Rapor

Uluslararası Araştırma Merkezleri Tarafından Yayınlanan En Önemli Araştırmalar

1. Chatham House: 2014’ten bu yana Libya’daki silahlı grupların gelişimi: Toplum dinamikleri ve ekonomik çıkarlar

2. The Wilson Center: Covid-19 günlerinde Ortadoğu ve Kuzey Afrika

3. Stratfor: Irak’taki saldırıların artmasıyla ABD yönetimindeki Koalisyon geri adım attı

4. Foreign Affairs: Koronavirüs Ortadoğu’daki mezhep gerilimini arttırdı

5. Stratfor: Covid-19’un küresel ekonomik yansımalarını yeniden değerlendirme

6. Foreign Policy: Suriye’nin dünyadan intikamı Koronavirüs’ün ikinci dalgası olacak

7. Foreign Policy Research Institute: Covid-19’un Ötesinde, Bölüm 3: Rusya-Suudi Arabistan Petrol Savaşı ve Karadeniz’deki Gelişmeler

8. The Lancet: Vakalar Üzerinden Mısır’daki Covid-19 Yükünü Tahmin Etmek

9. Stratfor: Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 2020’nin İkinci Çeyreğine İlişkin Beklentiler

10. Stratfor: Covid-19 Ortadoğu’daki Gerginliği Geçici Olarak Söndürüyor

2014’ten bu yana Libya’daki silahlı grupların gelişimi: Toplum dinamikleri ve ekonomik çıkarlar

17 Mart 2020

Yazarlar: Tim Eaton, Abdul Rahman Alageli, Emadeddin Badi, Mohamed Eljarh, Valerie Stocker / Sayfa Numarası: 66/ Dil: İngilizce / Kaynak: Chatham House

Chatham House, 2014’ten bu yana Libya’daki silahlı gruplarının gelişimine ilişkin bir makale yayınladı. Makalede özetle şunlardan bahsediliyor:

• Libya’daki silahlı grupların birçoğu, 2014’te ulusal yönetimdeki bölünmenin ortaya çıkmasından bu yana bir dizi yol izledi. Birçoğu yavaş yavaş dağılırken, bazıları aktif kaldı ve bazıları ise etki alanlarını genişletti. Ancak, bu dönemde Libya güvenlik alanındaki gelişim hâlâ belirsizliğini korumaya devam etti.

• Ülkenin batısında ve güneyinde, bu eğilimlerin sonucu bir tür güvenlik sektörü reformu, silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyona benzemektedir: Silahlı gruplar devlete bağlılıklarını, devlet güvenlik organlarındaki profesyonelleri kendi saflarına seçmek için kullandılar; devletin güvenlik organını, ona boyun eğmeden donatmaya, harekete geçirmeye ve entegre etmeye devam ettiler. Doğu bölgesinde, Libya Arap Silahlı Kuvvetleri (LAAF) milliyetçi bir söylem sunuyor ancak sonuçta lideri Halife Haftar’ın hizmetinde. Ordu, siyasi ve ekonomik karar alma mekanizmalarına egemen olmak için sosyal örgütleri de bünyesine kattı.

• Libya Arap Silahlı Kuvvetleri, ülkenin doğusunda ağır silahları elinde tutarak, silah akışını tekeline alarak bölgedeki silahlı gruplarla ittifaklar kurdu. Böylece güneydeki silahlı gruplar da Libya Arap Silahlı Kuvvetleri bünyesine katılmaya ikna edildi.

• Ülke genelinde hâkim olan siyasi söylemler, silahlı tarafların çıkarlarının temsil ettiklerini iddia ettikleri toplumların çıkarlarından farklı olduğunu savunur.

• Toplumların silahlı gruplarla olan ilişkisi, sosyal, politik, ekonomik ve güvenlik ortamını yansıtan ülkenin farklı bölgelerine göre değişiklik gösterir.

• Libya’daki birbirinden farklı silahlı gruplar, 2014’ten bu yana, siyasi ve ticari çıkarları gelir yaratma modellerine dahil eden ağlar geliştirdi.

• Uluslararası politika yapıcıların silah ambargosunu güçlendirmeye ve ekonomiyi silahlanmaya karşı korumaya gerçek bağlılığı olmazsa Libya, sürekli çatışmalara, daha fazla parçalanmaya ve potansiyel ekonomik çöküşe maruz kalacak.

• Yasadışı faaliyetleri azaltmak için, uluslararası politika yapıcılar, yasadışı tedarik zincirlerini belirleme ve hedefleme yeteneklerini geliştirmelidir.

Rapor: Covid-19 döneminde Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi

17 Mart/2020

Yazarlar: Merissa Khurma, Alexander Farley / Kelime sayısı: 4478/ Dil: İngilizce / Kaynak: Wilson Merkezi

Wilson Merkezi, Covid-19 döneminde Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da medyada yayınlanan içeriklere ilişkin bir makale yayınladı. İçeriği şöyle:

• Koronavirüs krizi, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgelerinde hükümetlerin salgının yayılmasını önlemek ve tedavi için aldığı koruyucu tedbirlerle birlikte ana manşetlere hakim olmuş durumda. Ülkelerin büyük çoğunluğu uluslararası kara, hava ve deniz yolculuğunu askıya alarak sınırlarını kapattı. Kamusal faaliyetler kısıtlanırken, krizin ekonomik yansımalarını azaltmak için ekonomilerini likidite enjekte ettiler. Bölgedeki birçok ülke, İslami okulların en yüksek konseyleri tarafından verilen fetvalarla camilerde toplu namaz kılınmasını durdurdu. Bu, inançlarına duydukları saygı ile bilinen toplumlarda güçlü bir önlem. Hristiyan azınlıkların olduğu ülkelerde ise kiliseler de kapatıldı.

• Protestoların 2019’da başladığı ve 2020’nin başlarına kadar devam ettiği Lübnan, Irak ve Cezayir gibi ülkelerde COVID-19 krizi, bu protestoların birçoğu için katalizör olan hali hazırda duraksamayan bir kamu hizmeti sistemine daha fazla baskı yapıyor.

• Çatışma bölgesi olan Suriye, Libya ve Yemen gibi ülkelerin hiçbirinde henüz doğrulanmış hiçbir vaka görülmemiştir. Özellikle bu ülkelerde seyahat gerçekten tehlikeli olduğundan, salgını test etme, bakım sağlama ve acil durum müdahalelerini sürdürme gibi zorluklar bulunmaktadır. Bu, virüsün kuşatma altındaki bölgelere yayılmasını yavaşlatabilir, ancak bu bölgelerdeki bir salgının olası sonuçları çok daha yıkıcı olacaktır.

Irak’taki Saldırıların Artmasıyla ABD Yönetimindeki Koalisyon Geri Adım Attı

23 Mart 2020

Sayfa Sayısı: 2 / Dil: İngilizce/ Kaynak: Stratfor

Stratfor’un Irak’taki saldırıların yükselmesi ve bunun sonuçlarına ilişkin yayınladığı makalesi özetle şunlardan bahsediyor:

• Batı’nın ve uluslararası güçlerin Irak’a yeniden dönmesi, İran destekli milislerin yarattığı tehdide kısmi bir yanıt niteliğini taşıyor. Bu milisler özellikle geçen hafta olmak üzere önceki aylarda, ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerini barındıran üslere düzenlenen saldırılarını arttırdı. Nitekim Irak’a yeniden dönüş, Batı güçlerini tehlikelerden uzak tutulmasını amaçlarken, daha az sayıda seçilen üslerde konuşlanarak burada kalan güçleri daha kolay bir hedef haline getirmiştir.

• Geri çekilme, milislere eylemlerinin Irak’taki ABD ve Avrupa güçlerinin stratejilerini başarıyla değiştirdiğini gösterebilir. Bu da Irak’ı Batı güçlerinden daha fazla üs kurmaya teşvik ederek daha fazla şiddete yol açabilir.

• Uzun vadede, Irak’taki terörizme karşı kapsamlı mücadeleden çekilme, DEAŞ için de alan yaratabilir. Tıpkı Amerikan güçlerinin Suriye’den çekilmesinin ardından DEAŞ’ın komşu ülke Suriye’de yaptığı gibi.

Koronavirüs Ortadoğu’daki Mezhepsel Gerilimi Kızıştırıyor

23 Mart 2020

Yazar: Toby Matthiesen/ Kelime Sayısı: 1207 / Dil: İngilizce Kaynak: Foreign Affairs

Foreign Affairs, Koronavirüs’ün Ortadoğu’daki gerilimi arttırdığına ilişkin bir makale yayınladı. Makalenin özeti şöyle:

• Yeni tip Koronavirüs, Orta Doğu’da ilerlerken, zayıf durumda olan sağlık hizmetlerini zorluyor ve hem ülke içinde hem de bölgesel rakipler arasında mevcut siyasi ve mezhepsel gerilimleri şiddetlendiriyor.

• İranlı yetkililer, virüsün Kum’a gelmesine dair çelişkili açıklamalar yaptı. Önce, kentteki dini enstitülere gelen Çinli Müslüman öğrencileri suçlayan yetkililer, daha sonra bölgedeki Çinli işçileri suçladılar.

• Suudi Arabistan ve Bahreyn son yıllarda Şii nüfusunun siyasi olarak dışlayarak, İran’a bağlı olduğundan şüphelenilen ve dini ayin ve ritüelleri ile damgaladığı bu kitleye karşı sert adımlar attı. Koronavirüs krizinin Şiilere karşı önyargı ve ayrımcılığı körüklediği görülmektedir. İlk Covid-19 vakalarının nüfusun büyük yoğunluğunun Şiilerden oluştuğu Suudi Arabistan’ın Katif bölgesinde keşfedilmesinin ardından bölge karantinaya alınmış ve Sağlık Bakanlığı İran’a seyahat eden insanlara, yetkililere bildirme zorunluluğu getirmiştir.

• Halihazırda derin siyasi ve finansal bir krizin içerisinde olan Lübnan’da, Koronavirüs krizi, siyasi ve mezhepsel gerilimleri daha da artırmıştır. Ülkenin en büyük siyasi ve askeri gücü Hizbullah’ın İran’la güçlü bağları bulunmaktadır. Dolayısıyla Lübnan, Mart ayının ikinci haftasına kadar İran’dan gerçekleşen uçuşlara izin vermiştir. İran’ın Hizbullah’a verdiği destek büyük tartışmalara yol açarken, rakip taraflar virüsü siyasallaştırarak, İran’ın Lübnan’daki nüfuzunu eleştirmek için kullanmıştır.

• Suriye ve Yemen resmi olarak Dünya Sağlık Örgütü’ne herhangi bir koronavirüs vakası bildirmemiştir. (Suriye Sağlık Bakanı, bir televizyon programında, ülkesinde Covid-19 vakası bulunmadığını iddia etti. İktidardaki Baas Partisi’ne karşı gelen muhalifleri işaret eden Bakan, ordunun ülkedeki ‘mikropları’ temizlediğini belirterek övgü yağdırdı.) Ancak İran ve iki ülke arasındaki ekonomik ve askeri bağlantılar göz önüne alındığında, virüsün iki ülkede de rastlanmaması pek mümkün görünmüyor. Yıllarca süren savaştan sonra, virüsün yayılması Yemen’de, Suriye’de veya milyonlarca Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye, Ürdün ve Lübnan’daki kamplarda yıkıcı olacak. Hem güvenlik hem de insani açıdan, Koronavirüs, Ortadoğu’da devasa oranlarda bir krizi teşkil ediyor.

Covid-19’un Küresel Ekonomik Yansımalarını Yeniden Değerlendirme

24 Mart 2020

Yazar: Michael Monderer / Sayfa numarası: 7/ Dil: İngilizce / Kaynak: Stratfor

Stratfor, Covid-19’un küresel ekonomiye etkilerini ele alan bir makale yayınladı. Makalenin Ortadoğu’yu ilgilendiren kısmı şu şekilde:

• Petrol fiyatlarının düşmesine yol açacağı gibi turizm sektöründe de fiyatlar düşerek, Covid-19 nedeniyle yerel tüketim ortalaması azalacak. Orta Doğu ve Kuzey Afrika ekonomileri bu durumdan etkilenecek. Ayrıca OPEC + anlaşmasının yakın zamanda dağılma ihtimali, salgının kendisinden daha büyük bir etkiye yol açabilir.

• Covid-19 programı, mevcut finansal krizler ve borçlarla uğraşan Lübnan ve Irak gibi ülkelerde ekonomik çöküşü hızlandıracak. Özellikle Lübnan, büyük borlarıyla başa çıkabilmek için IMF’den bir kredi almak zorunda kalacak.

• Salgın, tüketim, turizm ve sanayi sektörüne olan talebi azaltarak Mısır ve Türkiye gibi büyük ekonomileri resesyona sokma riskiyle karşı karşıya kalacak. Türkiye sadece haziran ayında gayri safi yurtiçi hasılayı yüzde 15’ten fazla görebiliyordu. Bu durum, Türk Lirası üzerindeki baskıyı ve kurumsal borç endişelerini arttırıyor.

• Covid-19 salgınının düzelmesine ilişkin belirsizlik, petrol fiyatlarının düşmesiyle karşı karşıya gelecektir. Bu, Körfez ülkelerinin enerjiye bağımlı ekonomilerindeki reform ve çeşitlendirme hızını yavaşlatacaktır. Özellikle Suudi Arabistan, Bahreyn ve Umman, finansal rezervleri çekerek, daha fazla borç yaparak ve sermaye yatırımını geciktirmek zorunda kalacaklardır.

Suriye’nin Dünyadan İntikamı Koronavirüs’ün İkinci Dalgası Olacak

26 Mart 2020

Yazar: Steven A. Cook / Kelime sayısı: 1180/ Dil: İngilizce/ Kaynak: Foreign Policy

Foreign Policy, Suriye’nin dünyadan intikamını Koronavirüs ile alacağına ilişkin bir makale yayınladı. Makalede özetle şundan bahsediliyor:

• Ortadoğu’da insanların sıkıntı içerisinde olduğu yerler arasında belki de en derin sıkıntıyı İdlib ve buradaki dev kamp sakinleri yaşıyor. Koronavirüs, tıpkı Suriye savaşı gibi yalnızca bölgedeki insanlar için bir tehdit değil, bilakis tüm Ortadoğu ve ötesi için de bir tehlikedir. Virüs seyahat yasağını, kapalı sınırları ve ticaretin askıya alınmasına aldırmamaktadır. Tehlikeli gerçek şu ki, eğer Covid-19 İdlib’i istila ederse, Suriyelilerin, Lübnanlıların, Ürdünlülerin, Türklerin, İranlıların, Rusların ve Avrupalıların acıları da uzayacaktır.

• Koronavirüs tehdidinin İdlib’e yakınlığını veya uzaklığını anlamak için Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’in Rus ve İranlı destekçileri ile birlikte rakiplerini yenmek için kanlı kampanyasını nasıl yürüttüğünü hatırlamak önemlidir. Esed, bu savaşta gelişigüzel bombardımanı, kimyasal silahları ve açlığı kullandı. Bu barbarlıktan kurtulanlar rejimin kontrolünde olmadığı için İdlib’e kaçtı ya da Esed rejimi tarafından teslim olma şartıyla buraya gönderildi.

• Suriye, bugüne kadar yalnızca 5 vaka bildirmiş olsa da salgının İdlib’e gelmeyeceğine inanmak zor. Büyük olasılıkla zaten geldi. Salgının nereden geldiğini tahmin etmek zor değil – İslam Devrim Muhafızları, Türk birlikleri, Rus pilotları, Avrupalı gazeteciler ve her uyruktan insani yardım işçileri bölgede çalışmaya devam ediyor.- Salgın hızlanır ve yayılırsa, sonuçları korkunç olacaktır.

• Olası insani felaket (Daha önce Esed ve müttefikleri tarafından da gerçekleştirildi) yeterince can sıkıcı olmadıysa, Covid-19 salgınının sadece İdlib’de fakir ve çaresizleri yıkmakla kalmayacağı, kentin sınırlarını aşarak yayılacağı herkes için açık olmalıdır.

• Ancak bu sadece İdlib’in komşuları için bir felaket değil. Suriye, Türkiye üzerinden Avrupa’ya kısmen yakın bir ülke. Avrupalılar enfeksiyon oranını azaltmak için gittikçe daha ağır (fakat gerekli) önlemler almış olsalar da asemptomatik taşıyıcılar tarafından bulaşma sorunu devam etmektedir. Seyahat ciddi şekilde kısıtlanmış ve zorlaştırılmış olsa bile, sağlıklı diplomatlar, küresel sağlık uzmanları, sınır ajanları, kargo pilotları, askerler ve bilgi, beceri ve işlevleri nedeniyle hareket etmektedir. Dolayısıyla bu küresel salgın sırasında hala hareket edebilen herkes virüsü yayabilir.

• Aralarında hiçbir lider olmaksızın, cumhurbaşkanları, krallar, başbakanlar ve generaller, Covid-19’un İdlib’i ve sonunda kendi ülkelerini patlatmasını, Suriye’nin şiddete doğru gidişinde yaptıkları gibi bir kenara çekilerek izleyecekler. Bu eylemsizlik sonucunda Suriye, Ortadoğu ve Avrupa’da olmaması gereken ölümler için ahlaki sorumluluk taşıyacaklar.

Covid-19’un Ötesinde, Bölüm 3: Rusya-Suudi Arabistan Petrol Savaşı ve Karadeniz’deki Gelişmeler

26 Mart 2020

Yazarlar: Thomas J. Shattuck, Nikolas K. Gvosdev /Kelime Sayısı: 1698/ Dil: İngilizce/ Kaynak: FPRI

Foreign Policy Research Institute, Covid-19’un ötesinde Rusya-Suudi Arabistan petrol savaşı ve Karadeniz’deki gelişmelere ilişkin bir söyleşi yayınladı:

Thomas Shattuck: Salgın sırasında Rusya ve Suudi Arabistan petrol piyasalarında tehlikeli bir oyun oynuyor gibi görünüyor. Ne yaptıklarını ve eylemlerinin perde arkasındaki mantığı açıklayabilir misiniz? Önümüzdeki birkaç hafta içinde ne olmasını bekliyorsunuz?

Nikolas Gvosdev: Geçen yıl için OPEC + sürecinin akıbeti üzerinde Rusya ve Suudi Arabistan arasında gerginlikler yalanmıştı. Rus enerji şirketleri, Başkan Vladimir Putin’i 2019 yazından bu yana anlaşmadan çıkarmak için sürekli olarak lobi faaliyetleri yürütüyorlardı. Suudi hükümeti Moskova’nın Rus uyumluluğunu bozarak Riyad’ın üretim hattını koruma çabalarından yararlanmaya çalıştığını düşündü. Suudiler, Rusya’nın İran’ı dizginlemek için daha fazlasını yapabileceğini umuyordu.

Mart ayında Viyana’da olanlar yanlış değerlendirme ve yanlış anlamanın bir delili niteliğindeydi. Ruslar, Covid-19 salgınının küresel ekonomiye verebileceği zararı hafife almış görünüyor. Suudiler, salgının yansımalarıyla başa çıkmak için üretimi daha da azaltmak istiyordu, ancak Rus tarafı mevcut koşulları sürdürmek istedi. Görünüşe göre Rusya Enerji Bakanı Alexander Novak, Suudilerin anlaşmadan tamamen çekilme aldatmacasına inandı, ancak Suud tarafı bunu yapmadı. Suudi tarafı, bu düzenlemede rakip bir enerji üreticisi grubunu bir araya getirmeye çalışmaktan bıkmıştı.

Görünüşe göre, hem Rus hem de Suudi enerji kuruluşları bu durumu çarpışan araba yarışı gibi ele alıyor. Her ikisi de ABD şeyl firmalarından başlayarak diğer yüksek maliyetli üreticileri harekete geçirerek kısa vadeli hasarı absorbe etmek istiyorlar. Daha sonra, ortalık durulduğunda Suudiler, ayakta kalan enerji piyasalarını gelecek için nasıl dizayn edecekleri konusunda bir tür anlayış yaratmakla ilgilenecekler gibi görünüyor. Rosneft CEO’su Igor Sechin, petrol fiyatlarının 2020 sonuna kadar 50 $ / varil seviyesine geri döneceğine inanıyor!

Ancak kısa vadede, bu durum piyasada çok fazla istikrarsızlığa yol açacak. Şimdi hemen her enerji üreticisi dikkatle adım atmaya çalışuyor. Tabi ki bu tüketiciler için iyi bir haber – ancak enerji fiyatları çöktüğünde, petrolün varil başına 25 dolara kadar gerilemesi halinde “yeşil” enerjiyi teşvik edenler ve projeleri için de problem yaratıyor.

Shattuck: Rusya, Karadeniz bölgesinde neler yapıyor? Son birkaç haftada Rusya-Türkiye ilişkileri nasıl seyretti?

Gvosdev: Bir ay önce Rusya ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde açık ve doğrudan bir askeri çatışmaya girip girmeyeceğine yoğunlaştık. Şimdi ise İdlib manşetlerden düştü.

Rusya ve Türkiye arasındaki ateşkes sürüyor, ancak hayati, açık ve güvenli bir yol sağlamayı hedefleyen ortak Türk-Rus askeri devriyeleri bazı sorunlarla karşılaştı. Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, Suriye rejimi ile Türk ordusunun yeniden çatışmasını engellemeyi garanti eden ateşkesi görüşmek üzere bu hafta başında Şam’daydı. Dolayısıyla, Moskova bölgedeki etkisini sürdürmek için dengeli çabalarını sürdürmektedir.

Buna ek olarak Türkiye, Rus şirketi Gazprom’un Ukrayna üzerinden geçişini sadece Türkiye’ye değil, aynı zamanda güneydoğu Avrupa’daki diğer müşterilerin de doğrudan tedarik edebilmesini sağlayan Türk boru hattından istifade etmektedir. Bu yine NATO içindeki dayanışmanın zayıfladığını gösterir. Diğer NATO üyeleri Ukrayna’nın konumunu güçlendirmek isterken, Türkiye, Rus enerji ihracatı için alternatif bir geçiş ülkesi olmaktan büyük fayda sağlamaktadır.

Ayrıca, Rusya’nın İtalya’ya insani yardım gönderme kararının, büyük güney stratejisinin bir parçası olduğunu da unutmamak lazım. Roma’ya gönderilen mesaj, Moskova’nın sadece salgın döneminde İtalya’ya yardım etmekle kalmayıp, Suriye ve Libya’daki Rus çabalarının Avrupa’yı etkileyen göç krizini azaltmaya veya artırmaya yardımcı olabileceğidir. Moskova, İtalyan hükümetinin tutumu üzerinden, Avrupa-Rusya ilişkilerini normalleştirmenin zamanının geldiğini göstererek bunu gerçekleştirmek istiyor.

Vakalar Üzerinden Mısır’daki Covid-19 Yükünü Tahmin Etmek

26 Mart 2020

Yazarlar: Ashleigh R Tuite, Victoria Ng, Erin Rees, David Fisman, Annelies Wilder-Smith, Kamran Khan, Isaac Bogoch/ Sayfa sayısı: 1/ Dil: İngilizce/ Kaynak: The Lancet

The Lancet, Mısır’dan bulaşan Covid-19 vakalarına ilişkin bir makale yayınladı. İçeriği şöyle:

• 6 Mart 2020 itibariyle Mısır 3 Covid-19 vakası bildirmiş, ancak Mısır’dan 4 ülkeye en az 14 vaka bulaşmıştır. Dolayısıyla, Mısır’daki enfeksiyon yükü bildirilenden çok daha büyük olabilir. Fraser ve meslektaşlarının yaklaşımını kullanarak Covid-19’un Mısır’daki potansiyel yükünü değerlendirdik.

• İki senaryoyu araştırdık: (1) Mısır’dan yayılan tüm vakalar bağımsız kabul edilir ve (2) buradan yayılan tüm vakalar birden fazla ülkeyi ziyaret eden yolcular ve muhtemelen birbiriyle bağlantılı vakalardır. İkinci senaryoya göre, vakaların 6’sı virüsü Fransa’ya taşımıştır ve hepsinin aynı turist grubundan olduğu kabul edilir; bu nedenle tek bir vaka olarak kabul edilmektedir. Aynı şekilde, ABD’ye bulaştırılan iki vaka olan, karı-koca taşıyıcılar, bir vaka olarak kabul edilmiş; Kanada’ya giden beş vaka, 2’si birbiriyle bağlantılı olduğu için 3 vaka olarak değerlendirilmiştir. Tayvan’a giden vakalardan biri de Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmiş, ancak Covid-19 tanısı daha sonra rapor edilmiş bu nedenle de ikinci senaryoda hesaplanmamıştır.

• BM Dünya Turizm Örgütü’ne göre turistlerin Mısır’da ortalama kalış süresi 11,6 gün. Turistlerden oluşan hava yolcularının oranı ise yüzde 61. Covid-19, 6 Şubat’tan 6 Mart 2020’ye kadar Mısır’da yayıldı. Ülke sakinlerinin maruz kalma sürelerinin 1 ay olduğu varsayıldı. Bağlantılı ve belirsiz vakalar arasındaki ayrımın ortadan kaldırıldığı ikinci senaryoya göre, Covid-19’un yükünün konservatif tahmini, Mısır’daki 19 bin 310 vakanın (% 95 CI 6270-45 070) salgın boyutunu tahmin değerlendirdik. Tüm vakaları kullanarak, bağımsız olmama olasılığına bakılmaksızın, 51 bin 520 vakanın (28 170-86 440) daha yüksek bir tahminini ele aldık. Ancak birçok Nil tur operatörünün Covid-19 enfeksiyonundan muzdarip olduğu haberleri nedeniyle, bu değerler farklı şekilde seyretmiş ve başka ülkelere bulaşan vakalara dönüşmüş olabilir. Bu gözlem göz önüne alındığında, gerçek değerin muhtemelen konservatif tahminde CI’nin alt ucuna daha yakın olduğunu ve muhtemelen 6 bine yakın vaka olduğunu tahmin ediyoruz.

• Mısır’ın ilan edilmeyen önemli bir Covid-19 vakası yükü ve mesuliyeti olması muhtemeldir. Kliniklerin yeterliliklerinin artırılması, vakaların tanımlanmasına ve yönetilmesine yardımcı olabilir. Çekinceli bir şekilde en düşük tahminimizi belirtecek olursak, hala ülkede resmi olarak bildirilenden çok daha fazla sayıda vaka bulunmaktadır. Buna ek olarak, Mısır henüz birçok halk sağlığı girişimi tarafından hesaplanmamış olan Covid-19’un diğer ülkelere bulaştırılması için bir kaynak olabilir.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 2020’nin İkinci Çeyreğine İlişkin Beklentiler

27 Mart 2020

Sayfa sayısı: 6 / Dil: İngilizce/ Kaynak: Stratfor

Stratfor, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da 2020’nin ikinci çeyreğinde yaşanabilecek muhtemel olaylarla ilgili bir makale yayınladı. Makale özetle şöyle:

• Petrol fiyatlarının düşmesi ve petrol üreticilerinin zayıflaması

Enerji fiyatlarının düşmesi Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesinde petrol ve gaza bağımlı sarsıntılı ekonomileri olumsuz yönde etkileyecektir. Körfez İş birliği Konseyi ülkelerindeki petrol ve doğal gaz zengini Körfez Arap ülkelerinin bazıları, sosyal harcamaların çoğunu koruyabilecek ve böylece ikinci çeyrekte olumsuz politik yansımaların çoğundan kurtulabilecektir.

Kişi başına daha az enerji ve mali rezervi olan diğer Körfezi ülkeleri ise sosyal programlara yapılan harcamaları zengin komşularına göre daha hızlı düzenlemek zorunda kalacak. Ancak bu, varlıklı ve politik olarak istikrarlı krallıklarda büyük bir toplumsal huzursuzluk yaratmak için yeterli olmayacaktır.

Ekonomik ve politik etki, hükümet gelirlerinde enerji ihracatına son derece bağımlı olan ve siyasi istikrarsızlıktan muzdarip olan Irak’ta en yüksek şekilde görülecektir.

• İran’ın fırtına ile mücadeleye devam etmesi

ABD’nin yaptırımları nedeniyle ağır bir yükün altına giren İran ekonomisi, Covid-19’la mücadele nedeniyle ikinci çeyrekte daha sert bir ekonomik baskı ile karşı karşıya kalacak. İkinci çeyreğin sonunda ve üçüncü çeyreğin başlangıcında, salgın daha kötü bir hal aldığında ekonomik ağırlıklı protesto olasılıkları artacak.

• Libya’da çekişmenin devam etmesi

Libya iç savaşının iki tarafı, siyasi çözümden uzak olduğu için çatışma devam edecek.

• Suudi Arabistan’ın petrol fiyatlarını 30 dolar olarak belirlemesi

Suudi Arabistan Krallığı, dördüncü çeyrekte G20’yi ağırlamaya hazırlanırken Veliaht Prens’in önemli bir ekonomik karar verici olarak rolü belirgin olacak.

• İran ve ABD

İran’ın nükleer programına ilişkin ortak geniş aksiyon planındaki (Joint Comprehensive Plan of Action – JCPOA) kısıtlamalardan korunmaya çalışırken, karşılıklı baskı politikasının ilk çeyrekte en yüksek düzeylere ulaşmasının ardından ABD de anlaşma konusundaki sert duruşundan uzaklaşmaya devam edecek.

• Türkiye ve AB

Rusya ile Türkiye arasında yapılan İdlib ateşkes anlaşması ve Covid-19 ile ilgili küresel endişeler, Türkiye’den Avrupa’ya mülteci akışını yavaşlatacak.

• Yeni birleşik Cezayir hükümeti

Enerji fiyatlarını ısrarla düşürme beklentisi, yeni Cezayir hükümetinin sosyal harcama vaatlerini yerine getirme kabiliyetini olumsuz etkileyecek.

Covid-19 Ortadoğu’daki Gerginliği Geçici Olarak Söndürüyor

27 Mart 2020

Yazarlar: Emily Hawthorne, Thomas Abi-Hanna / Sayfa sayısı: 2 / Dil: İngilizce / Kaynak: Stratfor

Stratfor, Covid-19’un Ortadoğu’ya yönelik etkilerini içeren bir makale yayınladı:

• Cezayir’den Lübnan ve Irak’a; Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki protesto gösterileri Covid-19 salgını nedeniyle ciddi şekilde etkilendi. Virüsün yayılma korkusu, sokaklardaki bu örgütsel hareketler açısından caydırıcı olurken, özellikle Irak’ta güvenlik güçlerinin şiddetli bir şekilde baskı altına alma tehdidinden çok daha etkili oldu. Bununla birlikte, bu hareketlere neden olan faktörler büyük ölçüde çözümsüz kaldı. Covid-19 salgınının yol açtığı ekonomik kriz, bu ülkeleri hastalık bittikten sonra protestocuları yatıştırmak için daha az araçla terk edecek.

• Dolayısıyla, Covid-19 salgını yakın dönemde protestoları ve hükümet karşıtı faaliyetleri azaltacak olsa da, kaçınılmaz olumsuz ekonomik etkileri, hastalığın büyük tehlikesi geçer geçmez, protesto odaklarında daha fazla huzursuzluğa neden olacaktır.

• Tüm sıcak bölgelerde, yolsuzlukla mücadele ve hükümet karşıtı hareketlerin arkasındaki etkenler ortadan kaybolmadığı gibi, Covid-19’un pandemik yansımaları nedeniyle daha da güçlendi. Politik olarak, bu rejimlerin, siyasi reform çağrısında bulunan protestocularda hayal kırıklığına yol açan; yapısal değişime dirençli olduğu kanıtlanmıştır. Irak’ta, petrol ve doğal gaz gelirlerine aşırı derecede güvenen yozlaşmış bir hükümetin Iraklılara temel ihtiyaçları sağlayamadığı kanıtlandı. Lübnan’da, mezhep liderleri üzerine kurulmuş karmaşık siyasi sistem, hükümetin kalıcı ve ciddi bir mali krizle başa çıkamamasından usanan Lübnan vatandaşlarını hayal kırıklığına uğrattı.

• Huzursuzluğun ekonomik etmenlerinin siyasi felçten bile daha fazla derinleşmesi muhtemeldir. Covid-19 salgını nedeniyle meydana gelen geniş çaplı küresel kapanışlar, iç piyasaya odaklanan büyük ekonomik güçlerin yalnızca mevcut zayıf ekonomik koşulları daha da kötüleştireceğini gören ekonomik zararları ve teşvik programlarını da beraberinde getirecektir.

• Ağır bir ekonomik durum, Ürdün gibi geçtiğimiz yıl önemli gösterilere ve hükümet karşıtı protestolara tanık olmayan nispeten sakin bölgelerde, protestoların ortaya çıkmasına da sebep olabilir. Ancak şimdi Covid-19’u kapatmak, ekonomik baskı altında olabilir. Bu arada, son yıllarda aralıklı protestolara sahne olan İran’da, bu gösterilerin Covid-19 salgının en kötü dönemlerinin atlatılmasından sonra tekrar ortaya çıkma riski çok yüksek

İlgili Makaleler

Bir Cevap Yazın

Başa dön tuşu
%d blogcu bunu beğendi: