Uluslararası Araştırma Merkezleri Tarafından Yayınlanan En Önemli Araştırmalar Nisan/2020

İçindekiler:

1. Stratfor: 2020’nin kötü başladığı Mısır’da Covid-19 tehlikesi

2. RAND Merkezi: Covid-19’un Ortadoğu’ya ekonomik engelleri ve ABD ulusal güvenliğine etkileri

3. Amerikan Enterprise: Irak milislerini yenmek için, Irak’tan ve ulusal kimliğinden çıkarılması gerekiyor

4. Suudi Arabistan’daki turizm sanayi karantina altına alınıyor

5. Council on Foreign Relations: Dünya Koronavirüs krizi ortasında İdlib felaketini hafifletebilecek mi?

6. Jerusalem Center for Public Affairs (JCPA): Lübnan Koronavirüs Tehdidi Altında Boğulurken ABD Dolarının Yükselişi

7. Stratfor: Irak’taki ABD Stratejisi Tersine Dönebilir

8. Ortadoğu Enstitüsü: İran’ın Ortadoğu ve ötesindeki sıradışı ittifak şebekesi

9. Chatham House: Covid-19: Irak'taki Güvenlik Açığı ve Irak’a Etkilerinin Değerlendirilmesi

10. Chatham House: İran Savaşı’nın gölgesinde Covid-19

11. Suudi Arabistan Yemen'de Yeni Bir Ateşkes Daha Uygulamaya Çalışıyor

1.Stratfor: 2020’nin kötü başladığı Mısır’da Covid-19 tehlikesi

Covid-19’un ekonomiye yansımalarının artmasıyla beraber, Kahire yönetimi, özellikle sanayi ve turizm alanında vergi yükünü azaltmaya gitti. Bunların olmasına rağmen, turizm gelirlerinin azalması ve üretilen ürünlere küresel talebin azalması, özellikle de sanayi ve turizm alanında çalışan Mısırlılar üzerindeki ekonomik baskıyı derinleştirdi.

Covid-19 ve petrol fiyatlarının düşmesi, sürekli devam eden küresel ticaret savaşları gibi dış faktörler, Mısır’ın ekonomik kazançlarını tehdit ediyor. Bu da Sisi yönetiminin kendisini, ekonomi ve siyasi istikrar kalesi olarak sunmasının elini zayıflatıyor.

Bu olaylar, Sisi yönetiminin iktidarını zayıflatıyor. Bu da zaman geçtikçe maddi sıkıntı çeken Mısırlıları muhalif olmaya itiyor. Özel sektöre giren emekli veya muvazzaf subaylar, yabancı yatırımcı ile tüketici arasındaki korkular üzerinden bu dinamiği hızlandıracaktır. Nitekim, ordunun özel sektör üzerinde büyük bir etkisi var.

2.RAND Merkezi: Covid-19’un Ortadoğu’ya ekonomik engelleri ve ABD ulusal güvenliğine etkileri

RAND Araştırma Merkezi, Covid-19’un Ortadoğu’ya etkilerine ilişkin bir makale yayınladı.

-Covid-19’un, özellikle Ortadoğyu olmak üzere dünya genelinde ekonomiye büyük bir etkisi olacak. Nitekim, petrol fiyatları düştü eş zamanlı olarak. Bu salgının ekonomik etkileri, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını olumsuz yönde etkileyecek.

Ulusal güvenlik planlayıcıların idrak etmesi gereken ekonomik engeller:

-Ortadoğu ekonomisine büyük yansımalar.
-İran zayıflığının artması.
-Irak ve Lübnan’da istikrarsızlığın artması. Irak’ta, petrol fiyatlarını düşmesi tek başına yıkıcı iken, Covid-19 sebebiyle yerel üretimin yüzde 5 oranında ve din turizmi de azalacaktır. Bu durum, risklerle dolu güvensiz bir siyasi zemini ortaya çıkaracak. Bu aşamada, hükümetin gençlere iş fırsatları sunamaması ve istihdam sağlamadaki yetersizliği artacak. Bu durum, DEAŞ’ın ve diğer örgütlerin kalıntılarının hareket alanını artıracak.

Ancak Lübnan’a gelince, uluslararası taksir beraberinde finansal bir krizin içinde. 1 buçuk milyon Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapan ve siyasi istikrarsızlıkla yüzleşen Lübnan’da bu krize nasıl mücadele edeceğine dair net bir vizyonu yok gibi görünüyor.

-Pek çok Ortadoğu ülkesindeki küçük ve orta düzeydeki projeler çöküşe geçecek. Çoğunun bölgenin gelecekteki ekonomisine kritik bir rol oynaması beklenen küçük ve orta düzeydeki şirketler (Çin’deki olduğu gibi), Körfez İş Birliği Konseyi’nin müdahale etmemesi halinde yok olacak. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Çin’deki uygulamayı aynı şekilde uyguluyorlar. Tıpkı Çin’de olduğu gibi küçük ve orta düzeydeki projelere teşvik paketleri hazırlıyorlar. Mısır, Ürdün ve Lübnan gibi küçük ve orta düzeydeki projelerin çok önemli görüldüğü ülkelerde aynı desteğin sağlanması çok daha zor hale gelebilir. Suudi Arabistan, bölgesel komşularını finansal kriz sırasında destek vermeye hazır olduğunu gösterdi. Bunu yapması, Suudi Arabistan’a bölgedeki etkisini arttırma gücü verebilir.

-Mülteci ve iç göçmenlerle ilgili riskler artacaktır. Zaten ekonomik anlamda istikrarı olmayan mülteci ve göçmenler nedeniyle Ortadoğu’daki ekonomik durgunluk daha da artacak. Buna ek olarak, insan yoğunluğu ve salgının yayılmasının önüne geçilmesi gibi zorluklardan dolayı bu topluluklar Covid-19’dan daha kötü etkilenecek. Bu durum, bu toplumlardaki istikrarsızlık ve radikalizm için yeni bir kaynak olacak. Nitekim, bazı grupların Covid-19’u bu amaç için kullanmak istediğine dair belirtiler var. Bu durum, yeni bir jeopolitik çatışmaya yol açabilir. Nitekim sayıları gün geçtikçe artan bazı mülteciler, Türkiye sınırı üzerinden kaçmak istiyor.

- ABD’ya yönelik Ortadoğu’daki güvenlik taahhütlerini yerine getirme konusunda baskılar orta vadede artacak.

-Rusya ve Çin için genişleme/nüfuzunu arttırma fırsatları artacak.

3.Amerikan Enterprise: Irak milislerini yenmek için, Irak’tan ve ulusal kimliğinden çıkarılması gerekiyor

Amerikan Enterprise, Irak milislerinin nasıl yenileceğine ilişkin bir makale yayınladı:

-İran destekli milislerin yol açtığı büyük askeri problemler bulunmaktadır. Bazı milisler, Irak toplumunda kanser etkisi yaratarak, Irak ulusal egemenliğini yavaş yavaş bitiriyor. Irak’taki ABD stratejisi bazı temel sorunlardan dolayı zayıflamıştır. O sorunları şöyle sıralamak mümkün:

-Birincisi, aktif bir etkisi olmayan pratik bir stratejinin bulunmaması, Hizbullah ve Ehlü’l Hak gibi bazı grupların kendisini milli ve Iraklı vatansever bir kimlik sunmasına yol açtı. Aslında bu gruplar emir ve talimatları Kasım Süleymani gibi yabancılardan alıyordu. Bu da Irak çıkarları doğrultusunda hareket etmediklerini doğrulamaktadır.

-İkincisi, ABD’nin tüm Şii milis gruplarıyla ilgili aynı kefeye koyması, Hizbullah gibi grupların meşruiyetini yok ediyor.

-ABD ve müttefikleri iki grup arasında net bir ayrım yapmadığı ve Sistani’nin diğer gruplara verdiği meşruiyetin, İran destekli grupların aynı şekilde talepte bulunmasını engellemediği müddetçe, esasında İran’a bağlı olan bu grupların kendilerini Iraklı, milli ve vatansever olarak sunmalarına yol açacak.

-ABD politika yapıcılarına gelince; Bedir Örgütü, Hizbullah Tugayları ve Ehlü’l Hak gibi grupların meşruiyetinin yok edilmeden saldırı düzenlemesi, bu grupların kendilerini kurban, ABD’nin Irak’a düşman olarak göstermesine yol açacaktır. Bu da grupların kendi alt yapılarını güçlendirmelerine sebep olacaktır. ABD’li yetkililer Sistani’nin 2014’deki fetvası ile oluşturulan gruplara saygı ile yaklaşması halinde, İran Devrim Muhafızları’nın 10 yıldır oluşturduğu parazit grupların Irak vatandaşlarının gözündeki meşruiyetini yok edilebilir. Bu ayrım gerçekleştiği anda, Iraklılar, İran destekli Şii milis gruplarının yok edilme girişimini destekleyeceklerdir.

4.Suudi Arabistan’daki turizm sanayi karantina altına alınıyor

Stratfor, Suudi Arabistan’daki turizm sanayinin karantina altına alınmasıyla ilgili bir makale yayınladı:

-Suudi Arabistan Hac İşleri Bakanı Muhammed Bantan, bu yıl ilk kez Hacc’ın iptal edilebileceğini belirtti. Suudi Arabistan Krallığı, virüsün daha fazla yayılmaması için Müslümanların kutsal şehri olan Mekke’de 24 saat sokağa çıkma yasağı ilan etti.

-Riyad yönetimi şimdi, Hac turizminden elde edilen gelirlere bağımlı olan Suudilerle bir kriz yaşayabilir. Nitekim, bu kesim olağanüstü sağlık önlemleri azalınca işine devam edecektir. Özellikle Suudi Arabistan yönetimi 2030 vizyonunda Hac turizminde senelik 30 milyon ziyaretçiye yükseltileceğini vaat etmişti.

-Turizm sektörüne ek olarak, Riyad genel kapatma eylemlerinden dolayı zarar gören hizmet ve sanayi sektörü çalışanlarına destek vermek durumunda kalacaktır. Ekonomik destek çalışmaları, kısmen devlet ekonomisini besleyen göçmenlere fayda sağlayacaktır. Yüksek ihtimalle, vergi ve harçlardan feragat etmek ve devlet bankalarından doğrudan finansal destek sağlamak ve vizelerin uzatılması şeklinde olacak. Nitekim, Suudi Arabistan, Rusya ile petrol savaşı nedeniyle bütçede bir sarsılma ile karşı karşıya. Yüksek ihtimalle, Riyad Covid-19 krizinden etkilenenleri desteklemek için daha fazla finansal rezervlerini kullanmak durumunda kalacak.


5. Council on Foreign Relations: Dünya Koronavirüs krizi ortasında İdlib felaketini hafifletebilecek mi?

Council on Foreign Relations CFR (Dış İlişkiler Konseyi), dünyanın İdlib felaketini hafifletme rolüne ilişkin bir makale yayınladı:

-Rusya ile Türkiye arasında Mart ayında yapılan ateşkes anlaşması, bazı şiddet olaylarını durdurdu. Ancak İdlib’deki siviller Koronavirüs salgının nedeniyle varoluş tehdidi ile karşı karşıya. Virüsle mücadele çok zor olacak, zira Esed rejiminin gelişigüzel bombardımanından dolayı, özellikle de kuzeybatı bölgelerindeki sağlık kurumları dahil olmak üzere alt yapı tamamen yok olmuş durumda. Kamplardaki yığılma ve temiz suyun ulaştırılamaması sivil halkın önünde sosyal mesafeyi korumak ve virüsten korunmak için temizlik kaynakları edinme yönünde çok daha az bir fırsat bırakıyor.

-İdlib daha çok dış yardımlara muhtaç. Ancak bu yakın zamanda pek mümkün görünmüyor. Halihazırda sınırdaki yardım kuruluşlarının yaptığı yardımlar, bu yükleri biraz hafifletecekken, Çin ve Rusya Güvenlik Konseyi, yardımların fazlalaştırılması kararını reddetti. Güvenlik Konseyi’ne göre sınır ötesi yardımlar 10 Temmuz’a kadar gerçekleştirilebilir. Ancak buna rağmen, analistler ABD’nin diğer üye ülkelere baskı yaparak, yardımların bu süreçten önce ulaştırılmasına gücü var. Ancak bu yardımlara öncelik eden ABD ve diğer güçler, zaten bu felaket ortamında Koronavirüs tehdidi altında. Bu nedenle uzmanlar, İdlib’da virüsün yayılacağını belirtiyor.


6. Jerusalem Center for Public Affairs (JCPA): Lübnan Koronavirüs Tehdidi Altında Boğulurken ABD Dolarının Yükselişi

JCPA, Lübnan’daki Koronavirüs salgınıyla ilgili bir makale yayınladı:

- Covid-19 salgını Lübnan'daki kırılgan siyasi yapıyı daha da istikrarsız hale getirdi. Dolayısıyla tüm gözlemciler için açık olan tezi doğruladı: Hizbullah iktidarın gerçek aracısıdır: iktidarı kontrol eder, kukla hükümetini kendi iradesine ve siyasi hedeflerine göre hareket ettirir.

-Gerçekte, Koronavirüs’ün yayılması Hizbullah’a büyük oranda yardım etti; tüm karşıt gösteriler ve protestolar, Koronavirüs’le mücadele gerekçesiyle sona erdi. Nitekim, halka açık yerlerdeki muhalif kampları yasaklandı. Bir başka deyimle, Hizbullah, 2019 Ekim’den bu yana protestoları bastırmayı başaramazken, Koronavirüs bunu başardı.

-Koronavirüs ve ekonomik kriz, Lübnanlılar için iki ana düşman.

-Covid-19 testi için Lübnanlı bir vatandaş 90 dolar ödemek zorunda iken, yasa dışı çalışan yabancı bir vatandaş ise 500 dolar ödemek durumunda. Bu rakam ise çoğu Lübnanlı veya yabancı için ödemesi imkânsız bir rakam. Aynı zamanda bazı güçlü isimler, bankaların yardımıyla son 3 ay içinde 6 milyar dolardan fazla miktarı yurt dışına kaçırmayı başardılar. Nitekim, olağanüstü yasaları tanımayan bu isimler, Ekim’den sonra açılan ‘yeni hesaplara’ haftada bin dolardan fazla çekilme yasağına uymayarak para aktardı. Ayrıca devlet, bankalardaki döviz yetersizliğinden dolayı ATM’lerden döviz çekmeyi yasakladı. Devletin desteklediği ya da kendi yaptığı ithalatlar dışındaki tüm ithalat işlemleri durduruldu.

-Başbakan Hasan Diab’ın günlerinin sayılı olduğuna dair genel bir algı var. Sisyasi sistem için söz verdiği reformlar gerçekleşmediği gibi, yolsuzlukla mücadele (kaçırılan paraların üstüne gitme) durdu. 1989’da Taif’te kararlaştırılan mezhepsel yapıya dayalı olan rejimi sona erdirme sözü de gerçekleşmedi.

7.Stratfor: Irak’taki ABD Stratejisi Tersine Dönebilir

Stratfor, Irak’taki ABD stratejisine ilişkin bir makale yayınladı.

-ABD, özellikle Tahran’la yakın bağlantıları olan Iraklı milislerin kontrol edilmesinin, İran’ın bölgedeki nüfuzuna etkisini azaltacak. Ancak Hizbullah Tugayları veya Irak’taki diğer askeri örgütlerin etkilerini önlemek olağanüstü bir tehlikedir. Her ne kadar devlet desteğinin derecesi değişiklik gösterse de bu milislerin Irak siyaseti ve toplumu üzerinde büyük bir etkisi var. Bu milisler Bağdat’taki güvenlik ve hükümet güçlerinin ana bileşeni haline gelmiştir. Bunun anlamı da Irak hükümetinin milislerin Amerikan hedeflerine her saldırmasında siyasi bir bedel ödüyor.

-Irak hükümetinin, milis gruplarının ABD bombardımanlarına ve yaptırım tehditlerine karşılık vermesine ilişkin savunan beyanlar yayınlamasına şaşırmamak gerek. Bu arada Washington, uzun vadede askerlerini azaltma hedefiyle, güçlerinin konumlarını yeniden değiştiriyor.

-ABD’nin sürekli olarak yaptırım tehdidinde bulunması, zaten kırılgan olan Irak ekonomisini zedeliyor. Nitekim, Irak ekonomisi petrol fiyatlarının düşmesi ve Covid-19 salgının nedeniyle derin çekişmelerle karşı karşıya.

-Salgının kesin bir sonu olmaması ve ekonomik etkileri nedeniyle devam eden küresel sağlık ve ekonomik kriz, Irak hükümetinin bütçe dengesini sürdürme, temel hizmetlerin işleyişini tehdit etmektedir. Ayrıca, enerji ve elektrik sektöründe yapısal değişiklikler yapabilme gücünü tehdit ediyor.

-Enfeksiyonun yayılması korkusuyla evlerinde kalan insanlardan dolayı, Bağdat yönetiminden şikayetçi olan kesim son haftalarda sokağa çıkmayı azalttı. Ancak, mevcut sağlık krizinin son bulması halinde, Irak’ta yaz aylarında elektrik ve su sıkıntısı nedeniyle protestolar tekrar canlanacaktır. ABD Hizbullah ve İran destekli diğer Iraklı milislerine yönelik bombardımanlarını yoğunlaştrrırsa, ABD ve İran arasında kalmaktan bıkan Iraklılar, öfkelenirse Irak yönetimi, daha fazla protesto riski ile karşı karşıya kalabilir.

-Irak’ın ciddi ekonomik ve politik risklerle mücadele ettiği bir dönemde, baskının tırmandırılması seçeneği, negatif sonuçlarla sona erebilir. Nitekim, ABD’nin İran nüfuzunu kontrol etme hedefiyle verdiği savaş Irak’ın daha az kabul gören bir müttefik haline gelmesiyle sonuçlanabilir. Ancak aynı zamanda, Irak merkezli terörle mücadelede, devam eden küresel mücadelede ABD talimatlarına daha az itibar eden bir müttefik haline gelecektir.

8.Ortadoğu Enstitüsü: İran’ın Ortadoğu ve ötesindeki sıradışı ittifak şebekesi

Ortadoğu Enstitüsü, İran’ın Ortadoğu’daki ittifak şebekesine ilişkin bir makale yayınladı:

-İran İslam Cumhuriyeti’nin sıradığı ittifakları büyük ölçüde genişlemektedir. 2020’daki Kasım Süleymani sonrası İran operasyonları genişliyor. Generel İsmail Gani ve Hüzeyinzade Hicazi’nin Kudüs Gücü liderliklerine hızlı bir şekilde atanması, bu ittifakların sistematik olarak işlediğini göstermektedir. Bu durum, Ayetullah Hamaney’in ABD’den intikam almayı taahhüt etmesinin ötesinde bir durum. İran’ın ittifak şebekesini genişletme çabaları, Washington-Tahran arasındaki çatışma kurallarına aykırı davranan Trump yönetimine karşı bir yanıtı teşkil ediyor. Bununla birlikte, İran’ın artan batı ve bölgesel muhalefeti karşısında durması siyasi başarısızlık ya da kötüye giden bir güvenlik sistemi çıkması ile sonuçlanmamalıdır. Ancak Washington’ın mevcut yaklaşımını değiştirmesi gerekebilir. Nitekim, mevcut yaklaşım, İran’ı sıradışı ittifaklara daha çok bağımlı hale getiriyor.


9.Chatham House: Covid-19: Irak'taki Güvenlik Açığı ve Irak’a Etkilerinin Değerlendirilmesi

Chatham House, Koronavirüs’ün Irak’ta yayılmasıyla ilgili bir makale yayınladı:

- Yıllardır süren çatışma, yapılan yolsuzluklar ve kötü yönetim nedeniyle Irak kamu sağlığı sistemi çöktüğü için, Covid-19 kırılgan olan siyasi rejim için başka bir tehdit oluşturuyor.

-Irak Sağlık Bakanlığı, çoğunlukla belirlenmiş kamu hastanelerine giden ve şüpheli alanlarda toplum temelli bir teste tabi tutulmuş hastalara dayanıyor. Koronavirüs tanısı koymak için gönüllü olarak muayeneye gelmek, vatandaşlar ve devlet kurumları arasında bir güven düzeyi olmasını gerektirir. Ki bu tarihsel olarak en düşük düzeydir. Bu 17 yıllık güven boşluğu, Irak'ın Covid-19'a karşı faaliyetlerini şüpheli hale getiriyor.
- Bazı sosyal ve siyasi faktörler Irak'ı Coronavirüs'e karşı benzersiz bir şekilde savunmasız hale getiriyor. Irak’ın savunmasızlığı, doğrudan salgının merkez üssü olan İran'la olan sosyal, dini ve ekonomik bağlantıları ile ilgilidir.
- Irak'ın Covid-19'a verdiği mücadeledeki en büyük zorluk, devlet ve toplum arasındaki ilişkilerin dramatik biçimde bozulması. Araştırmalar, toplumun kamu sağlık kurumlarındaki yolsuzluk ve militarizasyon nedeniyle derin bir güvensizlik içinde olduğunu ortaya koyuyor. Son zamanlarda yayınlanan bazı videolarda, sağlık ekiplerinin tespit edilen veya şüphelinelen vakaların bulunduğu evlere gittiğinde - özellikle kadınların - hastaları sağlık çalışanlarına teslim etmeyi reddettiği görüldü. - Yerel ve uluslararası medya, karantinaya karşı bu isteksizliği sosyal veya aşiret standartları meselesi olarak yorumlasa da, bunun asıl sebebi ailelerin devlete duyduğu güvensizlik ve karantina sürecini tutuklama sürecine benzetmeleridir.
- Koronavirüs Kriz Yönetimi, federal polis sokağa çıkma yasağı ve karantina uygulamak için Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparken; bu yasağın uygulanması için sağlık kurumları ve güvenlik güçleri arasında da yakınlaşma yaşanmıştır. Bu durum, endişe verici bir şekilde, göstericileri ve sivil toplum aktivistlerini şiddetle baskı altına alan güvenlik kurumunun; Irak'ın Covid-19'a karşı mücadelesini desteklediği anlamına geliyor.

10.Chatham House: İran Savaşı’nın gölgesinde Covid-19

Chatham House, Koronavirüs ve İran savaşına ilişkin bir makale yayınladı:

- İran İslam Cumhuriyeti birçok zorluğun üstesinden gelse de Covid-19 ülkenin zaten kırılgan, ciddi şekilde yaptırıma uğramış ekonomisi üzerinde eşi görülmemiş bir baskı oluşturuyor ve aynı zamanda uluslararası gerilimler ortasında iç siyasetinde de boşluklar ortaya çıkarıyor.

- İran yönetimi ile ilgili olarak, İran ve Irak siyasetlerinin en etkili ve belirleyici dönemi; iki ülke arasındaki savaştı. Bu süreç, siyasi ideolojisini, güvenliğini, iç politikasını ve uluslararası ilişkilerini etkiledi. Yarım milyondan fazla İranlı öldürüldü, tecrit ve paranoya duygusu dini lider Ali Hamaney de dahil gibi birçok üst düzey yetkili arasında yayıldı.

- Covid-19 krizinin, benzeri görülmemiş bir zayıflık döneminde İslam Cumhuriyeti üzerindeki baskıyı artıracak derin sonuçları olabileceğini kabul etmek gerekiyor. Bu krizden önce bile, İran hükümeti yaptırımları ekonomik bir savaşa bağladı ve bu da gelecekte yapılacak olan müzakereleri yaptırımların gevşetilmesine şartlı hale getirdi.

-Avrupa ülkeleri, ABD Kongresi'nin bazı üyeleriyle birlikte, Trump yönetimine insani gerekçelerle yaptırımları hafifletme çağrısı yaptı. Washington istikrarlı yaklaşımını sürdürürken, İran'ın hamlesini "Yaptırımların hafifletilmesi için sahtekarlık" olarak nitelendirdi. Almanya, Fransa ve İngiltere yaptırımların üstesinden gelmek için insani ticarete olanak sağlayan INSTEX mekanizması kapsamında İran'a 5 milyon dolar yardım sundu.

-Koronavirüsün İran toplumu üzerindeki etkisi henüz belli değil. Ancak yaptırımlar, insanlar üzerinde ağır bir ekonomik ve psikolojik yük oluşturmuş durumda. İran ve ABD tarafından terk edilme duygusu, çelişkili ve bağımsız ve ulusal bir içgüdü ile sonuçlanabilir.

-Sosyal sözleşme, güvende bir düşüş olduğunu gösteriyor. Ulusal seferberlik ve savaşı anımsatan birlik çağrısı olmaksızın İranlılar, gönüllülüğe öncülük ederek, sivil toplum hareketinin devamını sağladılar.

-Covid-19, Tahran ve Washington arasındaki gerginliğin armasına yol açtı ve mecbur kalınması halinde yeni anlaşmaların kağıt üzerinde olmayacağını ortaya koydu. Irak ve Yemen'de askeri mübadeleler devam ederken ABD ve İranlı liderler olası bir tırmanışa yönelik tehditler savurdu.


11.Stratfor: Suudi Arabistan Yemen'de Yeni Bir Ateşkes Daha Uygulamaya Çalışıyor

Stratfor, Suudi Arabistan Krallığı’nın Yemen’deki çabasıyla ilgili bir makale yayınladı:

-Hem Suudi Arabistan hem de Yemen'deki kötüye giden Covid-19 salgını her iki ülkeyi de askeri kaynaklarını korumaya itiyor.

-Ancak, kalıcı ateşkes, Yemen'de giderek azalan koalisyon çabaları karşısında her fırsatta askeri güçlerini gösteren isyancı Husilerin kabulüne bağlı olacaktır.

-Husiler, bir sonraki müzakere turunda siyasi tavizler talep edecek konuma geldiler. Bu nedenle, özellikle Riyad'ın Yemen'e müdahalesini sürdürme konusundaki isteğinin zayıfladığını gördükleri için, bu siyasi nüfuzun korunmasını sağlamak adına Suudi liderliğindeki koalisyon güçlerine saldırmaya devam etmeyi seçebilirler.