı yıllarda Türk ordusu ile İsrail arasında kurulan stratejik ilişkiler, Erdoğan döneminde ordunun gücü kırılması hasebiyle geriledi.
    • Aynı dönemlerde vuku bulan Mavi Marmara olayı ile ilişkiler oldukça geriledi.
    • 2009 yılından itibaren İslamcılık Türk politikasında daha yoğun hissedilmeye başlandı. Buna paralel olarak Türkiye, Müslüman Kardeşler ve Hamas ile yakınlaşarak kendini Filistin ve Mescid-i Aksa’nın koruyucusu olarak konumlandırdı.
    • Bu süreçte Kudüs, Erdoğan’ın kişisel meselesi haline geldi. Türkiye-İsrail ilişkilerinde görülen iyileşmeler kısa süreli oldu.
  • Türkiye ile ilişkilerinin bozulmasından sonra İsrail’in, Türkiye’nin çevresindeki ülkelerle ilişkilerini geliştirdiği ifade ediliyor. (İsrail-Yunanistan-GKRY üçgeni)
  • İbrahim Anlaşmaları ile BAE’nin de bu üçgene dahil olmasının Ankara tarafından tepkiyle karşılandığı belirtiliyor.
  • Erdoğan’ın başlangıçta belirlediği 4 ana hedeften hiçbirinin gerçekleşmediği ifade edilerek Türkiye’nin son dönemde yaşadığı sorunlara yer veriliyor:
    • Erdoğan’ın popülaritesi giderek düştü.
    • TL değer kaybetti.
    • İddialı bölge politikaları beklenen etkiyi yaratmadı, dış politika söylemleriyle realite arasındaki uçurum genişledi.
    • Batı’dan bağımsız dış politika stratejisi sebebiyle AB ile ilişkiler durma noktasına geldi.
  • Bütün bunların neticesi olarak Türkiye’nin dış politikasında son dönemde bir dönüşüm olduğu ifade ediliyor:
    • BAE ile yakınlaşma (Ekonomik gerekçeler)
    • İsrail ile yakınlaşma (İsrail ve Yahudiler üzerinden ABD ile yakınlaşma, ekonomik gerekçeler)
  • Son kısımda ise Türkiye ve İsrail’in Ukrayna savaşından nasıl etkilendiği inceleniyor:
    • İsrail: Suriye’de İran hedeflerine yönelik hareket özgürlüğünü kaybetmemek adına Rusya’yı düşman olarak konumlandıramıyor.
    • Türkiye: Rus gazına bağımlı. Benzer şekilde Suriye’deki güçlerinin birer Rus hedefi haline gelmesini istemiyor.
    • Buna binaen iki ülke de Ukrayna savaşıyla alakalı benzer politikalar takip ediyor.

“Türkiye’ye Menfaat Ziyareti” başlıklı yazıda şu hususlar dile getiriliyor[2]:

  • Türkiye’nin son dönemde yaşadığı sorunlara temas ediliyor:
    • Erdoğan’ın popülaritesini kaybetmesi
    • TL’nin değer kaybı
    • Bölgesel tecride maruz kalması
    • Biden ile ilişkilerin kötü gitmesi
  • Erdoğan’ın İsrail ile yakınlaşma hamlesi, koltuğu koruma refleksiyle alınmış menfaatçi bir hamle olarak değerlendiriliyor.
  • Çıkarların değişmesi halinde Erdoğan’ın tekrar İsrail aleyhine adımlar atabileceği dolayısıyla İsrail’in dikkatli olması gerektiği ifade ediliyor.
  • Görünürde farklı mesajlar verse de kapalı kapılar ardında Erdoğan’ın bir Müslüman Kardeşler üyesi ve Hamas destekçisi olduğu ifade ediliyor. 

“İsrail Gaz Sektörü: Şimdi Sıvılaştırma, Sonra Barış” başlıklı yazıda şu hususlara temas ediliyor[3]:

  • Geçtiğimiz ay İsrail’in gaz sahalarının kaderini etkileyen iki önemli gelişmeye işaret ediliyor:
    • ABD’nin EastMed Projesinden desteğini çekmesi
    • Rusya’nın Ukrayna’yı işgali
  • Mevcut şartlarda İsrail’in gaz ihracatı için en iyi alternatifinin Türkiye olduğu belirtiliyor. 
  • EastMed Projesi’nin neden çöktüğüne değinilen kısımda şunlar zikrediliyor:
    • Proje uygulanabilir olmaktan oldukça uzaktı. Temel amacı işbirliği için bir platform oluşturmasıydı.
    • Proje sayesinde İsrail, Yunanistan, Mısır ve GKRY arasında bir işbirliği ortamı oluştu ancak Türkiye bunun dışında kaldı.
  • EastMed’e alternatif olarak İsrail’den Türkiye’ye bir doğalgaz boru hattı çekilmesi projesinin gündeme geldiğine değiniliyor ancak böyle bir projenin mevcut şartlarda mümkün olmadığı ifade ediliyor:
    • Böyle bir proje KKTC’nin fiilen tanınması anlamına gelecektir.
    • Yunanistan ve GKRY ile ilişkiler bozulacak ve İsrail uluslararası güvenilirliğini kaybedecektir.
  • Bütün bunları göz önünde bulundurarak İsrail için tek alternatifin sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olduğu belirtiliyor. 
    • LNG satışıyla deniz sınırlarıyla alakalı tartışmalar aşılmış olacaktır.
    • Türkiye ile İsrail arasındaki iş birliği artacaktır.
    • Türkiye’ye LNG satışı İsrail’in bölgedeki diğer müttefikleriyle ilişkilerine zarar vermeyecektir.

“Hamas’ın Finansörü Genelkurmay Başkanı Kohavi ile Görüştü: Katar Devler Ligine Böyle Yükseldi” başlıklı yazıda şu noktalara temas ediliyor[4]:

  • ABD-Katar ilişkilerinde son dönemde yaşanan gelişmelere yer veriliyor:
    • ABD, Katar’ı NATO dışı önemli müttefik statüsüne yükseltti.
    • Katar, Rus gazı için en önemli alternatif konumunda yer alıyor.
    • Katar, ABD’nin bölgedeki en önemli hava üssüne ev sahipliği yapıyor.
  • İsrail’in Katar’a yaklaşımında son dönemde bazı değişiklikler olduğu ifade ediliyor:
    • Mossad Eski Başkanı Halevi, Katar’ın bölgede olumlu bir rol oynadığını ve Müslüman Kardeşler’e ve Hamas’a verdiği desteğin İsrail için bile tolere edilebilir bir gerçeklik olduğunu söyledi. Yazıda bu yaklaşımın İsrail’in mevcut tutumunu yansıttığı iddia ediliyor.
    • İsrail Genelkurmay Başkanı Kohavi’nin geçtiğimiz hafta Katar’da gerçekleştirdiği iddia edilen görüşmelerde Gazze’deki iş birliğinin ötesinde meselelerin gündeme geldiği iddia ediliyor. 
    • Uzun süredir İsrailli yetkililerin Katar aleyhinde konuşmadığı belirtilerek Doha’nın aslında İsrail’in dostu olarak görülebileceği ileri sürülüyor.
  • Katar’ın geçmişten gelen yüklü bir defteri olduğu ifade edilerek şunlara yer veriliyor: 
    • Suriye’de muhaliflere destek, 
    • Libya’daki Kaddafi karşıtı faaliyetler,
    • Al Jazeera’nin yayın politikası, 
    • İran ile sıcak ilişkiler, 
    • Selefi örgütlerin desteklenmesi.
  • Yeni dönemde bir devletin saf iyi ya da saf kötü olarak tanımlanabileceği siyah-beyaz bir gerçekliği olmadığı belirtiliyor. Öyle ki Katar’ın bir yandan Tahran ile ilişkilerini sürdürürken diğer yandan ABD savaş uçaklarına İran yanlısı milislere saldırması için topraklarını açtığı ifade ediliyor. 
  • İsrail açısından Katar’ın yeni rolünün de bu gerçekliğe paralel değerlendirilmesi gerektiği ifade edilerek Katar’ın da diğer ülkeler gibi bir açıdan iyi bir açıdan kötü olduğu vurgulanıyor.

“Katar ve Türkiye ile Yakınlaşma: İran’ı Kuşatma Fırsatı” başlıklı yazıda şu noktalara değiniliyor[5]:

  • Katar’ın genellikle Batı ve İsrail’de Körfez’in “kötü çocuğu” olarak tasvir edildiğine değinilen yazıda Katar-İsrail ilişkilerinin tarihi inceleniyor. Yazıda yer verilen bu kronolojik incelemenin, İsrail-Katar ilişkilerinin zannedildiği kadar kötü olmadığı imasını taşıdığını söylemek mümkündür: 
    • 1993 Oslo Anlaşması sonrası Şimon Peres ile Katar Dışişleri Bakanı gizli bir görüşme gerçekleştirdi.
    • 1994-1995 yılları arasında iki ülke arasında İsrail’e Katar gazı sağlama olasılığı konusunda müzakereler yürütüldü.
    • 1996 yılında iki ülke arasında ticari temsilcilikler açıldı.
    • İkinci İntifada sürecinde Katar İsrail’deki diplomatik misyonlarını kısa süreliğine kapattı.
    • 2009 yılında Dökme Kurşun Operasyonu sonrasında ikili ilişkiler durdu. Katar tarafı ilişkileri yeniden canlandırmak istese de dönemin Başbakanı Netanyahu ve Dışişleri Bakanı Liebermann buna muhalefet ettiler.[6]
  • Katar-İsrail ilişkilerinin mevcut durumuyla alakalı aşağıdaki noktalara değiniliyor:
    • İsrail’in de parçası olduğu ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Katar’da faaliyetlerini sürdürüyor.
    • Katar-ABD ilişkileri son dönemde ciddi bir yakınlaşma gösteriyor.
    • Katar, Rus gazı için en önemli alternatif olarak görülüyor. Dolayısıyla uluslararası arenada konumunu güçlendiriyor.
    • ABD’nin bölgeden çekilme stratejisi İran ile sıcak ilişkileri olan Katar’ı bölgede stratejik bir oyuncu haline getiriyor.
    • İddialara göre Katar, F-35 satın almak için ABD’deki İsrail etkisinden faydalanmak istiyor.
  • Katar’ın yanı sıra Türkiye ile de ilişkileri geliştirmenin sağlayacağı bazı avantajlar olarak şunlara yer veriliyor:
    • Bu yakınlaşma, Hamas ve Müslüman Kardeşleri zayıflatabilir.
    • Türkiye ve Katar ile askeri işbirliğinin yeniden tesis edilmesi İsrail’in bölgesel statüsünü güçlendirecektir.
    • İsrail; BAE, Bahreyn ve Azerbaycan’a ek olarak Türkiye ve Katar ile bağları güçlendirerek İran’ı güneyden ve kuzeyden kuşatabilir.

“ABD’nin Ortadoğu’daki Hisseleri Düşüşte: Endişelenmeliyiz” başlıklı yazıda şu hususlar dile getiriliyor[7]:

  • BAE ile Esed yakınlaşmasını konu alan yazıda Biden döneminde ABD ile Ortadoğu’daki müttefikleri arasında bir gerilimin meydana geldiği, Arap ülkelerinin ABD’nin yeni bölge stratejisini anlamakta zorlandığı ifade ediliyor.
  • Bölgedeki ABD müttefiklerinin artık arkalarında ABD’nin stratejik desteğini hissetmedikleri için daha çekimser bir dış politika takip ederek bölgesel gerilimleri düşürme derdinde oldukları ifade ediliyor.
  • ABD’nin bölgedeki müttefiklerini rahatsız eden politikaları olarak şunlara yer veriliyor:
    • İran ile süren nükleer görüşmeler
    • Afganistan’dan apar topar çekilme
    • Husilerin terör örgütü listesinden çıkarılması
    • Katar-ABD yakınlaşması
  • BAE ile Esed arasındaki yakınlaşmanın arkasında temel sebep olarak ABD’nin bölge politikasının yer aldığı vurgulanarak bu yakınlaşma, ABD’ye karşı bir meydan okuma olarak nitelendiriliyor.
  • Yine benzer sebeplerle Körfez ülkelerinin günlük petrol üretim kotasını artırmaktan imtina ederek Moskova ile koordineli bir politika güttükleri ifade ediliyor. 
  • ABD’nin yeni bölge siyaseti sebebiyle ortaya çıkan bu karışık durumda İsrail’in şu üç temel hedefi gütmesi gerektiği belirtiliyor:
    •  Potansiyel hasarı en aza indirmek (ABD’nin DMO’yu terör listesinden çıkarma niyetini engellemek gibi)
    • Tartışmalı konularda Washington ile sürtüşmeden kaçınmak (Filistin meselesi gibi)
    •  ABD’nin büyük ve eski stratejik müttefiki (İsrail) ile yeni bölgesel müttefikleri arasındaki gerilimi yumuşatmak için güçlü bir çaba.

“Körfez Ülkeleri, ABD’nin Nükleer Anlaşmaya Dönmesi Beklentisine Rusya ile Misilleme Yaptı” başlıklı yazıda şu hususlar dile getiriliyor[8]:

  • Yazıda Körfez ülkelerinin Rusya yanlısı bir tavır takındıkları iddia ediliyor. Bu tavrın arkasındaki temel motivasyonun, nükleer anlaşmaya dönmek için büyük çaba gösteren ABD’ye bir misilleme yapma isteği olduğu ifade ediliyor.
  • ABD’nin İran’ın vekilleri aracılığıyla yaptığı saldırılara göz yumduğu belirtiliyor. Bu tavrın Körfez ülkelerini oldukça rahatsız ettiği vurgulanıyor.
  • Bu sebeple Suudi Arabistan ve BAE liderlerinin, Moskova’yı izole etmek için kendilerini kullanmak isteyen ABD Başkanı Joe Biden ile görüşmeyi reddettikleri, Rusya’ya karşı yaptırımlara katılmadıkları ifade ediliyor.
  • Tam aksine Suudi Arabistan’ın Çin’e sattığı petrolün karşılığını Yuan cinsinden almak için Çin ile görüşme halinde olduğuna dair haberler geldiğine işaret ediliyor. Böyle bir gelişmenin şu sinyalleri taşıdığı ifade ediliyor:
    • ABD tek süper güç değildir. Çin para birimi de dolar kadar güven vermektedir.
    • Bu sayede yaptırımlar karşısında Rusya’ya bir bypass kanalı açılabilir.
  • İran ile nükleer anlaşmaya dönülmesinin İsrail açısından da ciddi tehditler barındırdığı vurgulanıyor.

“Ukrayna’daki Savaş: Muhammed bin Selman Artık Arzu Edilen Bir Figür” başlıklı yazıda şu konulara temas ediliyor[9]:

  • Trump döneminde Kaşıkçı cinayetinin görmezden gelindiği ancak Biden döneminde işlerin tersine döndüğü ifade ediliyor.
    • Biden seçim kampanyasında Suudi Arabistan’ı dengesiz bir ülke olarak tanımladı.
    • Biden hükümeti Suudi Arabistan’a silah ihracatına kısıtlamalar getirdi.
    • Suudi Arabistan ile ilişkiler geriledi ve Biden, MbS ile direkt iletişime geçmeyi reddetti.
  • Ukrayna savaşı ile ABD-Suudi Arabistan ilişkilerinde işlerin yeniden tersine döndüğü ifade ediliyor. ABD yönetiminin petrol arzını artırmak ve petrol fiyatını düşürmek için Suudi Arabistan’a muhtaç olduğu belirtiliyor.
  • BAE ve Suudi Arabistan’ın Ukrayna savaşında ABD karşıtı bir tavır takınmalarının temel sebebinin ABD ile ilişkilerine zarar vermek değil tam tersine geliştirmek için Washington üzerinde baskı oluşturmak olduğu ifade ediliyor:
    • Suudi Arabistan’ın beklentileri: Yemen’deki savaşta yardım, İran’a karşı bir nükleer programın oluşturulması hususunda yardım, Muhammed bin Selman’ın kabul görmesi.
  • Yazının son kısmında Suudi Arabistan ile Çin arasındaki yakınlaşmaya dikkat çekiliyor. 
  • Körfez ülkelerinin Pekin ve Washington arasında hassas bir dengede yürüdükleri, bununla birlikte Çin’in yakın gelecekte ABD’nin yerini almasının mümkün olmadığı ifade ediliyor.

Referanslar.

  1. https://dayan.org/content/turkey-finds-israel-useful-again
  2. https://www.zman.co.il/297259/
  3. https://www.globes.co.il/news/article.aspx?did=1001405438
  4. https://www.maariv.co.il/journalists/Article-905092
  5. https://www.haaretz.co.il/blogs/mitvim/BLOG-1.10678123 
  6. Yazıda Netanyahu ve Liebermann’ın bu muhalefetinin İsrail Dışişleri Bakanlığındaki yetkililerin tutumuna aykırı olduğu ve bir hata olduğu ifade ediliyor.
  7. https://www.ynet.co.il/news/article/sjjcyhem9
  8. https://www.globes.co.il/news/article.aspx?did=1001405979 
  9. https://www.globes.co.il/news/article.aspx?did=1001405821 

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

Anadolu Yakın Doğu Araştırma Merkezi

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: